Devlet Bahçeli'den Önemli Açıklamalar: Kurt ile Sırtlanın Dünyası Bambaşkadır

Devlet Bahçeli'den Önemli Açıklamalar: Kurt ile Sırtlanın Dünyası Bambaşkadır

MHP Genele Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin grup toplantısında gündeme ilişkin önemli açıklamalarda bulunuyor.

MHP Genele Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin grup toplantısında gündeme ilişkin önemli açıklamalarda bulunuyor.

MHP Genele Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin grup toplantısında gündeme ilişkin önemli açıklamalarda bulunuyor.

Bahçeli'nin açıklamalarının satırbaşları şöyle;

"Daha önce de dediğim gibi siyasetin doğruluğu kadar zamanın da doğru olması gerekir. Doğru zamanda yanlış siyaset ham hayalin peşinde oyalanmaktır. MHP'nin siyaseti doğrudur, mücadelesi doğrudur. İlkeleri, ülküsü doğrudur. Siyasetimiz tutarlı ve dengelidir.

Vatanseverlik sınavından geçemeyen siyaset gerçek manada siyaset değildir, insanımıza hiçbir hayrı dokunmayacaktır. İçinde bulunduğumuz gemi metruk bir gemi değil, dev dalgalara cesaretle direnen iman ve irade gemisidir.

"BASİRET HAYATI VE SİYASETİ DOĞRU OKUMAKTIR"

Basiret yoksunu siyaset zihniyeti pek çok badireye davet açacaktır. Önemli tehlike de budur. Basiret, hayatı ve siyaseti doğru okumaktır. Görüneni ve gösterilmek isteneni sezgi ve bilgi ile kavramak demektir. MHP ile Cumhur İttifakı'nın yapacağı budur. Fikir demek hayat demektir, siyaset demektir.

Ülkücü hareketteki nice serden geçti gönüller davamızın yükselişine her saha ve zeminde hizmet etmişlerdir. Allah hepsinden ve sizden razı olsun diyorum. İnsan muhabbet üzere yaşamalıdır. Hayatın manasını kavramak için sevgi ve saygının şart olduğunu bilmeli.

"KURT İLE SIRTLANIN DÜNYASI BAMBAŞKADIR"

Haklı ve haysiyet mihverine dayalı hiçbir mücadele kolay yollardan geçmemiş; ikbalin düşkünlüğü, davanın itibar ve iffet düzeyiyle değişmemiştir. Pakistanlı âlim, şair, filozof ve politikacı Muhammed İkbal demişti ki: “Aynı gökte uçarlar; fakat karganın dünyası başka, şahinin dünyası başkadır.”

Ben de diyorum ki: Kur­dun dünyası başka, sırtlanın dünyası bambaşkadır. İnsan, muhabbet üzere yaşamalıdır. Hayatın manasını kavrayabilmek için sevgi ve saygının şart olduğu bilinmelidir. Ben, ben” demeyi bırakarak “biz”e ulaşmayı telkin eden büyük şairimiz Bahtiyar Vahapzade’nin, “Bir hükme, bir fermana ben başımı eğmedim” sözü; ayrılığa, haksızlığa ve millî birliğin kopuşuna karşı bir nevi meydan okuyuştur.

"TRUMP KÜRESEL ÇETELEŞMEYİ SAVUNUYOR"

Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Trump’ın geçtiğimiz günlerde basına verdiği demeçte söylediği sözler, çivisi çıkan, kaosun pençesine düşen dünyanın hâl-i pürmelâlinden başka bir şey değildir. Bir gazetecinin, “Küresel yetkilerinizin herhangi bir kısıtlaması var mı?” sorusuna Trump’ın verdiği cevap aynen şudur: “Kendi ahlâkım, kendi aklım. Beni durdurabilecek tek şey bu. Uluslararası hukuka ihtiyacım yok.” Öncelikle bir sorunun cevabı üzerinde düşünmemiz lazımdır: Devlet mi hukukun ürünüdür, yoksa hukuk mu devletin sonucudur?

