MHP Genel Başkanı Bahçeli: Şam'ın Güvenliği Ankara'nın Güvenliğidir

MHP Genel Başkanı Bahçeli: Şam'ın Güvenliği Ankara'nın Güvenliğidir

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "Şam'ın güvenliği Ankara'nın güvenliğidir. Suriye halkının saadet, selamet ve birliği Türk milletiyle bir ve aynıdır." dedi

Bahçeli, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda, MHP olarak birer hafta arayla önce il başkanları toplantısını, Merkez Yürütme Kurulu ve Merkez Disiplin Kurulu ortak toplantısını gerçekleştirdiklerini aktardı. Bahçeli, bundan sonra takip ve temin edecekleri siyasi ve yol haritası üzerine muhtevalı değerlendirmeler yaparak, fikir ve görüş birliği sağladıklarını söyledi.

Türkiye'yi her yönden etkileyen iç ve dış gelişmeleri, dünyayı kasıp kavuran siyasi ve stratejik mücadeleleri, çoğalan risk ve tehditleri kapsamlı ele aldıklarını ifade eden Bahçeli, "Bilhassa 'Terörsüz Türkiye' ile 'Terörsüz Bölge' hedefleri çerçevesinde bir yandan atılan kararlı adımları diğer yandan da bozucu tesirleri ve bozguncu telkinleri dikkatle yorumladık. Yıkımı ve yıkıcılığı tercih eden Siyonist-emperyalizmin yoz ve yeminli işbirlikçilerini, bunların şiddet ve şekavetle yazılmış husumet senaryolarını gözden geçirip, temkinli ve tedbirli siyasi duruşumuzu teyit ettik." değerlendirmesinde bulundu.

MHP'nin huzurlu, güvenli, milli birlik ve bütünlüğü çelikleşmiş, barış ve refahla çatısı örülmüş bir Türkiye'yi, Cumhur İttifakı'nın ortak akıl ve ahlaki yapısıyla hayata geçirmenin sonsuz amaç ve azminde olduğunu vurgulayan Bahçeli, bu amaç ve azmin ucuz hesaplara, basit oyunlara kurban verilmeyecek kadar hayati, hakikatli ve haysiyetli olduğunu ifade etti.

24 Ekim 2025 tarihinde başlattıkları "Hayırlı Günler Komşum, Derdin Derdimizdir" programı kapsamındaki toplantılarda sürekli çıtayı yükselttiklerini, Türkiye'yi baştan ayağa gönülleriyle kucakladıklarını söyledi. Bugüne kadar 81 il ve 963 ilçede olmak üzere toplam 76 bin 544 program gerçekleştirildiğinin bilgisini veren Bahçeli, dava arkadaşlarını tebrik etti.

- "Vakti geldiğinde, Türk milletinin yazılmamış destanını şakır şakır okuyacağız"

MHP Lideri Bahçeli yeni yüzyılının ikinci çeyreğinde ulaşılacak büyük hedefleri, hayalleri gerçeğe dönüştürecek kutlu heves ve heyecanlarının bulunduğunu dile getirerek, bunu nasıl yapacaklarını şöyle açıkladı:

"İlk olarak, milletimizin irade namusunu kendi namusumuz bileceğiz. Demokrasiden sapma ve savrulma göstermeyeceğiz. İkinci olarak, çağın gereklerini, zamanın ruhunu, değişim dinamiklerinin istikamet ve iç yüzünü Türk milliyetçiliğinin perspektifiyle, dünyanın genelini de Türkçenin imkanlarıyla okuyacağız, Türkçenin zenginliğiyle kavrayacağız. Milli ve manevi değer hükümlerimizi varoluş onurumuzun zırhı, birliğimizin, dirliğimizin ve kardeşliğimizin bedeli hiçbir şekilde ödenemeyecek ziyneti olarak değerlendireceğiz. Üçüncü olarak, kökümüzden kopmadan, milli kimliğimizden ayrılmadan, kaynağımızdan ve ülkülerimizin aydınlığından savrulmadan güç birliği ve inanç birliği halinde, saflarımızı sımsıkı tutarak devamlı ilerleyeceğiz, hasılı kelam Kızılelma'nın şafağında hep birlikte buluşacağız. Vakti geldiğinde, güneşi doğduğu yerden karşılayacağız. Vakti geldiğinde, Türk milletinin yazılmamış destanını şakır şakır okuyacağız. Vakti geldiğinde, süper güç Türkiye'nin kale duvarlarından Türk-Cihan Hakimiyeti Mefkuresi'ni haykıracağız."

