Prof. Dr. Seyithan Deliduman
ÖRT Kİ ÖLEM
ÖRT Kİ ÖLEM
Prof. Dr. Seyithan Deliduman
Bazı dosyalar kapanır.
Bazıları ise yalnızca kapatılmış görünür.
Çünkü dosyanın kapağını kapatmak, olayın üzerindeki şüpheleri ortadan kaldırmaz. Geride cevapsız sorular, dinmeyen acılar ve adalet bekleyen insanlar varsa o dosya, toplumun vicdanında açık kalmaya devam eder.
Son günlerde faili meçhul cinayetler, kayıp kişiler ve şüpheli ölümlerle ilgili yürütülen çalışmalar bunu bir kez daha gösterdi.
Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü bünyesinde Nisan 2026’da kurulan Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığı, ilgili Cumhuriyet başsavcılıkları ve kolluk birimleriyle koordinasyon içinde yıllardır bekleyen dosyaları yeniden inceliyor. Son açıklanan verilere göre 52 maktulün bulunduğu 46 dosyanın çözüme kavuşturulduğu bildirildi.
Elbette yürütülen soruşturmalar, yapılan gözaltılar ve verilen tutuklama kararları mahkûmiyet anlamına gelmez. Şüphelilerin suçlu olup olmadığı ancak bağımsız mahkemelerce yapılacak yargılama sonunda belirlenebilir. Bununla birlikte yıllardır bekleyen dosyalarda yeniden delil aranması ve sonuç alınmaya başlanması başlı başına önemlidir.
Ortaya çıkan tablo hem ümit verici hem de düşündürücüdür.
Ümit vericidir; çünkü aradan ne kadar zaman geçerse geçsin gerçeğe ulaşmanın mümkün olabileceğini göstermektedir.
Düşündürücüdür; çünkü bugün ulaşılan sonuçlar, geçmişte bunlara neden ulaşılamadığı sorusunu beraberinde getirmektedir.
Kaşif Kozinoğlu, 12 Kasım 2011 tarihinde tutuklu bulunduğu Silivri Cezaevi’nde hayatını kaybetti. Aradan yaklaşık on beş yıl geçtikten sonra ölümüyle ilgili soruşturma yeniden başlatıldı. Kamuoyuna yansıyan bilgilere göre ölüm sebebinin yeniden araştırılması amacıyla mezarı açılarak örnekler alındı.
Soruşturmanın nasıl sonuçlanacağını şimdiden söylemek mümkün değildir. Fakat bugün araştırılmasına ihtiyaç duyulan hususların o gün neden yeterince açıklığa kavuşturulamadığını sormak hem hukuken hem de vicdanen meşrudur.
Gülistan Doku, 5 Ocak 2020 tarihinde Tunceli’de kayboldu.
Yıllarca ağırlıklı olarak suya atlama ihtimali üzerinde duruldu; barajda uzun süren aramalar yapıldı fakat Gülistan’a ulaşılamadı. Sonradan elde edilen bulgular üzerine dosya farklı ihtimaller yönünden genişletildi. Delillerin değiştirilmiş veya ortadan kaldırılmış olabileceğine ve bazı kamu görevlilerinin soruşturma sürecindeki davranışlarına ilişkin iddiaların da araştırıldığı kamuoyuna yansıdı.
Bu iddiaların doğru olup olmadığı, yürütülecek soruşturma ve yargısal inceleme sonunda ortaya çıkacaktır. Ancak soruşturmanın yıllar sonra yön değiştirmesi bile geçmişte hangi ihtimallerin neden gereği gibi araştırılmadığını sormayı zorunlu kılmaktadır.
Marmaris’te 2023 yılında hayatını kaybeden Abdullah Uslu’nun ölümünün ilk soruşturmada kaza olarak değerlendirildiği ve kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği; dosya yeniden incelendiğinde ise olayın cinayet olabileceği yönünde bulgulara ulaşıldığı açıklandı.
Başka bazı dosyalarda da eski kamera görüntüleri, DNA ve balistik incelemeleri, HTS ve baz kayıtları, ulaşım kartı verileri, yıllar önce yazılmış bir dilekçe, hatta topuk kanı kayıtları belirleyici oldu. Bir zamanlar anlamlandırılamayan veya gereği gibi değerlendirilmeyen deliller, bugünün teknik imkânlarıyla yapılan incelemeler sonucunda dosyaların yönünü değiştirdi.