Siyaset ve hukuk felsefecileri bu soruya uzun yıllar kafa yormuşlardır. Hukuku yapanlarla siyaseti yapanlar, hukuku inşa edenlerle hayatın rotasını çizenler esasında aynıdır. Tarih, kültür ve fikir koordinatlarıyla söyleyecek olursak; hukuk, devlet olma hâlinin mahsulü, devlet ise hukukun ve adalet ruhunun mütemmim cüzüdür. Hukuku yapan devlet, eğer hukuka uymaz ve hukuku çiğnerse; çetelerden ve organize suç örgütlerinden hiçbir farkı kalmayacaktır.

"TRUMP KÜRESEL ÇETELEŞMEYİ SAVUNUYOR"

Buradan hareketle diyebiliriz ki, mevcut ve mâhut hâliyle uluslararası hukukun aldığı ölümcül darbeler; küresel mahiyette çeteleşmeyi, devlet altı yapıları ve “gücü yeten yetene” mantığını yaygınlaştıracak; el cümle, korkunç bir durumu yeni ve yıkıcı bir normal olarak tescilleyecektir.

Amerika Birleşik Devletleri Başkanı’nın savunduğu şey, küresel çeteleşmedir. Bu, vandallığın tahkikidir; şiddete vesileye dayanan siyasetin kıtaları ve coğrafyaları gayriahlâkî, gayrihukukî ve zorbaca bir ablukaya almasıdır.

"ABD İNSANLIĞIN SONUNU HAZIRLAYAN SENARYOLARLA KARŞIMIZDADIR"

Küresel kurum ve kuruluşlardan kademeli olarak çekilen Amerika Birleşik Devletleri’nin dünyayı ateşe sürüklediği, insanlığın sonunu hazırladığı; kıyamet senaryolarına ilkel bir inanç ve politik dağılımla eşlik ettiği artık inkârı son derece güç bir gerçek olarak karşımızdadır.

Bugünkü dünya tablosunda demokrasi; ne arada, ne Araf’ta ne de raftadır. Maalesef hepten kayıp, hepten yok hükmündedir. Yine bugünkü dünya tablosunda özgürlükler, insan hakları ile insani miras ve değerler hazinesi; emperyalizmin hücumuna uğramış, “vahşi Batı” eliyle tahrip ve yağma dönemine girmiştir. Dizginlenemeyen hırslar, freni tutmayan itirazlar insan aklının önüne geçmiştir.

Dip akıntı hâlinde asırlardır devam eden bölüşüm, paylaşım ve hâkimiyet kavgaları; geldiğimiz bu aşamada uluorta yapılır olmuştur. Petrol, doğal gaz, değerli madenler ve mineraller; çatışmaların, savaşların ve aşırı gerilimlerin hem vasıtası hem de motivasyonu hâline gelmiştir.

"VENEZUELA KOMPLOSU YALNIZCA BİR TESTTİR"

Yaşadığımız çok vektörlü, çok matrisli ve çok parametreli cepheleşmelerin benzerlerine, 1. ve 2. Dünya Savaşları öncesinde de tesadüf edilmiştir. Bu savaşların olağanüstü tesirleri günümüze kadar devam etmiş, hâlen de etmektedir.

Venezuela komplosu yalnızca bir testtir; bu yolla tepkiler ölçülmüş, yakın geleceğin stratejik analizleri yapılmıştır. Şimdi sırada, bir NATO üyesi olan Danimarka’ya bağlı Grönland bulunmaktadır. Trump’ın “Bu sorunu ister nazikçe ister sertçe çözeceğiz” açıklaması, yangına körükle giden sorumsuz ve şuursuz bir dayatmadan başka bir şey değildir.

