Prof.Dr.Toğrul İsmayıl

Prof.Dr.Toğrul İsmayıl

Özbekistan-Türkiye Stratejik İşbirliği Yolu

Uzun yıllar boyunca pamuk üretimi ve tarım ekonomisiyle özdeşleşen Özbekistan, bugün Orta Asya'nın en dikkat çekici sanayi ve yatırım merkezlerinden biri hâline gelmektedir. Çin, Türkiye, Güney Kore, Körfez ülkeleri ve Avrupa sermayesinin artan ilgisi, ülkenin ekonomik dönüşümünün tesadüfi değil, devlet politikasıyla yönlendirilen stratejik bir kalkınma modeli olduğunu göstermektedir.

Ancak bu dönüşümü yalnızca yatırım rakamlarıyla açıklamak eksik olur. Asıl mesele, Özbekistan'ın Avrasya'nın yeni üretim ve lojistik merkezlerinden biri olma yolunda ilerlemesidir. Cumhurbaşkanı Şevket Mirziyoyev döneminde uygulanan reformlar, yabancı sermayeyi çekmenin ötesinde, ülkeyi küresel tedarik zincirlerine entegre etmeyi hedeflemektedir.

Çin'in BYD, Chery ve Haval gibi şirketleriyle yaptığı yatırımlar, Pekin'in Kuşak ve Yol Girişimi'nin ekonomik ayağını güçlendirirken, Özbekistan'ı Çin'in Orta Asya'daki üretim üssüne dönüştürmektedir. Bu durum yalnızca otomotiv sektörünü değil; batarya teknolojileri, elektronik, kablo sanayi ve yenilenebilir enerji yatırımlarını da kapsamaktadır.

Bununla birlikte, Türkiye açısından gelişmelere yalnızca rekabet perspektifinden bakmak doğru değildir. Türkiye ile Özbekistan arasındaki ilişkiler son yıllarda stratejik ortaklık düzeyine yükselmiş, ticaret hacmi büyümüş ve Türk şirketleri tekstil, inşaat, makine, gıda sanayi ve altyapı alanlarında önemli yatırımlar gerçekleştirmiştir. Türkiye'nin üretim deneyimi ile Özbekistan'ın genç nüfusu ve geniş iş gücü birleştiğinde, iki ülke için karşılıklı kazanç sağlayacak yeni sanayi iş birlikleri ortaya çıkabilir.

Özellikle Türk Devletleri Teşkilatı çerçevesinde geliştirilecek ortak sanayi bölgeleri, teknoloji transferi, savunma sanayii iş birlikleri ve ortak lojistik merkezleri, yalnızca Türkiye ile Özbekistan'ın değil, bütün Türk dünyasının ekonomik entegrasyonunu hızlandıracaktır.

Ekonomik açıdan en kritik unsur ise Orta Koridor'dur. Çin'den Avrupa'ya uzanan yeni ticaret yollarında Özbekistan'ın üretim kapasitesi ile Türkiye'nin sanayi altyapısı ve Avrupa pazarlarına erişimi birbirini tamamlayan özellikler taşımaktadır. Üretimin Özbekistan'da, yüksek katma değerli sanayi ve lojistiğin ise Türkiye üzerinden Avrupa'ya yönlendirilmesi, iki ülkeyi rakip değil, stratejik ortak hâline getirebilir.

Körfez ülkelerinin özellikle yenilenebilir enerji alanındaki yatırımları da dikkat çekmektedir. Enerji güvenliği, yeşil dönüşüm ve sanayi üretimi arasındaki bağ güçlendikçe Özbekistan, sadece üretim merkezi değil aynı zamanda bölgesel enerji merkezi olma potansiyelini de artırmaktadır.

Bununla birlikte, hızlı büyümenin bazı riskleri de bulunmaktadır. Çin sermayesinin aşırı ağırlık kazanması ekonomik bağımlılık oluşturabilir. Sanayi üretiminin sürdürülebilirliği için teknoloji transferinin yerelleştirilmesi, nitelikli insan kaynağının geliştirilmesi ve ihracat pazarlarının çeşitlendirilmesi büyük önem taşımaktadır.

Sonuç olarak Özbekistan, yalnızca ekonomik bir dönüşüm yaşamamaktadır; Avrasya'nın değişen jeoekonomik haritasında yeni bir güç merkezi olarak yükselmektedir. Türkiye açısından doğru strateji, bu yükselişi rekabet olarak görmek değil; Türk Devletleri Teşkilatı, Orta Koridor ve ortak üretim zincirleri ekseninde uzun vadeli bir ekonomik ortaklığa dönüştürmektir. Ankara ile Taşkent'in sanayi, teknoloji, enerji ve ulaştırma alanlarında kuracağı derin iş birliği, sadece iki ülkenin değil, Türk dünyasının küresel ekonomik sistemde daha güçlü bir aktör olmasının önünü açacaktır. Bu nedenle Özbekistan'ın sanayi hamlesi, Türkiye için bir tehdit değil; doğru değerlendirildiğinde 21. yüzyıl Avrasyası'nın en önemli stratejik fırsatlarından biridir.

Kaynak: Özbekistan-Türkiye stratejik işbirliği yolu - Toğrul İSMAYIL

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.