Çidem Ayözger Ergüvenç

Çidem Ayözger Ergüvenç

ZAYIF OLMANIN YARAR VE ZARARLARI

Çok üzücü günlerden geçiyoruz. Kış kıyamette deprem felâketine uğramış insanların acıları yüreklerimizi dağlıyor; ilk üç gün bu mahşer yerine dönmüş bölgede çeşitli sorumsuzluk ve beceriksizlikler yüzünden kurtarma çalışmalarının ihmale uğraması, bu nedenle hayda hayda kurtarılabilecek insanların diri diri enkaza gömülmüş olmaları… Zemheri soğuğunda sıcacık yatağınızda yatarken kendinizi göçük altında aç, susuz, ölümü bekler halde bulmanız, yakınlarınızın akıbeti ile ilgili bilinmezler beyninizi kemirirken bir yandan da can derdine düşmeniz nasıl bir duygudur düşünebiliyor musunuz demek istemiyorum düşünebimeyin lütfen diyesim var; böyle bir yazgıdan esirgenmişsinizdir diye umuyorum. Onların şu ya da bu şekilde kurtulmuş olan dışarıdaki yakınlarının umarsız, isyan dolu ve yürek yakan, acılar içinde beyhude bir yardımın gelmesini beklemeleri ile ilgili empati kurabiliyor musunuz? Canlarının, yavrularının, sevdalılarının ve daha kimler kimlerin kurtuluşları için tanrıya yakarırken bir yandan umutlarını yitirmemeğe çalışıp diğer yandan bu dünyadaki en büyük acılara sebep olan tüm fay azgınlıklarından daha da büyük bir öfke ve şiddetle bu ihmallere sebep olanlara okudukları lâneti duyuyor musunuz? Kızılay’ın, şu bizim bildiğimiz, dertlilere derman olan Kızılay’ın ticarete atıldığına şaşırıyor musunuz?

Bu acılı günlerde sizleri biraz farklı bir ortama çekip azıcık da olsa gülümsetebilir miyim umuduyla aşağıdaki yazımı yazıyorum.

Oldum bitti zayıf bir tip olduğum için bu konuda kendimi uzman kadrosunda hissedebilirim… Önce zayıflığın, kuşkusuz kişilik zafiyetinden söz etmiyorum, yararlarını sıralayacağım. Öncelikle zayıf insan banyo yaparken, banyodan sonra ya da deniz kenarında vücuduna krem sürerken daha az metrekare ile uğraşır. Uçakta ya da otobüste yolculuk sırasında yanındaki insan ne kadar toplu olursa olsun sıkışmaz çünkü poposu yanındaki koltuğa taşmaya kalkışmaz; yol arkadaşı onun yerine istemeden sizin koltuğunuza tecavüzde bulunursa da alt tarafı kendini biraz kenara çeker. İki toplu insanın raşitik çocukların oturabileceği ebattaki koltuklara sığmalarının ne kadar güç olduğunu görüyoruz .

Zayıfların toplulara oranla yemek yeme özgürlüğü daha geniştir, istediğini yiyebilir. Yokuş çıkarken ya da hızlı hareket ettiğinde fazla yorulmaz ve terlemez; genellikle toplulara oranla daha çeviktirler. Eğer bu konuda dikkatliyseler genellikle giydikleri onlara yakışır. Yakın park etmiş iki araç arasından rahatlıkla geçer. Ucuzluk zamanı onlar için pek keyiflidir; rahatlıkla kendi bedenlerinde giysiler bulabilirler çünkü bunlara rağbet edenlerin sayıları görece olarak daha düşüktür. Doktora gittiklerinde kendilerine övgüler dizilir; yalnız kadın hastalara jinekologlar aynı cömert kalplerini açmayıp yağ hücrelerinin östrojen ürettiklerini yüzlerine vurur. Bunlar zayıf olmanın artıları.

Gelelim eksilerine, zayıf insanlar kendimden biliyorum bedenine göre mayo ve hazır giyim bulmakta genellikle zorlanır. Küçük beden ürünler genellikle gençlere yönelik hazırlanır. Hem zayıfsanız hem de yaşınızı başınızı aldığınızsa size önerilen giysilere bürünmemeniz gerekir çünkü bedeninize uygun olsalar da yaşınızla ters orantılıdır.

Henüz otuzlu yaşlarımın başındayken zayıf olmam yüzünden ciddi bir aşağılanma yaşadım. Yazlığımızda köyde sağır dilsiz bir komşumuz vardı. Kapı kapı dolaşır, satacağı malları kendine özgü yöntemlerle anlatırdı. Süt için eliyle sağma işareti yapar, yoğurdu anlatırken avucunun içi yere paralel biçimdeyken açık elini sakin bir denizi anlatır gibi dolandırırdı falan. İnsanlardan söz ederken de kadınlar için avuçlarını göğüs bölgesinde sallar, erkekleri anlatırken de bıyığını parmakları ile bükme işareti yapardı. Bizim balkonlarımız bitişik yan komşumuz akça pakça, etine dolgun, güzel bir hanım olarak dilsiz komşumuzun gözdesiydi. Hanım da bütün köy alışverişlerini ondan karşılardı. Yaz sonu geldi komşumuz bizden önce kışlık evine döndü. Bir sabah “Ahraz” olarak kendisinden söz ettiğimiz adamcağız bizim sokağa girdi ve yan komşumun kepenklerini kapalı görünce çok üzüldü; ben de avutmak için o gitti ama ben buradayım, satmak istediğin bir şey varsa alırım diye işaretlerle anlattım. Tepkisini hiç unutamam. Önce eliyle bıyığını bürüyor gibi yaparak ben senin kocan olsam “E bee!” diye bir nidayla bana bir tekme atma işareti yaptı. Benim kocam beni tekmeyle kovmalıymış, neden? Zayıfım diye. Sonra yine işaret diliyle, sen biraz kilo al da komşun gibi güzel ol dedi! Demek ki benden umudunu kesmemiş.

Doktora gittim vücudumun yağ oranının düşük olduğunu söyledi. Yürürken ya da hareket ettiğimde gıcırdamaktan korktum.

Yıllar önce batın ultrasonografisine girdim, doktor bana ekrandan bilgi aktarıyor, bu alttaki çizgi sırt deriniz, arada et ve yağ katmanı yok dedi. Eve gelip eşime durumu anlattığımda doktor neredeyse döşemeyi çekecekmiş diye yorum yaptı. Neyse ki şimdi o halimden daha et, but sahibiyim.

Zayıf olmaya imrenmeyin bakın insanın başına neler geliyor.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.