Gazim ne diyor?
07.07.1995 – Kuzey Irak Metina Kampı'nda Yaralanışımın 31. Yıldönümü
Değerli arkadaşlarım, kıymetli kardeşlerim, sevgili dava arkadaşlarım...
Bugün 7 Temmuz 2026.
Tam 31 yıl önce, 7 Temmuz 1995 tarihinde Kuzey Irak'taki Metina Kampı bölgesinde ağır yaralandım.
Bugün, yaralanışımın 31. yıl dönümünü yaşıyorum.
Aradan geçen onca yıla rağmen adalet ve hak arayışımız hâlâ devam ediyor. 3713 sayılı Kanun kapsamında açtığımız davamız Anayasa Mahkemesi'nde, 2330 sayılı Kanun kapsamında açtığımız davamız ise istinaf aşamasında devam etmektedir.
31 yıl önce ağır yaralanan bir insan olarak şuna bütün kalbimle inanıyorum:
Rabbim o gün bana yeniden bir ömür nasip etti. Belki de bunun en önemli sebebi, bugün siz değerli gazi kardeşlerimin hakkını, sosyal medya üzerinden hem siyasi hukukunu hem de adalet mücadelesini birlikte yürütmekti.
Çok şükür 298 kişinin mutluluğuna şahitlik yaptım.
Şimdi 23bin kişiye soruyorum. 11 yıldır hiç değişmeyen yalan furyasında isimler ve resimdekiler haricinde birde büyük harflerle yazılan yalan yazı haricinde 1 pirinç tanesi kadar yol mesafe alınabildimi?
Şıhçılar yağmur duasına çıkanlar siz ne yaptınız?Çok güzel ticari yalan ve söylemlerden başka ?IBAN paylaşıp umut satmaktan başka ?
Bugüne kadar hiçbir zaman kişisel bir menfaat için mücadele etmedim. Mücadelem; hakkı teslim edilmemiş, sesi duyulmayan ve yıllardır adalet bekleyen bütün dava arkadaşlarım içindir.hem siyasi olarak hem hukuki olarak hem de sosyal medyadan bütün yaralı kahramanlarımın haklarını aramaya gayret ettim.
Rabbim güç ve ömür verdiği sürece bu haklı mücadeleden asla vazgeçmeyeceğim.
Karşımda bir ordu duacı teşekkür cü temennici ve IBAN numaradı paylaşıp Umut dağıtan şıhçı takımıda olsa.
Değerli yaralı dava arkadaşım;
Allah birlik ve beraberliğimizi daim eylesin.Bugün bine yakın yaralı gazilerimizin bize güvenmesi ve bizi vekil tayin etmesi onur verici bir durumdur. Bizlere rabbbim hakkın, hukukun ve adaletin tecelli ettiği günleri görmeyi nasip etsin.amin diyerek devam edelim.
Değerli yaralı kahramanlarım;
Denennmiş tekrar denenmez; tecrübe ile sabittir...
Sahte şeyhlerin peşine düşüp yağmur duasına çıkan arkadaşlar; bu hava yağmur yağmaz.
Ben kahvehanede çayı demledim. Acımadan gelin.
Çayı kaçıranları da kahve içmeye bekliyorum.
11 yıldır verdiğim mücadelenin verdiği tecrübe ve bildiğimizin zekatını sizlere aktarmaya 40 yıllık iş hayatım boyunca insanların hikâyelerini dinleyerek öğrendiğim en önemli gerçek şudur:
NGAZETE de Elliye yakın gazimizin hayat hikayesinide yazdım.
Herkes dışarıdan göründüğünden daha büyük bir mücadele veriyor.
Kimi hayatta kalmaya, kimi geçimini sağlamaya, kimi barınmaya, kimi evlenmeye, kimi iş bulmaya, kimi adalet ve hakkını aramaya, kimi de kirasını ödemeye kimiside eşiyle arası bozulmuş düzeltmeye kimiside eşinden ayrılmış nafaka ödemeye kimiside Şıhçıların şovmenlik ve reklam furyasına kapılmış en az 10 kopyala yapıştır yapmaya çalışıyor.
Yine söylüyorum açık ve net:
Bu senede bu hava yağmaz imza Mustafa GAZİM. Nokta.Hadi gidin beni şikayet edin mahkemeye verin.
Bu yüzden, bir insanın ne yaşadığını bilmeden onu yargılamayın. Sorununu dinlemeden bel altı vurmayın. İnsanların en zayıf yerlerinden vurmaya çalışmak ne vicdana ne de insanlığa sığar.yapmayın.