Siyasetin bir meziyet, bir mecburiyet, bir meşruiyet, bir meftuniyet, bir mensubiyet olmasının yanı sıra, insana hizmetin, milli iradeye faziletle, fiiliyatla, fikriyatla hassasiyet ve hürmet göstermenin cümlesi olduğunu vurgulayan Bahçeli, bu cümleden mahrum olanların siyasetlerinin kötü, kötürüm ve köhne olduğunu dile getirdi.

Bahçeli, siyaseti, 8 Haziran 2021 tarihli grup konuşmasında, rivayet edilen tarihi bir misalle anlatmaya ve anlamlandırmaya gayret ettiğini hatırlattı. Muhyiddin İbn-i Arabi'ye işaret eden Bahçeli, şöyle konuştu:

"Muhyiddin İbn-i Arabi, bir gün İskenderiye Limanı'nda gemiden un boşaltan hamalları seyrediyormuş. Bu esnada hamalbaşı yüksekçe bir yere çıkıp diğer hamallara sürekli talimatlar vererek özellikle şöyle sesleniyormuş: 'Çuvalı siyasetle tutun, çuvalı siyasetle taşıyın, çuvalı siyasetle indirin.' İbn-i Arabi, hamalbaşına yaklaşıp, çuvalı siyasetle indirmenin ne manaya geldiğini sormuş. Hamalbaşının cevabı ise aynen şu olmuş: 'Siyasetle indirmek, çuvalı patlatmamaktadır. Çuval patladıktan sonra şikayetin, dövünmenin, dertlenmenin bir faydası yoktur.'

Çuvalı patlatmaya, çuvalın patlamasına ne niyetimiz ne de böylesi bir düşüncemiz vardır. Dimyat'a pirince giden evdeki bulguru da hesaba katmalıdır. İşte bu siyasetin görevidir. Söylenenin aksine su testisi su yolunda kırılmadan adresine ulaşabilmelidir. Siyaset bunun için vardır. Mayası tutmamış, ne var ki ısrarla modaymış gibi gösterilen düşünceler önümüzdeki kör noktalardır. Siyaset bunu öngörmekle mükelleftir."

"SDG/YPG terör örgütüdür"

Bölgesel ve küresel gelişmelerin baş döndüren hız ve değişiminin herkesin gözü önünde cereyan ettiğini belirten Bahçeli, yapacakları her değerlendirmenin ağırlık merkezinin Türkiye olması mecburiyetini vurguladı.

Bahçeli, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Pergelin sabit ucunu Ankara'ya koyarak hareketli ucuyla da dünyayı, yaşanan hadiseleri ve hayatın debisi kuvvetli akışını 360 derecelik açıyla analiz ve takip etmek durumundayız. Bunu yaparken siyaset felsefesinde izleyeceğimiz usul ve yöntem ise tümevarım yönteminden başkası değildir. Görüş menzilimizin etki ve temas alanını kademe kademe merkezden çevreye, Ankara'dan kürenin her noktasına ulaştıracak çoklu mekanizma ve ufuk derinliğine sahip olmaktan başka akla, mantığa ve tarihsel müktesebata muvafık bir çare yoktur."

Suriye'de yaşanan gelişmelere dikkati çeken Bahçeli, terör örgütü SDG/YPG'nin yuvalandığı sahalardan Suriye ordusunun "müessir mücadele yeteneğiyle" sökülerek, Fırat'ın batısından sürülüp çıkarıldığını söyledi.

Halep'in yanı sıra Rakka ve Deyrizor'un da esaret, baskı, dayatma ve işgalden kurtarıldığını ifade eden Bahçeli, 10 Mart Mutabakatı'na direnç gösteren, her fırsatta ayak sürüyen, dış tesirlerle masayı ve müzakere ortamını sabote eden terör örgütü SDG/YPG'nin kapsamlı bir süpürme harekatıyla tutunduğu alanlardan zora ve silaha dayalı def edildiğini dile getirdi.

