AB İngiltere'ye Kapıyı Açık Tutuyor Ancak Brexit Sonrası Güven Sorunu Sürüyor
Brexit'in üzerinden 10 yıl geçerken Avrupa Birliği (AB) ile yeniden yakınlaşma arayışındaki İngiltere'nin olası üyelik başvurusu, Birliğin kapısını aralasa da 27 üye ülkeyi ikna etmesinin zaman alacağı öngörülüyor.
Konuya ilişkin Avrupa Parlamentosu (AP) Kalkınma Komitesi Başkanı ve İrlandalı AP milletvekili Barry Andrews, AB Komisyonu Yetkilisi ile Johns Hopkins Üniversitesi Uluslararası Çalışmalar Fakültesi (SAIS Europe) Avrupa Kamu Politikası Yüksek Lisans Programı Akademik Direktörü ve AB Komisyonunun Genişlemeden Sorumlu eski Genel Müdürü Michael Leigh ile görüştü.
AB'ye üyelik kararı Konseyde alınıyor
İngiltere Başbakanı Andy Burnham'ın ayrılığın 10. yılında Brexit'in beklenen faydayı sağlamadığını ve AB ile ilişkileri geliştirme konusunda "sonuna kadar gitmek" gerektiğine işaret etmesiyle, İngiltere'nin Birliğe yeniden üyeliği gündeme geldi.
AB'ye katılmak isteyen ülkeler, AB Antlaşması'nın 49. maddesi uyarınca başvurularını AB üye ülkelerinin temsilcilerinden oluşan AB Konseyine yapıyor.
Başvurular hakkında kararlar, AB Konseyi'nde oybirliğiyle alınıyor.
Bu süreçte AB Komisyonuna danışılıyor ve AP'nin onayı alınıyor. AP'nin onay verebilmesi için de tüm milletvekillerinin çoğunluğunun lehte oy kullanması gerekiyor.
Bu nedenle İngiltere'nin yeniden katılımı için üye ülkelerin tutumu belirleyici rol oynuyor.
Henüz doğrudan karşı çıkan ülke bulunmuyor
Halihazırda İngiltere'nin AB'ye yeniden katılmasına açıkça karşı çıkan bir üye ülke bulunmuyor. Ancak bu tüm üye ülkelerin İngiltere'nin dönüşüne de onay vereceği garantisini beraberinde getirmiyor.
Üye ülkelerin, olası bir hükümet değişikliği sonucu İngiltere'nin bir kez daha Birlik karşıtı tutum sergileme ihtimalinden endişe ettiği dile getiriliyor.
Aynı zamanda Brexit sonrası müzakerelerin zorlu geçmesi de, Birlik üyeleri arasında olumsuz algının sürmesine yol açıyor.
Öyle ki Brüksel'de İngiltere Savunma Bakanı Wes Streeting'i ağırlayan AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas, "AB'de Brexit sürecinden dolayı ciddi hayal kırıklığı yaşayan ve bu süreçten olumsuz etkilenen çok sayıda insan bulunduğunu belirtmeliyim. Bu nedenle müzakereler kolay olmayacak." ifadelerini kullandı.
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ise İngiltere'nin AB'ye yeniden katılma ihtimalini memnuniyetle karşılarken, böyle bir adımın bazı tavizleri de beraberinde getireceği uyarısında bulundu.
Macron, "Birliğin özgürlükleri arasında seçim yapamazsınız. İşinize geleni alıp geri kalanını kabul etmemeye karar veremezsiniz." ifadelerini kullandı.
Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Noel Barrot da Fransa'nın İngiltere'yi AB'ye yeniden kabul etmek için "kapıyı açmaya tamamen hazır" olduğunu belirterek, böyle bir dönüşün "haklarla birlikte yükümlülükleri de beraberinde getireceğine" işaret etti.
Polonya Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Radoslaw Sikorski, ülkesinin olası bir yeniden üyelik başvurusunu destekleyeceğini ancak İngiltere'nin önceki üyelik koşullarına sahip olamayacağını belirtti.
Letonya Başbakanı Andris Kulbergs, İngiltere'nin "aileye tekrar dönmesi gerektiğini" kaydetti.
Bulgaristan Başbakanı Rumen Radev, olası yeniden üyelik ihtimalini memnuniyetle karşıladıklarını belirterek, "Ancak bu sefer İngiltere dersini almış olmalı." diye konuştu.
Slovenya Başbakanı Janez Jansa ise İngiltere'nin ayrılışının AB'nin "en büyük felaketi" olduğunu belirtti.
Litvanya, Çekya, Hollanda, Danimarka da olası yeniden üyeliğe yeşil ışık yakarken, İspanya Başbakanı Pedro Sanchez, bunun Avrupa'nın "jeopolitik bir güç" olması için gerekli olduğunu dile getirdi.
AP üyesine göre yeniden üyelik gerçekçi değil
AP'deki farklı siyasi gruplar da olumlu mesaj verirken, Avrupa Dış İlişkiler Konseyi (ECFR) tarafından 15 AB ülkesinde yapılan araştırma, AB vatandaşlarının yüzde 66'sının İngiltere'nin AB'ye yeniden katılmasını desteklediğini ortaya koydu.
