Prof. Dr. Seyithan Deliduman
Herkesin Elinde Nükleer Bomba: Yapay Zekanın Hukuksuz Yükselişi
Yapay Zeka: Nükleer Bombadan Daha Tehlikeli Bir Güç ve/veya Hukuk Neden Hemen Sınır Çizmek Zorunda?!
...
İnsanlık tarihi, her devrim niteliğindeki teknolojinin hem refah hem de yıkım getirdiğini gösterir:
Buhar, elektrik, petrol, nükleer enerji…
Her biri siyasal düzeni, ekonomik güç dengelerini ve hukuku kökten değiştirdi.
Bugün ise zincirin en karmaşık ve en tehlikeli halkası yapay zekâ (YZ) karşımızda duruyor.
YZ, klasik anlamda bir “kaynak” değil; fakat bilgi üretme, karar verme, davranış manipülasyonu ve hatta normatif yapıları etkileme kapasitesiyle petrol veya nükleer enerjiden daha stratejik, hatta daha sinsi bir güçtür.
Nükleer enerji devlet tekelinde, yüksek maliyetli ve uluslararası denetim altındayken; YZ bireyler, küçük ekipler, özel şirketler ve devlet dışı aktörler tarafından bile geliştirilip kullanılabiliyor.
Bu erişilebilirlik, onu sınır tanımaz, yayılmacı ve mevcut uluslararası hukuk araçlarıyla kontrolü neredeyse imkânsız bir tehdide dönüştürüyor.
Neden Nükleer Enerjiden Daha Tehlikeli?
Nükleer yıkım açıktır:
Görünür, yüksek maliyetli ve devlet organizasyonu gerektirir.
YZ ise görünmez ve sinsi bir aşındırma yapar.
Fiziksel yıkım yerine demokratik kurumları, hukuk devletini, insan haklarını ve toplumsal dokuyu yavaş yavaş eritir.
Seçimleri manipüle edebilir, yargı kararlarını çarpıtabilir, kitlesel gözetimi normalleştirebilir, bireyleri etkileyebilir ve otonom silahlarla savaş hukukunu fiilen geçersiz kılabilir.
Tek seferlik bir felaket yerine, hukukun temellerini kemiren kronik bir tehlike üretir.
Uluslararası Hukukun Çaresizliği ve Acil İhtiyaç
Tarih tekerrür eder:
Kimyasal, biyolojik ve nükleer silahlar ancak ağır bedeller ödendikten sonra bağlayıcı sözleşmelere kavuştu.
YZ’de hâlâ böyle bir evrensel çerçeve yok.
OECD ilkeleri, UNESCO’nun Etik Tavsiyesi, AB Yapay Zeka Tüzüğü (AI Act) gibi belgeler önemli adımlar olsa da - özellikle AB Tüzüğü 2025-2026’da aşamalı olarak bağlayıcı yükümlülükler getiriyor - bunlar küresel, yeknesak ve yaptırıma sahip olmaktan uzak.
Parçalı ulusal düzenlemeler (Türkiye’de 2025 Cumhurbaşkanlığı Kararnameleri ve yeni genel müdürlük gibi girişimler dahil) yetersiz kalıyor; çünkü bir devletin sıkı kuralları, diğerinin serbestliğiyle kolayca deliniyor.
Yapay zekâ, sınır tanımadığı için ancak küresel, bağlayıcı bir asgari çerçeve ile dizginlenebilir.
Bu çerçeve acilen şunları içermelidir:
1.Kullanım Alanlarının Net Sınırlandırılması
Özellikle yüksek riskli alanlarda (otonom silahlar, kitlesel manipülasyon, yargı ve seçim sistemleri) açık yasaklar ve katı sınırlamalar getirilmelidir.
2. Net Sorumluluk Rejimi
Zararlarda devlet, üretici/geliştirici ve kullanıcı sorumlulukları ayrı ayrı tanımlanmalı; “kara kutu” sistemler nedeniyle hesap verilemezlik sona erdirilmelidir.
3. Şeffaflık, Denetlenebilirlik ve Açıklanabilirlik
Kritik alanlarda denetimsiz, açıklanamaz sistemlerin kullanımı yasaklanmalı; uluslararası denetim mekanizmaları kurulmalıdır.
En Büyük Tehlike: Bireysel Erişilebilirlik
YZ’yi nükleer enerjiden ayıran en kritik fark budur:
Bir birey veya küçük bir startup, küresel yıkım potansiyeline sahip sistemler geliştirebiliyor.
Mevcut uluslararası belgelerin çoğu “tavsiye” niteliğinde ve sadece devletleri muhatap alıyor.
Devlet dışı aktörlerin bu denli güçlenmesi, uluslararası hukukun özne tanımını ve sorumluluk rejimini baştan düşünmeyi zorunlu kılıyor.
Sonuç: Gecikme, Hukukun Yenilgisidir
Yapay zekâ, geleceğin en stratejik kaynağı olmaya aday.
Denetimsiz bırakılırsa yalnızca ekonomik bağımlılık değil; demokrasi, insan hakları ve hukuk devleti doğrudan tehdit altına girecek.
Nükleer enerji ancak devletlerin elinde tehlikeliyken, YZ herkesin elinde tehlikelidir.
Uluslararası hukuk artık ilke üretme aşamasını çoktan geçti; derhal norm koyma, bağlayıcı sözleşme ve küresel yaptırım evresine geçmelidir.
Aksi takdirde düzenleyici değil, yalnızca hasar tespit eden bir role mahkûm olacaktır.
Son Söz:
Gecikilen her gün, hukuk aleyhine işlemektedir.
Zaman, insan merkezli bir YZ mimarisi inşa etmek için daralıyor.
Prof. Dr. Seyithan Deliduman
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.