Son gelişmelerin hem Suriye, hem bölge ülkeleri ve hem de Türkiye adına son derece müspet ve kayda değer olduğunu vurgulayan Bahçeli, şunları kaydetti:

"Terörsüz Türkiye ve Terörsüz Bölge hedeflerine suikast üstüne suikast düzenleyen SDG/YPG'nin 27 Şubat İmralı çağrısına muhalif ve mugayir hareket ettiği açıktır. Gerçekten de Suriye'de tezahür eden SDG/YPG provokasyonlarını 27 Şubat Barış ve Demokratik Toplum sürecini baltalama girişimi olarak gören ve gösteren bizzat PKK'nın kurucu önderliğidir. Suriye'de yeni bir siyasi ve toplumsal yapı kurulmaktadır. Sıkıyı görünce teslim bayrağını çeken SDG/YPG'nin Şam yönetimiyle 14 maddelik ateşkes ve tam entegrasyon anlaşmasını imzalamak durumunda kalması oldukça anlamlı ve hayırlı bir sonuçtur. Suriye'de Arap aşiretlerinin, Kürtlerin, Türkmenlerin, diğer etnik grupların bir ve kardeşçe yaşamak dışında arayış ve arzuları yoktur.

Özellikle Rakka ve Deyrizor'da ayağa kalkan Arap aşiretleri Şam yönetimiyle el ele vermiş SDG/YPG terörüne karşı olağanüstü bir mücadele sergilemişlerdir. Şunu tekraren açıklamak lazımdır ki Kürt kardeşlerimiz başka, SDG/YPG başkadır. SDG/YPG terör örgütüdür, Kürt kardeşlerimizi temsil etmesi, onlar adına söz ve hak iddiasında bulunması kuyruklu yalan, A'dan Z'ye hayal mahsulüdür."

"Terör örgütlerinin kanlı kumpas ve komplikasyonlarına tahammül etmeyeceğiz"

Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara'nın yayımladığı kararname ve Suriye'de yaşanan gelişmelere ilişkin daha önce yaptığı açıklamayı anımsatan Bahçeli, mezkur kararnamenin isabetli, anlamlı, Suriye'de birlik ve bütünlüğü tahkim etme yönünde doğru zamanda atılmış önemli bir adım olduğunu söyledi.

Bahçeli, şu ifadeleri kullandı:

"Tekraren vurgulamak isterim ki Suriye’nin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğü esasına dayalı üniter bir yapının tesis edilmesi, federasyon, konfederasyon, özerklik gibi eski çatışma hatlarını ve terörist faaliyetleri yeniden canlandırabilecek tartışmalar gündeme getirilmemelidir. Suriye Cumhuriyeti'ne vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkesin eşit hak, özgürlük ve yükümlülüklere sahip olması, etnik ya da dini farklılıkların devlet nezdinde hiçbir önem arz etmemesi çok mühimdir. En önemli ortak paydanın ise 'Suriye vatandaşlığı' olacağı hususunda tüm sosyal kesimlere güvence verilmelidir. Suriye’de hiçbir kesim, hiçbir etnik veya mezhebi grup dışarda bırakılmamalı, mağdur edilmemeli, yok sayılmamalıdır. Tek bayrak, tek devlet, tek orduyla birlikte; egemen eşitliği her karış toprağında tesis edilmiş Suriye Cumhuriyeti devleti bölgesel istikrar ve barışa çok değerli katkı verecektir.

SDG/YPG'nin devlet içinde devlet gibi hareket eden fiili ve mütecaviz tutumunun sürdürülebilirliği kesinlikle yoktur. Bu nedenle sadece Fırat'ın batısı değil, Fırat'ın doğusu da; Ayn el Arap'tan Kamışlı'ya kadar faal halde bulunan terörist faaliyetlerin kökü kurutulmalı, mıntıka temizliği bütüncül ve eşgüdüm halinde hayata geçirilmelidir. Ne yurt içinde ne de yurt dışında terörizmin ve terör örgütlerinin kanlı kumpas ve komplikasyonlarına tahammül etmeyeceğiz, boyun eğmeyeceğiz, alttan almayacağız."