AP Kalkınma Komitesi Başkanı ve İrlandalı AP milletvekili Andrews, AB ile İngiltere arasında daha yakın ilişkiler kurulmasına yönelik kabulün giderek arttığını ancak birçok kişinin henüz yeniden üyelik konusunu tartışmaya hazır olmadığını ifade etti.
Benzer bir şekilde üye ülkelerin açıklamalarının da daha iyi ilişkiler kurulmasına ve belirli programlarda daha yakın işbirliğine yönelik gerçek bir siyasi istekliliği yansıttığını belirten Andrews, "Ancak henüz yeniden üyelik söz konusu değil." değerlendirmesinde bulundu.
Andrews, "Yakın vadede yeniden üyeliği gerçekçi görmüyorum. Ancak daha yakın ilişkiler, hatta belki tek pazara veya gümrük birliğine üyelik mümkün olabilir." ifadesini kullandı.
AB Komisyonu, "gündeme gelecek seçenekleri değerlendirmeye hazır"
AB Komisyonu Yetkilisi ise İngiltere'nin yeniden üyeliğine ilişkin yorum yapmaktan kaçındı.
Yetkili, İngiltere'nin AB'nin yakın olduğu ve değer verdiği bir ortağı olduğunu kaydetti.
İngiltere ile AB arasındaki ilişkilerin bundan sonra nasıl geliştirileceğini ortaya koymanın İngiliz hükümetinin sorumluluğunda olduğunun altını çizen Yetkili, "İngiliz hükümetinin gündeme getirebileceği seçenekleri değerlendirmeye açığız." ifadesini kullandı.
Yetkili, AB-İngiltere Zirvesi'nin 20 Kasım'da yapılacağını ve zirveyi beklediklerini kaydetti.
İngiltere'nin başvurusu tüm aday ülkelerle aynı şekilde değerlendirilir
Johns Hopkins Üniversitesi Uluslararası Çalışmalar Fakültesi (SAIS Europe) Avrupa Kamu Politikası Yüksek Lisans Programı Akademik Direktörü ve AB Komisyonunun Genişlemeden Sorumlu eski Genel Müdürü Leigh ise İngiltere'nin kendi tercihiyle artık AB ile yalnızca belirli özellikler taşıyan standart bir ticaret ve işbirliği anlaşması çerçevesinde ilişkilerini sürdüren diğer ülkeler gibi bir ülke olduğuna dikkati çekti.
Leigh, "İngiltere'nin üyelik başvurusunda bulunması halinde bu başvuru, diğer tüm aday ülkelerle aynı şekilde değerlendirilecektir. İngiltere, AB Antlaşması'nın 49. maddesi kapsamında standart katılım prosedürünü izleyecektir." değerlendirmesinde bulundu.
Ortaya çıkacak katılım anlaşmasının AB'nin 27 üyesinin tamamı ve İngiliz Parlamentosu tarafından onaylanması gerekeceğine dikkati çeken Leigh, "Ancak kamuoyu desteğinin kalıcılığı da dahil olmak üzere siyasi gerçekler, üye ülkelerin kararlarında kaçınılmaz olarak etkili olacaktır." ifadesini kullandı.
Leigh, olası yeniden üyelik durumunda İngiltere'nin avroya geçiş veya kişilerin serbest dolaşımı konusunda geçmişte sahip olduğu muafiyetleri yeniden elde etmesinin beklenmediğini de aktardı.
Güven yeniden tesis edilirken, tüm üyeleri ikna etmek zaman ve çaba gerektirir
İngiltere'nin yeniden üyeliği durumunda üye ülkelerin çoğunu ilgilendiren ve çözülmesi gereken çok sayıda karmaşık mesele bulunduğunu kaydeden Leigh, İspanya'nın Cebelitarık, Fransa'nın balıkçılık konusundaki hassasiyetlerinin bunlardan bazıları olduğunu belirtti.
Leigh, "Ancak tüm bu meselelerin temelinde yeniden tesis edilmesi gereken güven yatıyor. Brexit sürecinde İngiltere'nin Avrupa bütünleşmesine yönelik desteğinin istikrarlı bir seyir izlememiş olması, ülkenin önündeki önemli yüklerden biri. İngiltere'nin, 10 yıldan kısa bir süre önce vazgeçtiği Avrupa bütünleşmesine artık geri dönülmez biçimde bağlı olduğuna 27 üye ülkeyi ikna etmesi önemli ölçüde zaman ve çaba gerektirecektir." ifadesini kullandı.
Diğer taraftan İngiltere'de son dönemde siyasi açıklamalarda ve kamuoyu tartışmalarında görülen AB ile daha yakın ilişkiler kurma yönündeki yenilenen ilginin önemli olduğunu söyleyen Leigh, bunun olumlu karşılanması gerektiğine işaret etti.
Bununla birlikte, uygulamada kısa ve orta vadede bu ilginin üyelikten ziyade, özellikle güvenlik ve savunma alanlarında daha yakın işbirliğine dönüşmesinin beklendiğini kaydeden Leigh, "Her iki taraf da öngörülebilir gelecekte gerçekleşmesi mümkün olmayan beklentileri yükseltme konusunda temkinli olmalıdır." dedi.
Kaynak:
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.