Zaman Ve Ortak Akıl

25 yılda devlet olarak da,millet olarak da tanınamayacak hale geldik.

Evet fotoğrafa baktığımızda hayli gelişmiş, değişmiş,alt-üst yapılarıyla modern bir görüntü kazanmış gibi duruyorsak da,yönetiliş biçimimiz,tarzımız,inatlarımız ve korkunç hatalarımızla hırpalanmış bir devlet ve devletten beslenenler hariç,yüzü gülmeyen ve mutsuz, bezgin bir millet yarattık sonuçta. Kavgasız,gürültüsüz,huzurlu geçen günümüz yok gibi.Allah’ın her günü,ülkemizde olup bitenlere şaşmakla,hayrete düşmekle geçiyor ömrümüz. Geçmiş dönemlerde de olurdu arsızlık,hırsızlık, yolsuzluk,suistimal ama yaşadığımız dönemdeki gibisine hiç tanık olmamıştık. Eskiden de zaman zaman çiğnenirdi yasalar, ama hesap vermekten kolay kaçılamazdı.Hele Anayasa ihlaline teşebbüs bile edilemezdi. Edilemezdi çünkü,rahmetli Menderes’e,Zorlu ve Polatkan’a hayatlarıyla ödetmişlerdi bunu.

Oysa günümüzde Anayasa ve yasalar akıllara estiği gibi rahatça çiğneniyor.Anayasa Mahkemesinin kararlarını bile tanımıyoruz artık.Akılalmaz,inanılmaz rezaletler yaşıyoruz, olaylardan sorumlu olanların sorumsuzluğuna ve suskunluğuna tanık oluyoruz milletçe. Alabildiğine haksızlıkları,adaletsizlikleri tiyatro seyreder gibi seyrediyoruz birlikte. Güçlü bir devletin içten çöküşünü,eriyişini, kabile çizgisindeki dış etkilerin,dış güçlerin bize kafa tutmalarını,güya müttefiklerimizin başımızı belaya sokacak tezgahlarda rahatça rol almalarını izliyoruz ibretle.

Hangi birine üzüleceğimizi şaşırdık.Doğal patinaja mahküm terörsüz Türkiye gayretlerine mi,ülkemize trilyon dolardan fazla ekonomik zarar veren,onbinlerce günahsız insanımızın çoluk-çocuk ve ailenin ölümüne sebep olan azılı ve eli kanlı bir teröristin muhatap alınmasına mı,ona İmralı’da villa yapılmasına ve resmi komisyonda görevlendirilmesinin düşünülmesine mi?Güneydoğu’da açılan güya taziye çadırlarında atılan sloganlara,açılan bayraklara mı?Halen milletvekili olan ve Anayasaya sadakat yemini etmiş birinin, dağdaki (ne Mutlu Türk’üm diyene)yazısının kaldırılmasını istemesine mi?Onun gibi düşünenlerin sayılarının az olmadığına mı, Meclis Başkanvekili Pervin Buldan’ın Hakkari ve diğer konuşmalarına mı?Türkiye’de gerçek dostluk ve kardeşliği samimiyetle isteyenler üzülmesinler mi bunlara?

Şunu herkesin bilmesinde yarar var.Türk-Kürt tarihi kardeşliğini çıkarsız,dış güçler tarafından yönlendirilmemiş ve siyasete bulaşmamış haliyle istemeyen kimse olamaz. Bu ülke hepimizindir ve gerçek kardeşliği yaşayacaksak,ülkenin imkanları hepimize fazlasıyla yeter.Ama bu kardeşlik güneşini, özerklik ve ardından toprak talepleriyle bulutlandırırsak,bunun kimseye faydası olmaz. Türk’lüğü aşağılamak,kürtlüğü öncelemek, Anadolu toprakları üzerinde başka bayrakları gezdirmek,hayali ve boş işlerle uğraşmak demektir ki,bu da ülkemize zaman kaybettirmekten başka birşeye yaramaz.Bu topraklar üzerinde kardeşçe yaşayacaksak eğer,Türkiye Cumhuriyeti,Türk dili,Türk bayrağı ve Başkent’i üzerinde,özetle Anayasa’nın değiştirilmesi teklif bile edilemeyecek üç maddesi üzerinde tartışamayız,aksini düşünemeyiz,akıllara getiremeyiz bile.

Şimdi gelelim bizi iyice tahrik eden ve son zamanlarda milleti iyice öfkelendiren dış tehlikelere.Kıbrıs’ta ve Ege’de sadece Türk düşmanlığını hedefleyen senaryolar yazılıyor, güya Nato müttefiklerimiz de işin içinde değil,tam göbeğinde çalışıyor.İtalya ve Fransa Güney Kıbrıs’a harp gemisi hediye ediyor. Almanya,Fransa,Amerika Yunanistan’a savaş uçakları veriyor.Yunanistan bize yakın adaların tamamını işgal ediyor,uluslararası anlaşmaları hiçe sayarak silahlandırıyor.Güney Kıbrıs’ın milli gününde yapılan resmi geçide İtalyan, Fransız,İsrail ve Amerika’lı askerler üniformalarıyla katılıyorlar.Biz bu gelişmelerin tümünü,(izliyoruz-görüyoruz)filan diyerek dplomatik dillerle geçiştiriyoruz.Bunlara da çok üzülüyoruz tabii.Üzülmeyelim mi yani?

Ülkenin çözüm bekleyen hayati sorunları varken,biz milleti aylarca Silivri mahkemeleri, ters kelepçelerle götürülen insanları,terörsüz Türkiye çalışmaları,borsa rezaletleri,yolsuzluk,

usulsüzlük,suiistimal,siyasallaşan yargı haberleriyle meşgul ediyor ve sürekli gündem değiştirip duruyoruz.Yeter artık,bıktık bu bitmez tükenmez siyasi ayak oyunlarından,siyasi tezgahlardan,günlük politik çıkar savaşlarından. Bıktık usandık yahu.Türkiye’nin günlük politikalarla geçirecek vakti yok.İleri hedeflere ve ileri sorunlara odaklanmalıyız.Suudi Arabistan’a asker göndermek gibi bir görevin bizimle ne ilgisi olabilir?Ordumuz misak-ı milli sınırlarımızı korumak ve düşmanı ülkemize yaklaştırmamakla görevlidir.Sınırlarımızdaki mayınları bile kaldırdığımızı unutmayalım lütfen. Kaldırdığımız içindir ki,sınırlarımız yolgeçen hanına dönmedi mi?

İktidarıyla muhalefetiyle kendimize gelelim. Ülkemize yaklaşan tehlikelerin ayak sesini duymuyormuyuz?Dünya ekonomisi,harplerin yarattığı olumsuz şartlar ve yönetimdeki başarısızlıklarımız,bizi daha da üzecek noktalara taşımaz inşallah.Onun için günlük siyasetten vazgeçmeli ve olağanüstü şartlara uygun,derleyici ve toparlayıcı bir politika izlemeliyiz.Zaman daralıyor.Ortak akıl ve zamanın,yaşadığımız dünyanın en önemli değerleri olduğunu da unutmayalım lütfen.

CAN PULAK

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.