Terörün sonunun olmadığını, terörizmin çıkmaz sokak olduğunu vurgulayan Bahçeli, insanlığa karşı işlenmiş en vahşi suçun terör suçu olduğunu, terörle yaşamanın, teröre sessiz ve seyirci kalmanın onurlu yaşamanın tam tersi olduğunu dile getirdi.

Bahçeli, şöyle devam etti:

"Cinayet, melanet, ihanet ve rezaletlerin hiç kimsenin yanına kalmayacağı, hiçbir hain örgütün yanına bırakılmayacağı da gayet iyi bilinmelidir. Suriye Cumhuriyeti devletinin siyasi ve toprak bütünlüğü, egemenlik haklarıyla iç huzur ve istikrarı tartışılamaz, sulandırılamaz, sakatlanamaz mahiyettedir. Şam'ın güvenliği Ankara'nın güvenliğidir. Suriye halkının saadet, selamet ve birliği Türk milletiyle bir ve aynıdır. Dileğimiz ve temennimiz şudur: Şam yönetimiyle SDG/YPG arasında imzalanan 14 maddelik ateşkes ve tam entegrasyon anlaşmasının bir dönüm noktası teşkil etmesi, 'Terörsüz Bölge' hedefiyle siyasi ve toplumsal istikrarı amaçlayan huzurlu Suriye'nin tecellisine azami destek sağlamasıdır. "

"Tahriklere aldırmayacağız, yolumuzdan ayrılmayacağız"

Bahçeli, tehdit ne denli çetin ne kadar derin olsa da devlet yönetiminin adaletten ve hukukun çizdiği sınırlardan kesinlikle taviz veremeyeceğini vurguladı.

Terörle ve bölücülükle mücadelenin de aynen böyle olması gerektiğini belirten Bahçeli, Türkiye'nin 1984 yılında fiilen başlayan bölücü terörle mücadelesinin 42 yıldır sürdüğünün ve beka düzeyinde en önemli sorunu olduğunun altını çizdi. Bahçeli, "Bu sorun köklü olarak halledilecektir." diye konuştu.

Terörsüz Türkiye'nin adım adım ilerledikçe korkuya kapılanların, uykuları kaçanların, çılgına dönenlerin, hatta her türlü karalama kampanyasına aracı ve alet olanların, kaybetmeye, millet nezdinde mahkum ve mahcup olmaya müstahak olduklarını söyleyen Bahçeli, şunları kaydetti:

"Şirazlı Sadi'den esinlenerek şunu hatırlatırım ki, kendi ayıplarının hamalı olanlar, başkalarının kusurlarıyla uğraşıyor. Bunu yaparken çok tehlikeli bir dile tevessül ediyorlar. Yanlışı ve yalanı savunacak kadar cahil olanlardan, doğruyu ve doğruluğu göremeyecek kadar kör olanlardan, iyiliği ve iyi niyeti inkar edecek kadar nankör olanlardan Rabb'im cümlemizi korusun ve böylelerini milletimizden her daim uzak tutsun, diyorum.

Tahriklere aldırmayacağız, yolumuzdan ayrılmayacağız. Hamasi ezberlere takılmayacağız, siyasi geçim kapısı demagoji olanları hiç takmayacağız. Vatandaşlarımızın aldatılması, umut tacirliğinin kamçılanması, yalanın egemenlik kurması, halk dalkavukluğunun öne çıkması ve demagojinin geçer akçe görülmesi, açıkça millet iradesine fesat karıştırmaktır. Bunun adı da işin özünde milli irade gasbıdır. Nihayetinde milli iradeyi gasbetmek için hezeyandan hezeyana koşan palavracı siyaset meddahlarının hala varlığı, ahlaki temele yaslanan dürüst ve namuslu siyaset anlayışının yeterince kök salamadığına işarettir."

Devlet Bahçeli, partisinin gayesinin, Türkiye'yi hak ettiği gelişmişlik düzeyine ulaştırmak olduğunu dile getirerek, "Her yolu mübah gören, her rüzgara yelken açan, tarlasını sırtlayıp yağmur neredeyse oraya taşıyan ikiyüzlülük ve karaktersizliğe de hiçbir zaman itibar etmedik, etmeyeceğiz. Yeni yüzyılda terörü hayatımızdan mutlaka çıkaracağız. Yeni yüzyılda feleğin çemberini kıracağız, tuzakları bozacağız, karanlık senaryoları yırtıp atacağız." değerlendirmelerinde bulundu.

