Yıldıray ONUKAR
İsraf
Bizim kuşak tabağında yemek bırakmazdı.
Fıkra gibi olacak ama gerçek. 20 yıl kadar önce bir Fransız, bir İngiliz, bir İsviçreli Alman, bir Türk ve bir Amerikalı yemek yiyoruz. Yemeği nasıl buldunuz dedim. İngiliz İrlanda asıllıymış. Valla dedi , ben Katolik terbiyesi ile yetiştim. Annem kızardı tabakta yemek bırakınca. Öyle olunca ne varsa yiyorum, yediğimin tadı da kayboluyor haliyle. Şaşırdım , bize özgü sanıyordum.
Üstelik İsviçreli, Fransız ve yaşça bizden büyük olan Amerikalı da , aynen valla biz de öyle demesin mi? Ben hafif bir şok yaşadım.
Savaş sonrası kuşağı dedik, güldük.
Şimdi etrafa bakıyorum dışarıda yemek yediğimde. Gençlerin tabakları hep dolu gidiyor bulaşıkhaneye. Evladım, madem yemeyecektin niye sipariş verdin?
Konu yemek değil aslında. Bütünlük. O yemekte çiftçinin, toptancının, pazarcının, aşçının, garsonun ve parasını veren senin ortak emeğiniz var. Ortak emek! Yani konu sadece çöp degil, herkes bir yerden dokunuyor.
...
Günlük yasamda bir sürü sorun konuşuluyor. Örneğin kuraklık.
Kimi diyor, tasarruf yapın. Kimi havuzlara, kimi arıtmaya, kimi betonlaşma yüzünden toprağa kavuşamadan denizlere akan yağmura, kimi iklim krizi yada chemtrails ve belki de horoskopik nedenlerle yağmayan yağmura takmış. Herkes karanlıktaki filin bir tarafına dokunup yorum yapıyor. Böyle olunca bir sürü görüş, öneri, şikayet ortada dolanıp duruyor. Gerçek sorun binlerce parçaya bölünüp yönetilemez hale geliyor
...
Gercek sorun ne: susuzluk.
Sonuçları ne: tarım, hayvancılık, insan sağlığı, doğal yaşam, çölleşme vb.
Sorunu doğru tarif ettiysek çözüme geçelim. Nasıl? Geçen bir yazıda bahsettik. Girişi yaptık, gelişme ve sonuç arkadan gelecek. Gelişme olmazsa sonuç gelmez.
Geliştirelim o zaman.
Hangi faktörler acil acaba kuraklığı azaltmak için. Hangi faktörler kolay çözülebilir. Öncelik nereye verilecek. Kısa vadeli, orta vadeli ve uzun vadeli stratejiler nelerdir?
Kolaya kaçalım. Bir iki basit aksiyon:
Su havzalarına inşaat yapmayı, yada su kıtlığı çeken yerlerde havuzlu ev yapmayı kim engelleyecek. Elinizi tutan mı var? Ne olur ondan demeyin, tabakta yemek bırakmayı alışkanlık haline getirmeyin. En azından paket yapın, aç bir sokak hayvanına verirsiniz.
Gözümüzün önünde kuyu açıyorlar. Yeraltı suları bir ülkenin rezervidir. Ileride o biterse ne yapacaksınız. Ya toprağı yutan ve günden güne artan obruklar. Bir kaç yıl önce bir aklıevvel anlatıyor, burada ayçiçeği ekmek lazım. Eskilere sordum, ayçiçeği çok su istemez mi? Yanıt evet. Bir soru daha, burada su bol mudur? Yanıt hayır. Şükür ki aklıevvel sustu, diretmedi.
Sadede gelelim. Somut ve kapsayıcı planlar ve yapılacak şeyleri yapabilecek kişilere delege etmezsek, yapmayanı denetlemezsek? Plana sadık kalmazsak bilgisayar başında sorunu zor çözeriz. Bütün emeklerimiz de İSRAF olur.
Plan? O da ne?
O da bir başka yazının konusu olsun.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.