Çidem Ayözger Ergüvenç

Çidem Ayözger Ergüvenç

RÜZÂR DÜŞÜNDÜ

Bugün pek sakin bir havamdayım. Bırakın görev duygusuyla çalışıp,  bulutları kovalayarak onları gerekli yerlere taşımayı falan, kimseye şaka yapmak bile içimden gelmiyor. Ne durup dururken şöyle bir üfleyip hanımların saçlarını bozmak istiyorum, ne yaşlı beylerin başlarından şapkalarını uçurmak. O kadar ki en yakın arkadaşım denizle bile uğraşacak keyfim yok. Oysa denize sataşmayı pek severim. En iyisi biraz canlanıp onunla vakit geçirmek, havam dağılır, bakarsınız neşemi bulur başka muziplikler yapmak da içimden gelir.

Arkadaşım deniz beni uzaklarda sanıyor, hiç kıpırdamadan miskin, miskin güneşleniyor. Şöyle bir üfleyeyim bakalım, ne yapacak; eğer kızarsa onu biraz serinletmek istediğimi söylerim. Evet, hafiften üfledim ve her zamanki soru, “aman, yine mi geldin? Tam şurada kafamı dinliyordum!”. Baktım kızıyor, hoşuma gitti, biraz daha sert üflemek istedim; hemen havaya girdi başladı ufaktan çırpınmaya, aklınca bana karşılık veriyor.

Onun rahatını kaçırdım ya, şimdi biraz da insanlarla uğraşayım. Şöyle evlerin camları falan çarpsın; belki de bazıları kırılır, ben de çok eğlenirim. Aksi şeytan! İnsanlar akıllanmış, geldiğimi anlayınca önlemlerini almışlar; camlar falan kapalı. Sokaklarda da sataşacağım kimseyi göremiyorum. O zaman biraz daha sert üfleyeyim. Eyvah! Dozunu kaçırdım galiba; bir iki fidan devrildi, evlerden de çatılar falan uçmaya başladı. Küçük bir çocuk sokakta kalmış anlaşılan, şiddetimden ayakları yerden kesildi sonra da yere yapıştı.  Yaptıklarımı pek beğendim ama yine de burası beni kesmedi, biraz da ana yola bir bakayım neler oluyor. Tam beklediğim gibi; ufak arabalar savrulup duruyor. Kamyonlarla falan uğraşmak gelmedi içimden. Ayrıca gücümü de fazla zorlamamalıyım. İyisi mi arkadaşımın yanına gideyim. 

O da ne? Yine miskinleşmiş, şunu iyice bir sarsmak gerekir. Beni, kimse yok sayamaz! Umduğumu buldum, bir delirdi ki ufak çırpınışları yerini koca, koca dalgalara bıraktı. Öfkeden köpürdü derler ya tam da öyle oldu. Şakalaştığımız zaman gezmeğe çıkardığı kuzucuklar kocaman köpürtülü dalgalara dönüştü. Yarısı beyaz, yarısı mavi; tuhaf bir deniz… İleride portakal kabuğu gibi bir tekne var, ufacık. Başka renk yokmuş gibi turuncuya boyamışlar. Şunu biraz korkutayım ama arkadaşımın da benimle iş birliği yapması gerekiyor. Ya da boş vereyim iş birliğini; öyle bir üfleyeyim ki devrilecek diye ödü kopsun tekneciğin. Arkadaşım bu kez iyice kızdı, delirdi sanırsınız. Artık şaka ciddiye binmişti. O köpürdükçe ben üfledim, ben üfledikçe o köpürdü olan arkadaşımın güzelim teknelerine oldu. Kimi battı, kimi devrildi, karaya bağlı olanlar bile iplerini koparıp sürüklendiler. Ama herkes kimin en büyük güç olduğunu görmüş oldu. Gururum okşandı. 

Neler oluyor, başarıma başarı eklendi; gökyüzündeki bulutları da kapıştırdım. Birbirlerine vurup duruyorlar. Vurdukça da öyle güzel ışıklar saçıyorlar ki kavgaları bir şölene dönüşüyor. Bu kadarla kalsa iyi, yetmiyor gibi anlamadığım bir dilde gümbür, gümbür kavga ediyorlar. Umarım kötü sözler söylemiyorlardır; şaka yapayım derken bulutların terbiyesini bozmak istemem.

Beklediğim oldu, müthiş bir yağmur başladı. Şimdi biraz da onunla eğleneyim. Sağdan sola üfledikçe yağmur taneleri sağdan sola, soldan sağa üfledikçe aynı taneler bu kez soldan sağa savruluyorlar. İyisi mi biraz da yukarılara çıkayım, oraları soğutayım da yağmur tanecikleri donsunlar, leblebi gibi düşsünler. Bu az oldu, biraz daha soğutmam gerekiyor ki leblebiler büyüyüp ceviz taneleri gibi olsunlar. Arabalara falan zarar verirler, o zaman pek hoş vakit geçirmiş olurum. 

Aslında ben iyi kalpliyim. Dedem ve babamı görseniz ödünüz kopar. Hele dedem, öyle bir üfler ki denizler karaya çıkar, karada ne var ne yoksa denize savrulur. Dev gibi tekneler kaçışacak yer ararlar. Babam ondan biraz daha sakindir ama o da az değildir. Yetişme çağlarında babasının şiddetini gördükçe “ben bu kadar kötü olmayacağım” diye düşünürmüş; ama gen meselesi işte. Babasının genini almış; o da epey serttir. Neyse ki annem,  Meltem hanıma âşık olmuş onunla evlenmiş de ben aneminin iyi huylarını da alıp daha sakin yaratılmışım. 
Neyse, bugün çok eğlendim ama bir hayli de yoruldum. İyisi mi artık dinleneyim. Başka bir gün bakarsınız yine yaramazlığım tutar kendimi eğlendiririm. Yalnız, her seferinde yaramazlık yapmak olmaz. Herhalde bir dahaki sefere yararlı işler de yaparım. Ne de olsa adımı kötüye çıkarmamam lâzım. 

En iyi arkadaşımla oynamamak zor gelecek ama görev aşkı işte…

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.