Türkiye'nin bahtının açık, milli birlik ve dayanışma ruhunun düne nazaran çok daha sağlam olduğunu vurgulayan Bahçeli, ekonomik olarak gelişmiş, siyasal olarak istikrarını kesintisiz korumuş, adaletin gücüyle birliğini ve dayanışma iklimini muhafaza etmiş, her alanda isminden ve iradesinden bahsettirmiş bir Türkiye'nin inşa ve ihya edileceğini söyledi.

Bahçeli, ahlaki ve manevi cepheyi sarsan iç ve dış operasyonlara, aile kurumunu tahrip eden sistematik saldırılara, milli varlığı, milli değerleri yaralayan, tehlikeli akımlara sonuna kadar direniş gösterileceğini kaydetti.

"CHP'nin işi gücü istismar ve inkardır"

MHP Genel Başkanı Bahçeli, 20 Yanvar'ın, Bakü başta olmak üzere Azerbaycan'ın muhtelif bölgelerinde haklı taleplerle sokaklara çıkan halka ağır silahlarla müdahale edilmesi sonucu yaşanan ve tarihe "Kara Ocak" olarak geçen bir felaket günü olduğunu dile getirdi. Resmi verilere göre, o kahredici günde 147 kişinin şehit edildiğini hatırlatan Bahçeli, bu kanlı müdahalenin Azerbaycan Türklüğünün istiklal yürüyüşünü engelleyemediğini söyledi.

Bahçeli, 2020 yılında gerçekleştirilen 44 günlük Vatan Savaşı'nın ise uzun yıllar sabırla beklenen azatlığın ve adaletin tecellisine sahne olduğunu ifade ederek, "Bu duygularla 20 Yanvar 1990'da ve Karabağ Savaşı'nda hayatlarını kaybeden şehitlerimizi rahmetle, minnetle ve hürmetle anıyor, dost ve kardeş ülke Azerbaycan halkını saygı ve sevgiyle selamlıyorum. Kaderimiz birdir kavlimiz bir, kararımız birdir kararlılığımız bir. Geçmişimiz birdir geleceğimiz bir, varlığımız birdir vuslatımız bir. Adımız birdir anımız bir, sonsuza kadar kardeştir tek millet iki devlet Azerbaycan Türkiye." şeklinde konuştu.

MHP'nin siyaset anlayışının hasbi, harbi, dürüst, ilkeli, tutarlı ve ahlaki esaslara dayandığını vurgulayan Bahçeli, "Birileri gibi işkembeden sallamayız. Birileri gibi hem nalına hem mıhına vurmayız. Göründüğümüz gibiyiz, olduğumuz gibi görünmesini de biliriz. Çizgimizde zikzaklar yoktur." değerlendirmesinde bulundu.

"Karabağ Savaşı'nda tarihin yanlış tarafında duran, vatan mücadelesini tartışmaya açan CHP'ye benzemeyeceklerini" söyleyen Bahçeli, "Buna da asla tevessül etmeyiz. CHP'nin işi gücü istismar ve inkardır." ifadelerini kullandı.

Bahçeli, CHP'nin, Türk dünyasına ne kadar yabancı olduğunun, Türk-İslam alemine nasıl şaşı baktığının kendilerinin nazarında belli ve berrak olduğunu belirterek, "CHP'nin mesleği ve meşgalesi her milli meseleyi bağlamından koparmak, ülkemizi ve Türk dünyasını ilgilendiren gelişmelere yabancı durmak ve uzaktan bakmaktır. Onların siyaseti enternasyonal hezeyanla perçinlenmiş, bizim siyasetimiz ise milli ve tarihi mirasımızla pekişmiştir. CHP'nin muhalif siyaseti, Türkiye'ye karşı kurgulanmıştır. Fırsatçılık, istismar ve ganimet avcılığı geçim kapısıdır." dedi.