Değerli arkadaşlar Bazen bir tebessümün, bazen sessizliğin,bazende bir selam vermenin bazen de telefonla aramanın bazen de güçlü görünmenin ardında kimsenin görmediği büyük yorgunluklar ve ağır imtihanlar vardır.
Ben de kamuda çalıştığım süre içinde 25 tane kendisini kimliğini bilmeyenler tarafından 8 yıl boyunca, haftanın 5 günü 8 saat sistematik mobbingin en ağırını yaşadım. Bu yaşadıklarım bana bir şeyi öğretti: Bugün Allah'tan başka kimseden korkmam. Çünkü insan yaşadığı en büyük sınavlardan geçtikten sonra, artık hiçbir baskı beni yıldıramaz. Helede şıhçı takımı hiç yıldıramaz çünkü pişkin ve ticari yalan söylediklerini aklını kiraya verenler hariç herkes biliyor. Bu pişkin ve yalan söylediklerini kıymetli gazilerim benimle paylaştığı için bende sizlerle paylaşıyorum.
Birde kıymetli arkadaşlar Dün bana "Abi" diyenler, bugün sırtını dönüp gidenler... Sizleri de unutmadım. Çıkarı ve menfaati için selam verenler, istediklerini aldıktan sonra ortadan kayboldular.sizleride unutmadım. Ben sizin gibi karaktere sahip değilim.Her zaman İstanbul beyefendisi gibi karakteri olgun kendini geliştirmiş,yetiştirmiş. Devlet terbiyesi almış birisi olarak her zaman sizleri affettim
Demem odur ki; insanlara olmayacak umutlar vermek, gerçekleşmeyeceğini bile bile söz vermek ve insanları beklentiye sokmak da en az bel altı vurmak kadar yanlıştır. 4 yıldır aynı ticari yalanlarla nereye kadar yürüyebilinecek?
Kaç yıl daha bu gazilerimizin zamanı ve hak arama heyecanını elllerinden alacaksınız?
Değerli yaralı arkadaşlarım;
Çalışmanın kanun yada yasa veya bir değişiklik maddesi olarak meclis alt komisyonuna gelmeden gelsede oylanıp meclis üst Komisyonu na geçip genel kurula gelmeden nasıl oluyorda 24saatin içinde her an müjde gelebilir yalanını söylerken Alkahtan hiç mi utanılmıyor?
Allah'tan korkan bu yalanı söyleyemez diye düşünüyorum. Sizlere soruyorum 23bin yaralı vatan evladı?
Bir de kıymetli arkadaşlarım...
Daha düne kadar gazilerimizin her sorununda yanlarında olduklarını söyleyen hükümet yetkilileri, milletvekilleri ve bakanlarımız vardı.değilmi ?
Ne olduda birden; silah ruhsatlarımızda yer alan "Gazi" ibaresi kaldırılarak yerine artık "3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu" ibaresi yazılıyor?
Vücudunda şarapnel parçaları ve mermi çekirdekleri taşıyan, antimon ve arsenik gibi ağır metallere maruz kalan yaralı arkadaşlarımızın tedavi gördüğü Keçiören deki Meslek Hastalıkları Hastanesi kapatıldı. Hastalar başka meslek hastalıkları hastanelerine yönlendirildi. Oysa yılların tecrübesine sahip uzman kurul artık yok.
Soruyorum size sahi ne oldu da devlet Demiryolları Hastanesi meslek hastanesi oldu fakat Toksikoloji bölümüne yatışımız ve bir hafta kontrollü tedavi edilişimize ne oldu ?
Burası çok önemli bir konu;
Diğer taraftan, 684 sayılı Kanun Hükmünde Kararname kapsamında elde edilen emsal kararlarımız da, Anayasa Mahkemesinin KHK'lerle ilgili iptal kararlarının ardından emsal hukuki dayanağını kaybetti.
Yani artık gaziler hakkında emsal karar yok.
Çünkü Herkesin yaralanma şekli farklı olduğundan dolayı her yıl raporlarla ilgili yeniden düzenleme yapıldı ve raporlar her yıl hastaneler tarafından. zorlaştırıldı.
Değerli arkadaşlar,Bir kardeşimiz askere gitmeden önce "sağlam" raporu alarak vatani görevine başlıyor. Ancak askerde, terörle mücadele sırasında yaralanıyor; vücudundan mermi geçiyor, şarapnel parçalarıyla yaşamına devam ediyor. Buna rağmen hastaneler tarafından yine "sağlam" raporu veriliyor.
İşte anlatmak istediğim tam da budur. Gazilik unvanının verilmesini kolaylaştırması gereken bir sistem, maalesef şartları daha da ağırlaştırıyor ve süreci zorlaştırıyor.