Bütün bunlar adalet adına son derece kıymetlidir.
Bu çalışmaları başlatan iradeyi, soruşturmaları yürüten Cumhuriyet savcılarını, kolluk görevlilerini, adli tıp ve kriminal inceleme uzmanlarını takdir etmek gerekir. Yıllardır cevap bekleyen ailelerin kapısını yeniden çalmak, eski delilleri bugünün imkânlarıyla incelemek ve karanlıkta kalmış olayların üzerine gitmek hukuk devletinin gereğidir.
Fakat elde edilen başarılar, geçmişteki eksikliklerin sorgulanmasına engel değildir.
Aksine, bugünün başarısı bazen dünün ihmalini daha görünür hâle getirir.
Bugün kullanılan teknolojik yöntemlerin bir kısmı geçmişte aynı ölçüde gelişmiş olmayabilir. Sonradan ortaya çıkan bir tanık, yeni bir delil veya bilimsel bir yöntem soruşturmanın yönünü tamamen değiştirebilir. Bu nedenle geçmişte görev yapanları yalnızca bugünün imkânlarıyla değerlendirerek peşinen suçlamak doğru değildir.
Ancak bugün sonuca ulaşılmasını sağlayan bilgi veya delil o gün de mevcutsa mesele değişir.
Alınabilecek bir ifade alınmamışsa…
İncelenmesi gereken bir kayıt incelenmemişse…
Araştırılması gereken bir ihtimal baştan reddedilmişse…
Dosyadaki çelişkiler giderilmeden kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmişse…
O zaman yalnızca failin kim olduğunu değil, gerçeğe neden zamanında ulaşılamadığını da araştırmak gerekir.
Çünkü ceza muhakemesinin amacı bir dosyayı herhangi bir şekilde sonuçlandırmak değil, maddi gerçeğe hukuka uygun yollarla ulaşmaktır. Cumhuriyet savcısı yalnızca suçlayıcı delilleri değil, şüphelinin lehine ve aleyhine olan bütün delilleri toplamakla yükümlüdür. Bu görev, olay kamuoyunun gündeminden düştüğünde sona ermez.
Zaman, ceza soruşturmalarının en büyük düşmanlarından biridir.
Tanıkların hafızası zayıflar.
Kamera kayıtları silinir.
Dijital veriler kaybolur.
Deliller bozulur.
İnsanlar ölür.
Bu nedenle sonradan yürütülen başarılı her soruşturma bizi sevindirmekle birlikte, adaletin neden vaktinde harekete geçirilmediği sorusunu da büyütmektedir.
Adaletin gözleri bağlıdır.
Çünkü karşısındaki kişinin makamını, servetini, nüfuzunu veya kimliğini görmemelidir.
Fakat onun gözlerini tarafsızlık için bağlamakla, gerçekleri görmesin diye üzerine örtü çekmek aynı şey değildir.
Birincisi adaletin güvencesidir.
İkincisi adaletin ölümüdür.
“Ört ki ölem” sözü, yıllarca kapağı açılmayan, soruları sorulmayan ve içindeki deliller sessizliğe terk edilen dosyalar karşısında başka bir anlam kazanıyor.
Sanki adalet, kendi üzerine çekilen örtünün altından bize sesleniyor:
“Ya gerçeği bütün yönleriyle araştırın ya da üzerimi örtün ki öleyim.”
Faili meçhul dosyaların yeniden ele alınması bu bakımdan son derece değerlidir. Ancak asıl hedef, olayların yıllar sonra değil, deliller henüz sıcakken aydınlatılması olmalıdır.
Adaletin geç de olsa tecelli etmesi elbette kıymetlidir. Yıllar sonra gelen adalet, hiç gelmemesinden iyidir; fakat zamanında gelen adaletin yerini tutmaz.
Bugün yeniden açılan her dosya, gerçeğin üzerindeki örtünün biraz daha kaldırılması demektir. Bu iradenin kararlılıkla sürdürülmesi kadar önemli olan, geleceğe yeni faili meçhul dosyalar bırakmamaktır.
Çünkü mesele, dosyaları kapatmak değil, gerçeği zamanında ortaya çıkarmaktır.
Örtü kaldırıldıkça adalet yeniden nefes alır.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.