"Bu tatlı su kurnazına diyorum ki, geçiniz bunları"

MHP Genel Başkanı Bahçeli, partisinin geçen haftaki TBMM Grup Toplantısı'nda emekli aylıklarına ilişkin açıklamalarını hatırlatarak, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Şu hususu 'ama, fakat' demeden tekrar ediyorum: sözlerimin sonuna kadar arkasında ve emeklilerimizin yanındayım. Biz ne söylemişsek onu yapar, ne yapmışsak onu anlatır ve sahipleniriz. CHP'nin iç çekişmelerine, yolsuzluk ve rüşvet çarkına, uyuşturucu ve kumar alemlerine akan kaynaklarına ve sorunlu siyasetine aklımız ermez, bilgimiz yetmez. Zira bizim aklımız da fikrimiz de hep Türkiye'dir, Türk milletidir. Milliyetçi Hareket Partisi, Cumhur İttifakı ortağıdır, ancak iktidar ortağı değildir. İttifak ortağı olarak da, Cumhurbaşkanlığı Kabinesi'nin iyi niyetle Türkiye'nin kalkınmasına, milletimizin huzur ve refahı için bütçe imkanları doğrultusunda aldığı kararlara destek olmak siyasi ahlakımızın gereğidir. Biz bunu yapıyoruz. Boş işlerle uğraşmıyoruz. Teneke gürültüsüne kulak asmıyoruz. Köklü bir siyasi parti olarak ekonomik ve sosyal meselelere kafa yoruyoruz."

CHP Genel Başkanı Özgür Özel'in, kendisinin emeklilerle ilgili değerlendirmesini istismar etmeye çalıştığını ancak amacının boşa düştüğünü söyleyen Bahçeli, "Hatay'da yaptığı konuşmayla Cumhur İttifakı içine fitne sokmak, emeklilerimiz üzerinde fitne düzeneği kurmak istemiştir. Şayet verdikleri önergelerine destek vermezsek bizi emeklilere sahip çıkmamakla suçlayacaklarmış. Bu tatlı su kurnazına diyorum ki, geçiniz bunları, geçiniz. Sizin önergenize destek olmayız, ayak oyunlarına kanmayız, işgüzar taktiklerinize pabuç bırakmayız. Varsa Türkiye'nin meselelerini çözmeye yönelik çalışmalarınız paylaşın da görelim." diye konuştu.

Bahçeli, partisinin somut politikalarla hareket ettiğini belirterek, imkanlar arttıkça emeklilerin durumunun da iyileşeceğini, milli birlik ve beraberlikle yarınların bugünden çok daha güçlü ve müreffeh olacağına inandıklarını ifade etti.

CHP'nin "boş keseden salladığını" söyleyen Bahçeli, MHP'nin ise vatandaşların geçim meselesini kalıcı çözümlere kavuşturmak amacıyla ekonomik ve sosyal politikalar ürettiğini dile getirdi. Bahçeli, partisinin hazırladığı projelere ilişkin metinleri göstererek, "Asgari Refah Seviyesinin Endeks Üzerinden Hesaplanması ve Ailelere Gelir Desteği Projesi. Cumhuriyet Halk Partisi bunlara iyi bakınız. Bunun kalınlığı CHP kadar var. Beslenme Projesi, Barınma Projesi, Giyim Kuşam Projesi... Bunlar Bilge Han'dan bu yana var olandır. Barınma, beslenme ve giyinme, Türk'ün özüdür, Türk'ün politikasıdır." şeklinde konuştu.

Partisinin beslenme konusundaki projesine işaret eden Bahçeli, "Pazar pazar dolaşıp, vatandaşlara 'soğanın fiyatı şu, patatesin fiyatı şu' diyeceğiniz yerde, şunun gibi bir şeyle nasıl çözeceğinizi anlatın. Konut Projesi, 'evi barkı yok, kiralar arttı, şu oldu, bu oldu'. Her gün televizyonlarda birilerini konuşturarak yoksulu, emekliyi, işsizi istismara gerek yok." dedi.

MHP'nin, yaşanabilir ve güvenli konut edinmeye yönelik projesine değinen Bahçeli, "Hepsini toparladığımız bütüncül sosyal politikalar seti bu. Kurduğunuz ofislerin aklı bu projelere yetmez. İster 'cumhurbaşkanlığı ofisi' kurun, ister 'bakanlar kurulu gölge kabinesi'ni kurun, bize yetişemezsiniz." ifadelerini kullandı.

