Cüneyt Şamaz'ın Yeni Yazısı: Egemenlik Milletindir: CHP’de Mutlak Butlan, Koltuk Kavgası ve Yeniden Doğuş Fırsatı!

Cüneyt Şamaz'ın Yeni Yazısı: Egemenlik Milletindir: CHP’de Mutlak Butlan, Koltuk Kavgası ve Yeniden Doğuş Fırsatı!

CHP tarihinde derin bir kırılma; Türkiye demokrasisi için de kritik bir sınav.Karar, yargı üzerinden muhalefeti içe dönük çatışmaya sürükleyerek iktidara dolaylı avantaj sağlıyor.

Dün bugün'ün gölgesinde...
Mutlak Butlan Kararı: CHP’yi Bölen Mi, Birleştiren Mi?!
Kılıçdaroğlu, Özel, İmamoğlu…
Şimdi Birlik Zamanı!
Yargı Darbesi mi, Demokrasi Sınavı mı?!
CHP’nin Yol Ayrımı...
Millet İradesi Koltuk Kavgasına Kurban Edilemez!

Bugün aslında dün'dü.
“Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir.”
Gazi Mustafa Kemal Atatürk
Mahkemenin CHP 38. Olağan Kurultayı (4-5 Kasım 2023) ile ilgili “mutlak butlan” kararı, partinin o tarihten sonraki tüm organlarını (Özgür Özel’in genel başkanlığı dahil) hukuken yok hükmünde sayıyor.
İstinaf mahkemesinin bu hükmü, delegelere para, iPhone, iş vaadi gibi menfaatler sağlandığı iddialarına dayanıyor.
Bu, CHP tarihinde derin bir kırılma; Türkiye demokrasisi için de kritik bir sınav.
Karar, yargı üzerinden muhalefeti içe dönük çatışmaya sürükleyerek iktidara dolaylı avantaj sağlıyor.
Anayasa Mahkemesi mutlak butlan prosedürü
“Mutlak butlan”, bir hukuki işlemin baştan itibaren kesin hükümsüz (yok hükmünde) sayılması anlamına gelir.
Türk hukukunda özellikle dernek genel kurulu kararlarında (TMK md. 83) ve siyasi parti organ seçimlerinde istisnai olarak gündeme gelir.
Bu karar, usul veya esasa ilişkin ağır sakatlıkları (örneğin emredici hükümlere aykırılık, irade fesadı gibi) tespit ettiğinde verilir.
Normal iptal davalarından farkı şudur:
İptal kararı “geleceğe yönelik”ken, mutlak butlan kararı “baştan itibaren geçersizlik” yaratır.
CHP davasında istinaf mahkemesi bu yönde karar vererek kurultayı ve sonrasındaki tüm işlemleri hükümsüz kıldı.
Bu prosedür doğrudan Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) bağlı değildir; ancak siyasi parti organlarının meşruiyeti tartışmalı hale gelirse AYM bireysel başvurular veya ilgili davalarda devreye girebilir.
Karar, kayyum atanmasını otomatik gerektirmez; mahkeme takdirine bağlıdır.
Türkiye'de siyasi partilerin kapatılma hukuku
Siyasi partilerin kapatılması yalnızca Anayasa Mahkemesi tarafından yapılır (Anayasa md. 69).
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı dava açar; AYM, toplantıya katılan üyelerin 2/3 oy çokluğuyla karar verir.
Kapatma sebepleri sınırlıdır:
Anayasa’nın temel ilkelerine (laiklik, üniter yapı, demokrasi) aykırı eylemlerin “odak” haline gelmesi.
Kapatma yerine, fiillerin ağırlığına göre devlet yardımından kısmen veya tamamen yoksun bırakma da mümkündür.
Bu süreç, CHP gibi köklü partiler için çok yüksek eşiğe sahiptir ve bugüne kadar daha çok ideolojik gerekçelerle (Kürt sorunu, laiklik ihlali) uygulanmıştır.
Kurultay usulsüzlüğü gibi iç tüzük ihlalleri doğrudan kapatma nedeni değildir; ancak parti içi kaosun derinleşmesi, dolaylı olarak AYM denetimini tetikleyebilir.
Bu karar Erdoğan’a “son bir kez daha cumhurbaşkanı seçilme” yolunu açmak için mi verildi?!
Doğrudan “açtı” demek hukuki gerçekle tam örtüşmez; ancak siyasi zamanlama ve etki olarak büyük bir avantaj yarattığı ortada.
2028’e giden süreçte CHP’yi meşruiyet kriziyle boğmak, yerel yönetimlerde kayyum tartışmalarını körüklemek ve muhalefetin enerjisini iç kavgaya hapsetmek, iktidar için bulunmaz nimettir.
