Cüneyt Şaşmaz

Cüneyt Şaşmaz

Vekil Kalan Ezilir!

Bugün aslında dün’dü.

Mustafa Kemal Atatürk, 6 Mart 1922’de şunu söylemişti:

“Hangi istiklâl vardır ki, ecnebilerin nasihatleriyle, ecnebilerin planlarıyla yükselebilsin?!

Tarih böyle bir hadiseyi kaydetmemiştir.”

Söz yüz yılı aşkın.

Manası bugün.

Öncelikle…

Büyük devlet size plan yazar, nasihat verir, sonra gider.

Giderken de faturayı yerelde bırakır.

Amerika kaçıyor.

Kaçışını “strateji” diye satıyor.

Ukrayna, Polonya ve Baltıklar Avrupa’ya emanet ediliyor.

Washington Doğu Avrupa’daki rotasyonları kesiyor, birlikleri azaltıyor, “kendi güvenliğinizi siz üstlenin” diyor.

Avrupa bu yükü kaldırmıyor.

Kaldıramadığını herkes görüyor.

Bu yüzden Kiev, Varşova ve Baltık başkentleri panik içinde.

Emniyet kemeri çözülmüş uçak gibi:

Hâlâ havada, ama motor kesildi.

Uzak Doğu AUKUS hattına bırakılıyor.

Japonya ve Güney Kore’nin önü açılıyor; bütçe, sanayi, silah, manevra alanı.

Tayvan ayrı ve en kırılgan dosya.

Zorla işgal kadar, pazarlıklı ve “barışçıl” görünen bir devir de konuşuluyor.

Adada buna taraftar olanlar da var.

Unutulmasın.

Ortadoğu’daki Arap ortakları bölgesel güçlere devrediliyor.

Suudi Arabistan–Türkiye–Pakistan eksenindeki savunma mutabakatı bu tablonun parçası.

ABD çekilirken emir verebildiği büyük devletleri kullanıyor:

Türkiye, Pakistan, Suudi Arabistan, Mısır.

İş bitsin, iz silinsin istiyor.

Vietnam ve Afganistan’dan çekilirken olanlar tekrarlanıyor.

Eski Kürt işbirlikçileri “kurtarılacakmış” gibi anlatılıyor.

Götürmek istemiyor.

Bundan sonra silah, para, himaye yok.

Türkiye’deki Çerçeve Yasa -Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun- bu tasfiyenin hukuki zemini.

Nitekim…

Aynı mantığın Irak ve Suriye’ye yayılması tesadüf değil.

Amaç sahayı terk ederken kargaşayı başkasının omzuna yıkmak.

İsrail farklı kategori.

Emir alan değil, Washington’daki dengeyi zorlayan aktör.

Bu yüzden onu hasımlarıyla barıştırıp düzenli çekilme planı yazılamıyor.

İçerideki siyasi etki buna izin vermez.

Netice:

Destek sürer, maliyet artar.

ABD’nin kasası, dikkati ve itibarı erir.

Bazı hesaplarda Amerika posaya döndüğünde nüfusun bir kısmının “güvenli limanlara” kaydırılacağı konuşulur.

Bunu abartı sanan, son yirmi yılın ittifak ekonomisine bakmamış demektir.

Hal böyleyken…

Asıl bomba ekonomi.

ABD savaşını ve açığını tahville çeviriyor.

Tahvili artık eskisi gibi herkes almıyor.

On yıllık faiz yüzde 4,8 civarında; otuz yıllık yüzde 5’in üzerinde.

Borcun çevrilmesi zorlaşıyor.

Yakın vadede resmi temerrüt kesin değil.

Demem o ki:

Kontrollü küçülme olmazsa kontrolsüz çöküş kapıda.

Demem şu ki:

Dünya hazineleri altın topluyor.

Rastgele değil.

Washington da biliyor.

Bu yüzden her yerden çekiliyor.

Küçülme hazırlığı.

İçe çöküşün faturasını dışarıya, müttefike, vekile kesme hazırlığı.

Rusya yoruldu, ABD yoruldu.

Bu yüzden taktik nükleer “seçenek” dili geri geldi.

“Sınırlı kullanım” masalı.

Yerel bir çatışma bir gecede küresel olur.

Bir batı başkentindeki mali şok zinciri kilitler.

Taktikten stratejiye giden merdiven kısa.

Merdivenin başında durduğunu sanan yanılır.

Belirsizlik çağındayız.

Ayı çıkabilir.

Taş düşebilir.

Atatürk’ün uyarısı netti:

Yabancı planla yükselen istiklâl yoktur.

Ezcümle:

Bugünün uyarısı da net:

Vekil kalan ezilir.

Hazır olan ayakta kalır.​​​​​​​​​​​​​​​​​​​​​​​​​​​​​​​​​​​​​​​​​​​

Cüneyt Şaşmaz

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.