Bahçeli, partisinin donanımlı ve proje odaklı çalışma halinde olduğunu vurgulayarak, samimiyetsiz siyasetin sonunun hüsranın uçurum dibi, istismar siyasetinin sonunun ise mutlaka hezimet çukuru olduğunu kaydetti.

"Ahmet Minguzzi cinayeti adeta tekerrür etti"

MHP Genel Başkanı Bahçeli, İstanbul Güngören'de 17 yaşındaki Atlas Çağlayan'ın "yan baktın" bahanesiyle 15 yaşındaki bir kişi tarafından sokak ortasında bıçaklanarak öldürülmesine değinerek, "Ahmet Minguzzi cinayeti adeta tekerrür etti." diye konuştu.

Atlas Çağlayan'a Allah'tan rahmet, acılı ailesine sabır ve başsağlığı dileyen Bahçeli, "Suça karışmış veya suç işlemiş çocuklarla ilgili ne gerekiyorsa yapmalıyız." dedi.

Toplumda kaygı ve korkuları artıran olayların her geçen gün arttığına dikkati çeken Bahçeli, Türkiye'nin toplumsal dokusunun tahrip edildiğini, ahlaki değerlerin yoğun bir saldırı altında olduğunu söyledi.

Bahçeli, cinnet, cinayet ve şiddetin eş zamanlı olarak yaygınlaştığını belirterek, huzurun yutulduğunu ve sükunetin yıpratıldığını, medeniyet mirasının dört bir koldan hücuma uğradığını dile getirdi.

Bazı sanatçı ve medya mensuplarının uyuşturucuyla anıldığına, ünlüsünün ünsüzünün bataklıkta çırpındığına ve makyajlanmış hayatların ne kadar çürüdüğünün görüldüğüne işaret eden Bahçeli, "Bakıyorsunuz, bir özel jette her rezalet, her türlü iğrençlik sahne alıyor. Ülkemiz Merhum Reşat Nuri Güntekin'in Yaprak Dökümü isimli eserini adeta aratmıyor. Önüne gelen Bihter olmuş, önüne gelen Behlül karakterine bürünmüş. Sorarım sizlere, bize ne oldu? Hangi ara bu kadar irtifa kaybettik? Bu hallere nasıl düştük? Dahası yaşananlar ve yaşatılanlar Müslüman Türk milletine reva mıdır?" ifadelerini kullandı.

"Kafa kafaya vererek milli ahlak reformu hazırlayıp bunu da tatbik etmeliyiz"

MHP Genel Başkanı Bahçeli, son günlerde yaşanan gelişmelerle alarm zillerini çaldığını vurgulayarak, sanal bahis, uyuşturucu ve uyarıcı madde kullanım yaşının düşmesini, "dehşet verici bir tehdit" olarak nitelendirdi.

Bahçeli, "Bu kürsüden kararlılıkla diyorum ki, geleceğimizi riske atamayız, çocuklarımızı alçak ve namussuz uyuşturucu tacirlerinin eline ve emeline teslim edemeyiz. Topyekun bir mücadele başlatmalıyız. Hiç kimsenin gözünün yaşına bakamayız, bakmamalıyız. Kafa kafaya vererek milli ahlak reformu hazırlayıp bunu da tatbik etmeliyiz. Milli ahlak milletin kurtuluşudur. Milli ahlaktan uzaklaşmak milli ruhu kaybetmekle eş değerdir. Ahlaki iflas bir nevi ölümdür." değerlendirmelerinde bulundu.

