Prof. Dr. Erkan SEVİNÇ

Prof. Dr. Erkan SEVİNÇ

HER YARAYA MERHEM

İzmir’de düzenlenen “İktisat Kongresi”nde sahne alan sanatçılardan.Onu tanımlayan doğru tanımlama “ahir zaman assolisti” olsa gerek. Zamanın assolistlerini aratmayan, bugünün şartlarında çoktan o mertebeye çıkmış ama ilerleyen yıllarda da hep orada bizi bekleyecek bir isim Melike Şahin. Onun büyük kitlelerce tanınmasını sağlayan “Merhem” albümünün basın bülteninde şöyle yazıyor..

“Bugüne dek alıştığımız Melike Şahin estetiğine; masalsı keyboardlar, kan kaynatan elektro bağlama ve yaylıların eklendiği albümü dinlerken, kendimizi adeta bir Yeşilçam gazinosunda buluyoruz. Sahnedeyse kalp kırıklarının üzerinde korkusuzca yürüyen, direnen ve umudunu asla yitirmeyen vakur bir kadın var. ‘Akdeniz arabesk pop’ olarak tanımladığı bu deneyim, hem yorumculukta yeni keşiflerinden; hem de Safiye Ayla, Müzeyyen Senar, Selda Bağcan, Ümmü Gülsüm ve Fairouz gibi sanatçıya ilham olmuş ustalardan izler taşıyor. Melike Şahin içimizdeki melankoliyi aynalayan sesi ve büyülü yorumculuğuyla, bizi kör kuyularımızın ucundaki güneşi fark etmeye, bir iyileşme ihtimalini araştırmaya davet ediyor. Yaralarımızın üzerine örtülen adıyla müsemma bu albüm, ilhamını her şeye rağmen hayatta ve ayakta kalabilme niyetinden alıyor. Umut, şu anda bize en gerekli olan ve Melike Şahin, “Merhem”le tam da bunu önümüze koyuyor.”

Şahin aslen Sivas Divriğili. Çocukluğundan itibaren müziğe büyük ilgi duymuş. Beşiktaş Atatürk Anadolu Lisesi'nde okuduğu esnada Çağdaş Müzik Merkezi’nde Timur Selçuk’tan şan dersleri almış. 2012'de mezun olduğu Boğaziçi Üniversitesi Sosyoloji eğitiminin ardından profesyonel olarak BaBa ZuLa’da vokalist olarak çalıştı. Baba Zula’yla çalışmayı bırakmadan kısa bir süre önce "Melikşah ve Saz Arkadaşları" adı altında bir proje başlattı, bu ekip ile Beyoğlu'nda Kanto isimli meyhanede arabesk temalı bir repertuvar ile bir süre konserler verdi. O günleri şöyle anlatıyor sanatçı..

“Melikşah ve Saz Arkadaşları diye bir proje başlatmıştık. Kanto diye bir meyhane vardı, arkadaşlarımızın mekânıydı. “Assolist arıyoruz” demişlerdi. Ben de yıllardır, “Ay acaba nerede söylesem şunu söylesem çok hoşuma gider” dediğim şarkıları dizmiştim. Arkamda saz heyetiyle küçük arabesk prensesi gibi ortamlarda takılmaya başladım. Ancak tabii ben o zamanlar bu işlerin videoya çekildiğinin ve YouTube’da sonsuza kadar duracağının farkında değildim. İzleyici benim o videolardaki alaturka tavrımın sunduğum tek kimlik olduğunu zannediyor ama değil. O personam, benim içimdeki çeşitli şeylerden sadece bir tanesi. BabaZula ile 6 sene az buz bir zaman değil. Zaten BaBa ZuLa’nın da herhalde çalıştığı en uzun süreli solist ‘Küçük Melikko’. 21 yaşındaydım. Gencecik körpecik bir çocuktum. BaBa ZuLa’nın bana ne kattığını soruyorsanız? Kaba tabiriyle okul demek kolayıma geliyor. Ama sözcük zaten tınladığından çok daha kuvvetli bir sözcük. Çünkü okulda bir sürü şey öğrenirsin. Benim için de öyle oldu çok fazla şey öğrendim. Sahne performansı mesela. BaBa Zula’ya da ne kattım? Tatlı bir enerji kattım bence. Sahne performansım da bence okeydi. Yorumculuğum da güzel yakıştı. Ama kanlar her zaman uyuşmuyor. Duruyor bir noktadan sonra..Bir yenilik gelsin istiyorsun”

