Ahmet Levent Öner
Yaşlılık, Nedir, Nasıldır, Neden Ve Ne Zamandır?
Bu günkü kısa yazımı iş hayatı ve işletme biliminden biraz olsun ayrılarak, hayat ve yaşlılık konusunda yazmak istedim. Yaşlılık için en sevdiğim benzetmem onun giderek artan yalnızlık olduğudur. Bizler ebet çok genç yaşlardayken de çeşitli hastalıklara tutulabiliriz, elbet çok genç yaşlarda da emrihak vaki olabilir… benim ölümle ve ölümün yaş tanımadığı ile tanışmam 16 yaşındayken babaannemin, dedemin ve ardından benim çocukluk kahramanım olan anneannemin peş peşe vefatı ile olmuştur. Ancak Lise ikinci sınıfta sıra arkadaşım ve canım dostum olan İzzet AYAYDIN kardeşimin de hemen hemen aynı tarihlerde testis kanserine yakalanarak vefatı ölümün yaş baş tanımadığını genç yaşımda öğretmişti bana.
Yaşlılık yalnızlıktır dememin sebebi elbet anlayacağınız gibi, önce büyüklerimizin, nene, dede, baba, anne, teyzeler olmak üzere bizleri terk etmesi, yaş ilerledikçe de birer ikişer eş, dost, akraba ve arkadaşlarımızın bizlerden ayrılmasıdır. Evet can dostlarım, yaşlılık giderek artan ve derinleşen bir yalnızlık girdabıdır. Bu günkü yazımda yalnızlaşmamızı önleyemese de yaşlanmamızı geciktirecek bazı tespitlerimi sizlerle paylaşmak istiyorum.
Hayat tarzımız ve genetiğimize bağlı olarak vücudumuzun az veya çok yorulması, gücümüzü bizden adım adım uzaklaştırırken, mental gücümüzün de bazen hızlı, bazen daha yavaş bizden kopması hayatın bir gerçeğidir. Genel unutkanlıklar, sevdiğimiz dostların dahi isimlerini zor hatırlama, yaşlılığın geldiğini istesek de istemesek de bizlere yaşatır.
Annem 2023 yılında 96 yaşında vefat etti ve aklı vefatından önceki son on beş güne kadar zehir gibiydi. Annemin dışında da çok sayıda yüz yaşına ulaşmış veya oldukça yaklaşmış insanları tanıdım bu insanların ortak yanları hayattan kopmamış olmaları, yorucu ve sinir bozucu da olsa politika dahil pek çok şeyi takip etmeye çalışmaları, sosyalliği bırakmamaları, evde tek kişi de olsalar çeşitli yemekler yapmaları, daha önemlisi de ciddi birer kitap okuyucusu olmalarıydı. Bunlara ek olarak yaşlanmayı geciktiren bir faaliyet de, okumanın yanında yazı yazmaktır. Unutmayın dostlarım, okumak ve özellikle de yazmak insanları daha geç ihtiyarlatan olgulardır. Yeni beceriler kazanmaya çalışmak da yaşlılığı geciktirir. Her zaman söylediğim gibi, ben 65 yaşımda ud öğrenmeye başladım ve elbette virtüöz olmasam da amatörce ut çalmayı başardım…
Yaşlanma hızını artıran veya azalttığı söylenen yeme içme konularına gelirsek, maalesef bazı doktorlar dahil bir çok moda insanı ve internet ehli “sözüm ona uzmanın” dün “Aman yemeyin” dedikleri hemen her şeyi bir kaç yıl sonra “aman yiyin hiç de ihmal etmeyin” diye reklam ettiklerini görüyorsunuzdur. Bu konuda da benim şahsi kanaatim, ifrata kaçmadıkça “şifa niyetine” yenilip, içilen her şeyin ömrü uzatmasa da azaltmadığı şeklindedir.
Ömrümüze ömür katacak çok önemli bir konu da üretmeyi asla tamamen bırakmamamızdır. Yazımın başında değindiğim okumak ve yazmak bir üretim şekli olsa da, bunlarla yetinmeyin. Tamamen emekli olmaksızın mesleğinizi sürdürün. Çok küçük bedellerle de olsa hatta bila bedel dahi olsa topluma yardım etmek ömürlere ömür katmaktadır.
Nihayet güzelliklerden kopmamak, doğa dahil her güzelliğe takılmak, çiçeği, ağacı, kuşu, kediyi, köpeği candan sevmek güzellikleri adeta solumak, hayattan zevk almayı bırakmamak, erkek veya kadın olalım karşı cins ile flörtten vaz geçmemek inanıyorum ki hepimizin sonu olan ölümün biraz daha geç ve güzellikle gelmesine sebep olacaktır.
Ahmet Levent ÖNER
Altıntepe
22 Ağustor 2026
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.