Bu nedenle söylenen her vaade, her söze hemen inanmayın. Benim amacım sizleri umutsuzluğa sürüklemek, ümitlerinizi kırmak, moralinizi bozmak ya da canınızı sıkmak değildir. Ben sadece açık ve net doğruları söylemeye çalışıyorum.
Ben siyaset yapmayı da, şov yapmayı da reklam yapmayıda beceremiyorum. Ama bunu yapanları da eleştirmiyorum. Hatta başarılı olanları tebrik ediyor, bu emeği verenlere de "helal olsun" diyorum.
Biz ise dün olduğu gibi bugün de doğruları söylemeye ve bu haklı mücadeleyi sürdürmeye devam edeceğiz.
Bütün bunlara rağmen önlemleri alan hükümetimiz. aynı milletvekilleri ve aynı bakanlar; vazife malulü unvanı alamayan arkadaşlarımızın haklarının verileceğini söylüyor ? Sizce nekadar inandırıcı?
Bugün meclisten 1005 sayılı kanunda değişiklik olsa ve geçse bile kaç kişi faydalanebikecek? 100 kişimi ? 300 kişimi ?
500kişimi ? Velevki faydalandı yine 22bin kişi hukuk mücadelesi verecek
Hani noldu 24 saat esasına göre hiç uyumadan yorulmadan yapılan çalışma ?
Kim cevap verebilecek ?
Yıllardır ;
25 kez şehit ve Gazilerimizin haklarını genişletelim diye komisyonda toplantılar yapılıyor, çalışmalar yürütüldüğü ifade ediliyor. Ancak yıllardır bu çalışmalar bir türlü Türkiye Büyük Millet Meclisi Alt Komisyonu aşamasına gelemiyor. Neden?
Ya dua etmesini beceremiyoruz ya teşekkür etmesini yada temennide bulunmasını yada bize yalan söylüyorlar 7 / 24 saat esasına göre hiç yorulmadan diye... Haksızmıyım?
İnsan ister istemez şu soruyu soruyor:
Madem bu mağduriyetin giderilmesi konusunda herkes hemfikir, o hâlde bu düzenleme neden hâlâ Meclisin alt Komisyonuna getirilmiyor?
Ne garip değil mi?
Çayınız kahveniz hazır.
Sahte şıhların. Peşinde. Boşuna zamanınızı vaktinizi öldürmeyin.
Şıhçılara ödediğiniz 11 yıllık aidatla istediğiniz. kanunlardan davanızı açmıştınız olumlu yada olumsuz hak sahipliğiniz belli olmuştu Haksızmıyım.
Her geçen gün. Biraz daha. Ömrümüz tükeniyor. Hakkınızı hak olan Yolda arayın Diye tavsiye ediyorum.
Yazmaya devam edeceğim.
Doğru yerdesiniz herzaman 1 adım öndesiniz .
Doğru adrestesiniz bizi takip etmeye devam edin
Mustafa GAZİM
07.07.1995 yılında, Kuzey Irak'ta Metina bölgesinde meydana gelen sıcak çatışmada yaralanan
İlk müdahalemin ardından helikopterle Van Devlet Hastanesine sevk edilen, Ertesi gün askerî uçakla Etimesgut Askeri Havaalanına, oradan da GATA'ya nakledilerek tedavisi tamamlanan
Tedavimiin ardından da amirlerim bana, "Mustafa Kurubacak, seni çürüğe ayırıyoruz. Eşyalarını topla." demesi üzerine Henüz yirmibir yaşındaydım...Hiç düşünmeden şu cevabı veriyorum
"Ben çürüğe ayrılmak istemiyorum. Ben yeniden görev yerime dönmek, silah arkadaşlarımın yanında olmak ve şehitlerimin emaneti olan bu vatan için görevime devam etmek istiyorum."21 yaşındayım ve O gün karşılaştığım psikolojik savaşın ne olduğunu bilmiyordum.
Tek bildiğim; Hakkari dağ komando Tugay Komutanlığında Asker arkadaşlarımla birlikte olmak.
Belki o gün resmî anlamda gaziliğimi GATA'nın koridorlarında bıraktım; ama inancımı, vatan sevgimi ve mücadele azmimi hiçbir zaman bırakmadım.
İşte bugün, yıllardır verdiğim hak mücadelesinin temeli de o gün atıldı.
Ben yalnızca kendi hakkım için değil; sesi duyulmayan, hakkını arayan ve adalet bekleyen tüm dava arkadaşlarım için mücadele ediyorum.
Çünkü bazı mücadeleler bir gün değil, bir ömür sürer...
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.