Melike Şahin 2017 yılında Fransız yönetmen Tony Gatlif’in Djam isimli filminde seslendirdiği üç şarkı ile yer aldı ve aynı yıl filmin dünya prömiyeri öncesinde Cannes Film Festivali’nde bir konser verdi. Yine aynı yıl ilk teklileri “Bi' fırlatsam” ve “Deli Kan” ile solo kariyerine başladı. “Mühür”albümü sonrasında da yapıtlar çıkarmayı sürdürdü ve çeşitli sanatçılarla düetler yaptı. Mert Demir ile “Pusulam Rüzgar”,Ah Kosmos ile “Miras”, Ko Shin Moon ile “İsyan”, Baker Aaron ile “Öpmem lazım”, Gazapizm ile “Olur mu?” gibi. Bergen’e saygı albümünde “Kader Diyemezsin”i seslendiren sanatçı en son “Ellerin Hani?”yi yayınladı.

Melike Şahin, “Serim” ile açıyor genelde konserlerini. “Bağrımda…” dediği anda kalabalıklar coşkuyla eşlik ediyor. Bir dinleyici olarak o anın atmosferini, içimizde yarattığı dalgaları anlatmak çok zorken sahnedeki Melike Şahin kim bilir ne hissediyor sorusu düşüyor aklımıza. Benzer duygularda, böylesine bir coşkuda buluşmak anlatması çok da mümkün olmayan, yalnızca o ana özel bir deneyim aslında. Şahin, birkaç şarkıdan sonra uyarıyor dinleyicisini..” İlk yarı daha “damardan” şarkılarla biraz da “mahvolarak” geçecek ancak konserin sonunu çok farklı bitireceğiz siz de şaşıracaksınız. “ Öyle de oluyor gerçekten.

Şarkılarıyla, sahne performanslarıyla dibine kadar “mahveden” ancak bunun yanı sıra iyi gelen, güçlü hissettiren, kendine sorular sorduran ve bazı şeyleri kabullensek de asla “boyun eğmediğimizi” hissettiren biri Melike Şahin. “Nasıl yazmış bu sözleri?” sorusu Melike’nin şarkılarında da sık sık yakalıyor bizi. O da, “En çok çaresiz zamanlarda elim kaleme gidiyor. Anlaşılmadığımı düşündüğümde, belki böyle anlatırsam ferahlarım diye başlıyorum” diyerek anlatıyor yazma sürecini.

Kederi de ,anlatmayı da ,isyanını da alışkın olduğumuz rakı kokulu bir “arabesk” ile değil; ferahlatıcı bir Akdeniz esintisi, tenimizi okşayan bir meltem etkisiyle yapıyor Melike Şahin. Müziği için yaptığı “Akdeniz Arabesk” tanımı da tam olarak uyuyor bu etkiye. “Tüm o kederli yolu yürürken gelen ferahlatıcı bir deniz esintisini çağrıştırıyor bana müziğim” diyor. Söyledikçe yazdıkça bizi iyileştirip güçlendirirken biliyoruz ki o da bu evrelerden geçmiş, kalbimizi bu kadar kolay ele geçirmenin bedelini ödemiş, sahnedeki o dik gülüşünün her milimini hak etmiş.

Melike Şahin evli. Eğlenceli biri. Tezcanlı ve rahatına düşkün.Densizlik onu öfkelendirir. Sevdikleriyle olunca çiçek açar. Deprem’in yaralarını sarmaya çalıştığımız bugünlerde Melike Şahin’le mahvolarak iyileşecek gibiyiz.

Yaralarımıza Merhem olacağı kesin.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.