Cüneyt Şaşmaz

Cüneyt Şaşmaz

15 Temmuz Darbe Girişimi mi, Yoksa Derin Bir Dönüşümün Tetikleyicisi mi?!

15 Temmuz; Darbe Girişimi mi, Yoksa Derin Bir Dönüşümün Tetikleyicisi mi ve/veya Türk Milletinin Hâlâ Sorgulaması Gereken Karanlık Noktalar?!

...

Bugün aslında dün'dü.
Öncelikle...
Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün şu veciz sözü hâlâ yol göstericidir:
“Bir milletin kurtarıcısı yalnız ve ancak kendisidir.
Bu milletin istiklalini, yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır.”
Nitekim...
15 Temmuz 2016 gecesi Türk milleti tam da bu azim ve kararlılıkla sokaklara döküldü, tankların önüne yattı, iradesini ortaya koydu.
Hal böyleyken...
O gece ve sonrasında yaşananlar hâlâ birçok karanlık soru işaretiyle dolu.
Resmi anlatım ile eleştirel bakış açıları arasındaki farklar, milletimizin hafızasında derin izler bırakmaya devam ediyor.
Dün bugün'ün gölgesinde.
Darbe girişimi akşam 20.30 sıralarında başladı.
Darbeciler, ne hikmetse Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’ni değil, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni bombaladı.
Bu tercih, birçok kesimde “niçin Meclis?” sorusunu akıllara getirdi.
Demem o ki:
İkinci bir “31 Mart Vakası” benzeri süreç mi yaşanıyordu?!
Ancak bu kez isyanı çıkaranlar da, sözde bastıranlar da aynı ideolojik damardan beslenen kesimlerdi.
Demem şu ki:
Darbe girişiminden sadece 5-6 gün önce dönemin Başbakanı’nın ortadan kaybolması ve aynı gün, o kaos ortamında 2 Anayasa Mahkemesi üyesi, 5 HSYK üyesi, 2 bin 475’ten fazla yargıç ve savcının “silahlı terör örgütü” suçlamasıyla gözaltına alınması veya açığa çıkarılması lojistik olarak olağanüstü bir hızdı.
Nüans?!
Bir günde bu kadar isim listesi hazırlamak, tebligat düzenlemek gerçekten plansız bir darbe ile mümkün müydü?!
Demem o deme değil şu deme:
Bu hız, birçok gözlemciye göre önceden hazırlanmış listelerin varlığına işaret ediyor.
Hasılı:
FETÖ olarak tanımlanan yapı uzun yıllar devlet kurumlarında, özellikle yargı ve güvenlikte mevzi kazanmıştı.
Bu yükselişin hangi siyasi iradelerin desteğiyle gerçekleştiği hâlâ tartışılmaktadır.
Hülasa:
15 Temmuz, birçok kesimce “dışarıda planlanan ve içeride bazı unsurlarca desteklenen bir süreç” olarak yorumlanmıştır.
Netice:
Girişim sonrasında elde edilen meşruiyetle tek adam sistemine geçişin hızlanması, yüksek yargıda köklü değişiklikler, milyonlarca sığınmacının ülkeye akışı ve ekonomik sıkıntıların derinleşmesi gibi gelişmeler peş peşe gelmiştir.
Hülasa:
15 Temmuz gecesi 251 vatandaşımız hayatını kaybetti, binlercesi yaralandı.
O gece kimin hangi emri verdiği, köprüdeki silahlı olaylarda kimlerin kullandığı, uçak ve helikopterlerin uçuş emirleri, ele geçirilen mal varlıklarının akıbeti gibi kritik sorular hâlâ tam olarak aydınlatılmamıştır.
Demem o ki:
15 Temmuz’u yalnızca “darbe girişimi” olarak değil, Türk devletinin kurumlarında yaşanan derin dönüşümlerin, istihbarat zafiyetlerinin ve siyasi hesaplaşmaların düğüm noktası olarak cesurca sorgulamak, her vicdan sahibi vatandaşın görevidir.
Türk milleti gerçekleri bilme ve adaletin tecelli etmesini isteme hakkına sahiptir.
Karanlıkta kalan her nokta, geleceğimizi daha da karartma riski taşır.
Gerçeklerin cesurca aydınlatılması ancak birlik, akıl ve sorgulama ile mümkündür.
Ezcümle:
Atatürk’ün dediği gibi; Milletin istiklali, milletin kendi azim ve kararıyla korunacaktır.
Cüneyt Şaşmaz

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.