Bir NATO üyesi ülkenin hâkimiyetindeki topraklara, bir başka NATO üyesi ülkenin çökme ve işgal planı nasıl tarif ve tevil edilecektir? Bu şartlar altında NATO’nun değer hükmünden, ahlaki ve hukuki bağlayıcılığından samimiyetle bahsetmek akla ve mantığa sığacak mıdır?

Tek taraflı ve bağnaz bir şekilde “İstedim, öyle düşündüm, alacağım, yapacağım, vuracağım, yargılayacağım” demek; hür dünyaya rest çekmek, “Haydi yüreğiniz yetiyorsa gelin de savaşalım” demek anlamına gelmeyecek midir? Allah için söyleyiniz: ABD’nin fiilen üstlendiği küresel jandarmalık pozisyonunda

"HER İHTİMALİ SIFIR HATAYLA ELE ALMAK VATANIN ŞEREFİDİR"

1946 yılında, dönemin Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Truman’ın, yine dönemin Danimarka Dışişleri Bakanı’na yaptığı ahlaksız teklif; emperyalizmin dönen çarkında işin özünde pek bir değişiklik olmadığını da işaret etmektedir. O dönemde Truman, 100 milyon dolar altın karşılığında Grönland’ı satın almak istemiş; bu teklif Danimarka yönetimi tarafından reddedilmiştir.

Bunun yanı sıra; Küba’ya sözde özgürlük getirme, Kolombiya’yı cezalandırma, Panama veya Kanada üzerinde hak iddiasında bulunma, İran’ı vurma gibi aleni hesap ve hedeflerle meşgul olan Amerika Birleşik Devletleri’nin, küresel yok oluştan önce kendi sonunu da hazırladığı ortadadır. Küresel konvansiyonel savaş tehdidi ciddi düzeydedir.

Türkiye olarak her ihtimali sıfır hatayla ele almak, yüksek bir öngörüyle değerlendirmek; buna muvafık siyasi, askerî ve ekonomik tahkimatı sabır ve sebat içinde yapmak artık vatanın, milletin ve bekânın şerefidir.

"GERÇEK HASTA ADAM ABD'DİR"

19. yüzyılda Osmanlı İmparatorluğu’na “hasta adam” yaftası vurmuşlardı. Bugünün dünyasında ise gerçek hasta adam Amerika Birleşik Devletleri’dir. İçeriden çürümüş, büyük oranda insan kalitesini yitirmiş; anlam ve varlık nedenini kaybetmiş bir toplum yapısına sahip olan Amerika Birleşik Devletleri’nin, kristal bir vazo gibi elli parçaya ayrılacağı günlerin, emin olunuz ki, uzak olmadığı kanaatindeyim.

"İRAN'IN TOPRAK BÜTÜNLÜĞÜ ÖNEMLİDİR"

İran’da para birimi riyalin rekor düzeyde değer kaybetmesinin ardından, başkent Tahran’daki tarihî Kapalıçarşı esnafının 28 Aralık 2025 tarihinde başlattığı protestolar, 16. gününde kitleleşerek ülke geneline yayılmıştır.

Bu anlatılanlar, madalyonun yalnızca bir yüzüdür. Diğer yüzü ise İran’a yönelik organize ve çok aktörlü istihbarat faaliyetleri; emperyalist provokasyonlar, kumpaslar ve tertiplerdir. Mühim olan, dikkatle tefrik ve tefsil edilmesi gereken husus da işte bu yüzdür. İran’daki şiddet olaylarında çok sayıda kişi hayatını kaybetmiştir.

"YPG YANLIŞ ÜSTÜNE YANLIŞ YAPMIŞTIR"

YPG yanlış üstüne yanlış yapmıştır. YPG'nin akıbeti PKK ile aynı almalıdır. YPG Halep'te sivilleri kalkan yaptı. Kürt kardeşlerimizin kanı bizim kanımızdır."

Ayrıntılar geliyor...

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Önceki ve Sonraki Haberler