Cüneyt Şaşmaz
Kırılgan Ateşkes: Yeniden Konumlanma Oyunu?!
Evet, bu ateşkes klasik bir “silahlar sussun, herkes evine dönsün” anlaşması değil.
28 Şubat 2026’da başlayan ve yaklaşık 40 gün süren İran-ABD-İsrail savaşı sonrası (ABD ve İsrail’in İran’a yönelik geniş çaplı hava saldırıları, İran’ın misillemeleri, Hürmüz Boğazı’nın kapanması ve bölgesel yayılma riski), 7-8 Nisan 2026’da ilan edilen iki haftalık şartlı ateşkes, tam bir yeniden konumlanma ve güç mücadelesi arenası haline geldi.
Ateşkesin Katmanları
Kısa vadeli taktik duraklama:
ABD Başkanı Trump, Hürmüz Boğazı’nın “tam, acil ve güvenli” şekilde yeniden açılmasını şart koştu.
İran bunu kabul etti; geçişler İran silahlı kuvvetlerinin kontrolünde olacak.
Bu hamle, küresel petrol akışını hemen rahatlattı, enerji fiyatlarını düşürdü ve ekonomik baskıyı hafifletti.
Ancak ateşkes yalnızca ABD-İran arasındaki doğrudan saldırıları durduruyor.
İsrail’in Lübnan’daki Hizbullah operasyonları devam ediyor ve ateşkes ilanından kısa süre sonra bölgede yeni saldırılar bildirildi.
Müzakere zemini hazırlığı:
Pakistan arabuluculuğunda (İslamabad’da 10 Nisan’dan itibaren görüşmeler) İran’ın sunduğu 10 maddelik plan temel alınıyor.
Bu planda nükleer meselelerin yanı sıra yaptırımların kaldırılması, İran’ın yeniden inşası, bölgesel ateşkes (Lübnan dahil), Hürmüz için “güvenli geçiş protokolü” ve uranyum zenginleştirme hakkı gibi başlıklar yer alıyor.
Trump bunu “çalışılabilir temel” olarak nitelendirdi; fakat her iki taraf da “zafer” ilan ediyor.
İran tarafı, ABD’nin Lübnan’daki İsrail operasyonlarını durdurmamasını ve bazı ihlalleri gerekçe göstererek ateşkesin “mantıksız” hale geldiğini savunuyor.
Stratejik yeniden konumlanma:
- ABD/Trump için:
Rejim değişikliği hedefi (başlangıçta Khamenei’ye yönelik operasyonlar) tam gerçekleşmedi.
Ancak İran’ın nükleer altyapısına ve füze kapasitesine önemli darbeler vuruldu.
Trump “askeri hedeflerimize ulaşıldı” diyor ve iki hafta içinde kalıcı anlaşma peşinde.
Bu, ona “savaşı başlattım, bitiriyorum” imajı verirken, İsrail ile gerilim yaratıyor.
- İran için:
Dayanıklılıklarını kanıtladılar.
Hürmüz’ü kapatarak küresel ekonomiyi sarsma gücünü gösterdiler.
Şimdi masada yaptırımların kalkması, nükleer haklarının tanınması ve bölgesel nüfuzlarını (Hizbullah, Irak milisleri vb.) koruma şansı arıyorlar.
Ateşkes rejime içerde “zafer” naraları attırıyor, ancak ekonomik yıkım ve iç baskılar sürüyor.
- İsrail için:
En rahatsız taraf. Lübnan operasyonlarını sürdürmek istiyor ve ateşkesi “ABD’nin korkaklığı” olarak gören sesler yükseliyor.
Bu durum, ABD-İsrail ittifakında potansiyel çatlaklar yaratıyor.
Neden “Klasik Ateşkes” Değil?!
Bu, Vietnam veya Kore’deki gibi basit bir “hatlar donduruldu” anlaşması değil.