İstiklal Marşı Şairi Mehmet Akif Ersoy'un "Gökten inmez bir de hiçbir şey... Bütün yerden taşar/Kendi ahlakiyle bir millet ölür, yahut yaşar" dizelerini hatırlatan Bahçeli, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Şımaran, tırmandığı mevkii hazmedemeyen, her türlü çarpık ve aşağılık ilişkiler yaşayan, uyuşturucuyla kendinden geçip zıvanadan çıkan kim varsa diyorum ki, yeter artık, yetti artık, milletimizin gündeminden çıkın artık. Sanatçı medeniyet inşa edendir, peki karşımızdaki sanatçı tablosu hangi medeniyet mirasının sonucudur? Daha doğrusu, bunlarla medeniyet kavramını yan yana getirmek akıl ve ahlak işi midir? Ruhen dinamikliğini yitirmiş, kirlenmiş, duygusuz, yıkıcı fikirleri benimsemiş, zulme razı, adaleti ve hakkaniyeti önemsemeyen, kendi iyimserliği ile yetinip, zayıf, ihtiyaç sahibi bireyleri unutan, kibirli, bencil, yalan söyleyen, verdiği sözü unutan, mezhep, meşrep, milliyet, dil farklılığını tefrika nedeni yapan, faydasız törenlerle meşgul olan, güçlünün dalkavukluğunu yapan, aslan-kedi örneğiyle anlattığı ikircikli tavır içinde olan insanların oluşturduğu toplumun halini, parçalanmış, çözülmüş vücudun haline benzeten Akif, kurtuluş için ahlakımızın yükselmesini önermektedir. Ahlakımızı yükseltmekten başka emin olunuz ikinci bir seçenek yoktur."

"Bunların başına dünyayı yıkmak bugün değilse ne zaman yapılacaktır"

Devlet Bahçeli, süregelen adli süreçlerin acilen sonuçlandırılması, ülkenin ve milletin içinde düştüğü anafordan derhal kurtulması ve kurtarılması gerektiğini belirtti.

Türkiye'nin, Bebek Otel'deki şaibeli olaylarla anılamayacağını, temizliğin simgesi olan bebek kelimesinin "aşağılık ilişkilerle" yan yana getirilemeyeceğini kaydeden Bahçeli, "Türkiye, havada uçan bir günah jetine hapsedilemez. Türkiye, medyaya, iş dünyasına, siyaset ve diğer sosyal alanlara sirayet eden uyuşturucu müptelası müptezellerle eşitlenemez. Uyuşturucu tacirlerine, torbacı alçaklara, çocuklarımızı abluka altına alan şerefsizlere haddini bildirmek, bunların başına dünyayı yıkmak bugün değilse ne zaman yapılacaktır." diye konuştu.

Ailelerin, eğitim kurumlarının, sivil toplum kuruluşlarının, siyasi partilerin hazırlanacak acil eylem planı çerçevesinde milli ahlakı müdafaa edecek cesur ve cüretkar bir mücadeleyi amansız şekilde ve eş güdüm halinde icra etmesi gerektiğini vurgulayan Bahçeli, "O gün bugündür. İhmal felakettir. Bayrak olacağız, sancak olacağız, vatan olacağız, düşmeyeceğiz, ahlak cephemizin bozgununa göz yummayacağız, Türkiye'yi kesinlikle düşürmeyeceğiz. Bir olacağız, kardeş olacağız, büyük bir aile olacağız, Türk milletinin kahramanca duruşuyla ayrık otlarını kurutup içten çöküşümüzün umudunu taşıyanları hayal kırıklığına uğratacağız. Mert olacağız, ahlaklı olacağız, erdemli olacağız, tavizsiz olacağız, adam gibi adam olacağız, serdengeçti bir yürekle Türkiye'yi sonuna kadar savunacağız, Türk milletine tercüman olacağız." ifadelerini kullandı.

MHP Genel Başkanı Bahçeli, konuşmasını, "Başta Amerika olmak üzere dünyada kim varsa ona sesleniyorum: Filistin ve Gazze meselesinde barış kurulu başkanı Türkiye'nin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan olmalıdır, sonra kim katılacaksa katılsın. Barışın başı Türkiye, onun başı Cumhurbaşkanı. Haydi, hodri meydan." sözleriyle tamamladı.

Öte yandan Bahçeli'nin, Fettahoğulları aile mührünün yer aldığı, hat sanatıyla yazılmış Besmele ile Fetih, İhlas ve Fatiha surelerinin bulunduğu bir rozet, merkezinde yine Fettahoğulları aile mührünün yer aldığı, çevresinde Besmele ile Fetih, İhlas ve Fatiha surelerinin hat sanatıyla işlendiği, yan yüzeylerinde ise Devlet Bahçeli tuğralarının bulunduğu bir yüzük taktığı görüldü.

Muhabir: Aykut Yılmaz, Betül Bilsel

Kaynak:Haber Kaynağı

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Önceki ve Sonraki Haberler