Karar, yargı bağımsızlığı tartışmalarını alevlendirirken, Erdoğan’ın olası Anayasa değişikliği veya ara seçim senaryolarına zemin hazırlıyor.
“Tesadüf” olamayacak kadar stratejik bir hamle.
Bu karar Ekrem İmamoğlu’nun “artık hapisten çıkamayacağı” anlamına mı geliyor?!
Hayır, doğrudan hukuki engel değil.
İmamoğlu, Mart 2025’ten beri Silivri’de; yolsuzluk/rüşvet/irtikap iddiaları ve ek “siyasal casusluk” suçlamalarıyla ayrı davalarda yargılanıyor.
Mutlak butlan kararı kurultay usulsüzlüğüne odaklanıyor, İmamoğlu’nun ceza dosyalarına doğrudan bağlanmıyor.
Ancak siyasi etkisi yıkıcı:
Parti meşruiyet krizi onun “güçlü aday” profilini zayıflatıyor, hapishane koşulları moral ve örgütlenmeyi eritiyor.
Kamuoyu baskısı ve uluslararası dikkat azalırsa çıkış zorlaşır.
Kapı hukuken kapanmadı ama siyasi anahtarlar büyük ölçüde iktidarın elinde.
Sayın Kılıçdaroğlu bu saatten sonra ne yapmalı?!
Kılıçdaroğlu'nun tweet’i (“kişisel ikbal arayışlarının mücadele alanı değildir”) değerli bir başlangıç.
https://x.com/kilicdarogluk/status/2057496655381860753?s=20
Ancak tabandan gelen “kayyum Kemal” tepkileri çok sert.
Kılıçdaroğlu şimdi tarihi sorumluluk taşıyor:
- “Ben dönüyorum” havası yerine “birlik ve olağanüstü kurultay” çağrısı yapmalı.
- Özel ile kapalı kapıda, arabulucularla görüşmeli; intikam değil ortak akıl mekanizması kurmalı.
- Tecrübesini “danışman” rolünde sunmalı, koltukta değil.
Aksi takdirde “AKP’ye hediye” algısı kalıcı olur, tarihe “CHP’yi bölen” olarak geçer.
Sayın Özgür Özel ne yapmalı?!
Özel’in ilk açıklaması (“acıya katlanmayı ama teslim olmamayı vadediyorum”) cesur bir duruştu.
Şimdi akıllıca geri adım zamanı:
- Karara saygı gösterip temyiz yollarını sonuna kadar kullanmalı.
- Parti meclisini acil toplayıp “geçiş dönemi” protokolü imzalamalı.
- Tüm enerjisini İmamoğlu’nun serbest bırakılmasına ve kitlesel barışçıl eylemlere yöneltmeli.
- Direnişçi imajı korurken “bölücü” damgası yememeli.
İmamoğlu bu karardan sonra ne yapmalı?!
Hapishaneden sessiz ama net birlik mesajı vermeli:
- Avukatları aracılığıyla “CHP’nin geleceği koltuk kavgasında değil, millet iradesindedir” açıklaması yayınlamalı.
- Kılıçdaroğlu ve Özel’e “her ikinizin tecrübesine ihtiyacımız var” mesajı göndermeli.
- Kendisini “mağdur” değil, “Türkiye demokrasisinin sembolü” olarak konumlandırmalı.
- En büyük gücü halkın gönlündeki yeridir; bunu iç çatışmaya kurban etmemeli.
Bundan sonraki yol haritası (etkili ve uygulanabilir strateji)
1. Kısa vadede (1-2 hafta):
CHP’de “üç lider zirvesi” (Kılıçdaroğlu-Özel-İmamoğlu avukatları).
Ortak deklarasyon:
“Karara uyuyoruz, en kısa sürede olağanüstü kurultaya gidiyoruz.”
2. Orta vadede (1-3 ay):
Olağanüstü kurultayda gerçek bir yenilenme.
İmamoğlu’nun serbest bırakılması için kitlesel ama barışçıl eylemler.
AYM ve Yargıtay içtihatlarına dayanarak temyiz süreçlerini güçlendirin.
3. Uzun vadede (2028’e kadar):
Muhalefeti “CHP krizi”ne hapsetmeyin; diğer partilerle “Demokrasi İttifakı” kurun.
Gündemi ekonomi, adalet, enflasyon yapın.
Yargı bağımsızlığı mücadelesini en ön plana çıkarın; çünkü bu karar sadece CHP’yi değil, tüm Türkiye’yi ilgilendiriyor.
Bu karar, muhalefet için bir “felaket” değil, yeniden doğuş fırsatı olabilir.
Atatürk’ün dediği gibi egemenlik milletindir.
Yeter ki millet iradesini iç kavgayla değil, akılla ve birlikle ortaya koysun.
Ezcümle:
Türkiye’nin geleceği, bir partinin koltuğunda değil, milletin iradesindedir.
Güçlü kalın, birliğimizi bozmayın.

Cüneyt Şaşmaz

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Önceki ve Sonraki Haberler