Daha çok Soğuk Savaş tarzı bir yeniden dengelenme:
Nükleer programın geleceği, bölgesel vekil savaşları (Lübnan, Yemen, Irak), enerji yollarının kontrolü, yaptırımlar ve ekonomi, büyük güçler arası (ABD-Çin-Rusya) dolaylı rekabet.
Her taraf “kazandım” diyebilir durumda.
Kısa vadede gerçek kazananlar petrol piyasaları ve lojistik firmaları oldu.
Uzun vadede ise masadan ne çıkacağı kritik:
İran nükleer kapasitesini korur mu, yaptırımlar kalkar mı, yoksa Trump “anlaşma olmazsa bombalar devam” diye masayı devirir mi?!
En Kritik Kırılma Noktası: İsrail-Lübnan-İran Üçgeni
Ateşkes teknik olarak yalnızca ABD-İran direkt çatışmasını durduruyor.
Netanyahu açıkça “Bu ateşkes bizi bağlamaz, Hizbullah’a karşı operasyonlar devam edecek” diyor.
İran’ın 10 maddelik planında “bölgesel ateşkes” (Lübnan dahil) yer alırken, Tahran Hizbullah’ın vurulmaya devam etmesini “ihlal” olarak görüyor.
Buradaki risk yüksek:
İsrail operasyonlarını genişletirse İran “ateşkes bozuldu” diyerek Hürmüz’ü yeniden tartışmalı hale getirebilir veya vekil güçler üzerinden misilleme yapabilir.
Bu da Trump’ı “İran ihlal etti” gerekçesiyle ikinci tur bombardımana sürükleyebilir.
Tersine, İran sert tepki verirse ABD İsrail’i dizginlemek zorunda kalır.
Diğer Potansiyel Kırılma Noktaları (düşükten yükseğe ihtimal sırasıyla):
- Hürmüz trafiği ve olası “geçiş ücreti” tartışmaları.
- Nükleer başlık: İran “zenginleştirme hakkımız var” derken, Trump “hiçbir zenginleştirme yok” diye sertleşiyor.
İslamabad görüşmeleri burada tıkanırsa iki hafta uzatılmaz.
- Yaptırımlar ve yeniden inşa: İran 40-50 milyar dolarlık hasar için yaptırım kalkmasını istiyor; Trump ise “önce taviz ver” pozisyonunda.
Ekonomik Etki
Hürmüz’ün kısmi açılmasıyla Brent petrolü kısa sürede önemli oranda geriledi (savaş öncesi seviyelere göre hâlâ yüksek olsa da).
Çin ve Hindistan tanker filolarını harekete geçirdi, navlun maliyetleri düştü.
Ancak İran için tablo ağır: Enerji altyapısındaki hasar nedeniyle acil 40-50 milyar dolarlık yeniden inşa ihtiyacı var.
Yaptırımlar kalkmazsa bu parayı bulmaları zor.
Sonuç ve Tahminim
Bu iki hafta, aslında “kim kimi daha çok sıkıştıracak” yarışı için bir nefes alma süresi.
Klasik ateşkes olsa herkes rahat uyurdu; bu ise herkesin pozisyonunu güçlendirmek için kullandığı hareketli bir ara dönem.
Büyük ihtimalle kalıcı bir anlaşma çıkmayacak.
Her iki taraf da iç politikada “zafer” ilan etmek zorunda.
Gerçek uzlaşma için dev tavizler gerekiyor.
En olası senaryo: 22 Nisan civarı “genişletilmiş ateşkes + teknik görüşmeler” gibi bir ara formül.
Asıl kararlar ise 2026 yazına sarkabilir.
Kırılma büyük ölçüde önümüzdeki günlerde Lübnan cephesinden gelebilir.
İsrail vurmaya devam ederken, İran’ın tepkisi ve Trump’ın buna yanıtı her şeyi belirleyecek.
Ezcümle:
Bu ateşkes değil; hâlâ çok hareketli bir “yeniden konumlanma” oyunu.
Gelişmeler hızla değişiyor; İslamabad görüşmeleri ve Hürmüz trafiği yakından takip edilmeli.
Cüneyt Şaşmaz
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.