Cüneyt Şaşmaz Yazdı: Mavi Tsunami Trump’ın Kalesini Yıktı!

Cüneyt Şaşmaz Yazdı: Mavi Tsunami Trump’ın Kalesini Yıktı!

Demokratlar hem Temsilciler Meclisi’ni hem Senato’yu alarak tam kontrolü ele geçirdi.Bu, birçoklarının “imkansız” diye nitelediği bir mavi dalgayla gerçekleşti.

Mavi Tsunami Trump’ın Kalesini Yıktı ve/veya Amerikan Halkı Hesap Sordu!
…
Bugün aslında dün’dü.
3 Kasım gecesi sandıklar kapandığında, Washington’da sadece Kongre’nin rengi değişmedi; yıllardır “kırmızı kale” diye anılan eyaletlerdeki tarihi tersine dönüşler, Trump’ın ikinci döneminin en sert siyasi hesabını ortaya koydu.
Demokratlar hem Temsilciler Meclisi’ni hem Senato’yu alarak tam kontrolü ele geçirdi.
Bu, birçoklarının “imkansız” diye nitelediği bir mavi dalgayla gerçekleşti.
Öncelikle…
Teksas’ta James Talarico, skandallarla anılan Ken Paxton’ı yenerek 38 yıl sonra ilk Demokrat senatör oldu.
Güney Carolina’da Annie Andrews, Kansas’ta Adam Hamilton, Ohio’da Sherrod Brown, Maine’de Troy Jackson (Susan Collins’i devirerek) ve diğerleri, yılların Cumhuriyetçi hakimiyetini kırdı.
Valiliklerde de benzer tablo vardı; Teksas’ta Gina Hinojosa, Greg Abbott’ı yenerek eyaletin ilk Latin valisi oldu.
Nitekim…
Amerikan halkı ne demek istedi?!
Çok basit ve çok net bir şey: “Yeter.”
Yüksek fiyatlar, enflasyon ve özellikle Şubat’ta başlayan İran savaşı yüzünden fırlayan benzin ve dizel fiyatları, seçmenin cebini doğrudan vurdu.
Hürmüz Boğazı’ndaki gerginlik ve savaşın maliyeti, çiftçiden şehirliye herkesi etkiledi.
Yolsuzluk endişeleri, Kongre’nin Trump’ı yeterince denetlememesi ve Trump’ın seçimi kendi referandumuna çevirme çabası da tabloyu tamamladı.
Hal böyleyken…
Trump “ben oy pusulasında değildim, olsaydım heyelan olurdu” diye yazdı, sonuçları kabul ettiğini söyleyip Demokratlarla çalışabileceğini belirtti.
Halk ise savaşın ve ekonominin faturasını partisine ödetti.
Bu, klasik bir ara seçim tepkisi değildi; derin kırmızı bölgelerde bile yaşanan kaymalar, daha yapısal bir memnuniyetsizliği gösteriyordu.
Demem o ki:
Perde arkasında, Trump’ın eliyle seçilen adayların zayıf kalması, Cumhuriyetçi tabanın savaş yorgunluğu ve ekonomik kaygılar öne çıktı.
Demokratlar “uygun fiyat” ve “denetim” mesajını tutarlı şekilde taşıdı.
Trump’ın “altın çağ” söylemi bir gecede çöktü.
Demem şu ki:
Bu sonuç, Trump’a bağlı görülen liderler için belirsizlik dönemi başlatıyor.
Netanyahu zaten zor bir dönemden geçerken, Washington’daki tam Demokrat kontrolü İsrail’e yönelik askeri ve mali desteği daha sıkı denetime tabi tutabilir.
Ukrayna’da Demokratların daha güçlü destek sağlaması bekleniyor; Trump’ın Rusya’ya yönelik daha yumuşak yaklaşımına karşı Kongre freni gelebilir.
Venezuela’daki son gelişmeler de daha fazla soruşturma ve şeffaflık baskısıyla karşılaşabilir.
Hasılı:
Diğer Trump çizgisindeki liderler artık Washington’da “güvenilir ortak” bulmakta zorlanacak.
Trump “Topal Ördek” konumuna yaklaşırken, dışarıda daha agresif hamleler yapma eğilimi gösterebilir veya içerideki kısıtlamalar nedeniyle geri adım atmak zorunda kalabilir.
Hülasa:
Ekonomiye etkileri de kaçınılmaz.
Enerji fiyatlarındaki yüksek seyir enflasyonu beslemeye devam ediyor.
Demokrat kontrolü, savaş finansmanı, bütçe ve yaptırım kararlarında veto ve soruşturma gücü getiriyor.
Kısa vadede piyasalarda belirsizlik yaratabilir; uzun vadede ise de-eskalasyon baskısıyla enerji fiyatlarında rahatlama ihtimali doğurabilir.
Demem o değil şu deme:
Türkiye için bu tablo hem fırsat hem risk.
Trump’ın zayıflaması, Suriye, NATO, ticaret ve göç konularında daha öngörülemez bir Washington anlamına geliyor.
Ankara’nın çok yönlü diplomasi ihtiyacı artacak.
İran’da savaşın maliyeti Amerikan seçmenini etkilediği için Demokrat Kongre, savaşın amacını ve çıkış stratejisini sorgulayabilir; Tahran için müzakere penceresi açılabilir.
İsrail’de askeri yardım ve koordinasyon daha fazla denetime tabi olabilir.
Ukrayna’da kesilen veya azaltılan yardımların yeniden gündeme gelmesi Kiev için nefes aldırabilir.
Venezuela’da Trump dönemindeki operasyonlar soruşturma konusu olabilir.
Nüans?!
Amerikan demokrasisi hâlâ işliyor ama derin kutuplaşma ve ekonomik/savaş kaynaklı kırılganlıklar da ortada.
Netice:
Amerikan halkı “hesap sorulacak” dedi.
Şimdi sıra bu hesabın nasıl tutulacağında.
Önümüzdeki iki yıl, hem ABD içinde hem de dünyada daha çatışmalı, daha denetimli ve daha belirsiz bir dönem olacak.
Ezcümle:
Dün bugün’ün gölgesinde.
Cüneyt Şaşmaz

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Önceki ve Sonraki Haberler