Yönetici ve Patronların “Korku Engelinden” Kaynaklanan  Önemli Bazı Hataları

Yönetici ve Patronların “Korku Engelinden” Kaynaklanan Önemli Bazı Hataları

Yönetici ve patronların başlıkta deyindiğim hataları, onların başarılı olmalarını engellediği gibi başarılarını dolaylı şekilde etkileyen “çalışan tatminini” de ciddi şekilde azaltmaktadır.

Yönetici ve patronların başlıkta deyindiğim hataları, onların başarılı olmalarını engellediği gibi başarılarını dolaylı şekilde etkileyen “çalışan tatminini” de ciddi şekilde azaltmaktadır. Hep bahsettiğim üç temel ve biri diğerini etkileyen engeller Korkular, Alışkanlıklar ve Bilgi eksiklikleridir. Korkular başlı başına ciddi birer başarı katilidirler.

Gerek yönetim danışmanlığı yaparken, gerek uzun süreli eğitim projelerinde gözlemleyerek, izlediğim patron ve yönetici hatalarını sırası ile; takdir etmekten kaçınmak, çalışan ile samimi olmaktan ve hatta onlara selam verip, hatır sormaktan kaçınmak, bazı gammaz kuşları kullanarak kulağına gelen dedikodulara önem vermek ve sistematik bir performans değerlendirme yapmaktan kaçınmak şeklinde özetleyebilirim.

Yukarıda sıraladığım hatalara, bunların kötü sonuçlarına ve nihayet olması gereken “doğru yaklaşımlara” gelirsek, bunları sırası ile inceleyerek sizleri aydınlatmak istiyorum:

1. TAKDİR ETMEKTEN KAÇINMAK:

Takdir etmenin bir liderlik özelliği olduğunu öncelikle hatırlatmak istiyorum. Takdir etmekten kaçınan bir lider, ister ebeveyn, ister bir eş, isterse patron veya yönetici olsun, arzu ettiği amaçlara ulaşamayacaktır. Sadece uyarı, azarlama ve kötü davranış insanları bunları yapandan uzaklaştırır. Gene her zaman söylediğim şekilde, çok söylersen laf arsızları yaratırsınız. Ne dayak ve kötek ne de kötü söz ve azarlama insanları doğru davranışa “asla ve asla” yönlendirmez. Bunlara maruz kalan kişiler demotive olur, çalışmaktan soğur ve bunları kendilerine yapana husumet beslerler. Bunlara maruz kalan insanların en işe yarar ve “doğru” olanları ya sizi terkeden, ilk kaçan olurlar geri kalanları da arsız ve yüzsüzler olarak, güçleri sizi alt etmeye yetene kadar sizinle berabermiş, çalışıyormuş, istediklerinizi yapıyormuş gibi görünmeye zaman harcarlar. Ortamdaki kalite ve verim de hızla geriler…

Lütfen unutmayın takdir, takdir edilenin ortak amaçlara ulaşmak üzere gayretlerini artırır, takdir edilenin takdir edene kişisel bağlılığını artırır. İçtenlikle ve doğru yapılan her takdir ailedeki ve işteki başarılara doğrudan ve pozitif etki yapar. Şımarır, Zam ister gibi korkulardan vaz geçiniz…

2. SAMİMİ OLMAKTAN VE SEALAM SABAHTAN KAÇINMAK:

Tanıdığım yüzlerce patron ve binlerce yönetici arasında astları ile yakınlaşmaktan ve hatta onlara Allah’ın selamını bile vermekten kaçınan insancıklar tanıdım. Bir önceki duruma çok yakın hatta iç içe olan bu durum da gözlemlerimde dikkatimi çekmesi bir yana, kadar yaptığım tatmin araştırmalarında işletmedeki ortalama tatmini düşüren “hatalı bir uygulama olarak” ortaya çıkmıştır.

Bu hatalı davranışın tam aksini başarılı bir sanayici olan babamdan görmüş ve faydalarını daha 16 – 17 yaşlarımdan beri izlemiştim. Buna karşın (adı lazım değil) çok büyük ve köklü bir sanayi şirketimizde yaptığım bir organizasyon çalışmasında bir çok yöneticinin kendi amirleri tarafından “Astın ile samimi olma” şeklinde uyarıldığını ve bunun şirketin kurucusu en büyük patron tarafından (En tepeden) müteselsil olarak yayıldığını üzülerek öğrendim. O zamanlar daha 35 yaşındaydım. Babamdan öğrendiğim yanında, kendimin sanayicilik deneyimimde de samimi olmanın bana hiç bir zarar getirmediğini, aksine yarar sağladığını bildiğim için çalışma yaptığım işletmedeki, bu kötü nasihati(!) benimseyip uygulayan ve benimsememiş yöneticiler arasında ciddi bir gözlem hatta araştırma yapmaya karar verdim.

Yaptığım gözlem ve sorgulamalarda, astları ile içten ilişkiler kurmuş yöneticilerin çok daha başarılı olduklarını ve çok daha az sorunlarla karşılaştıklarını gördüm. Bunlar verim, kalite ve “personel devam” kayıtlarında da bilimsel olarak kanıtlandığına şahit oldum. Buna karşılık çalışanından uzak olan yöneticilerde durum negatif yönde farklıydı.

Sorun: Samimiyeti, yakınlığı “yüzgöz olmak” ve yumuşaklık zanneden yöneticiler tıpkı müşterisi ile “ahbap çavuş” olan satıcılar gibi istismar edildikleri ve gerek kalite gerek verimi sağlayamadıkları gerçeğiydi. Oysa çalışanına yakın olmak ona işi öğretmekle başlayan, eksik yönlerini tamamlayarak, iletişimi kesmeden yardımcı olmakla devam eden, hatta varsa kişisel sorunlarına çare bulmak, bulunmasını sağlamak suretiyle verim ve kaliteyi beraberce sürdürmek demektir. Buna liderlik deriz.

Bunu yapamayan, işinden, prosedürlerden, çıktıların içeriğinden habersiz yöneticiler (Haydi yeterince haberi olmayan diyelim.) en büyük engel olan bilgi eksiklerini ya astları ile “mıç mıç samimi olup” iletişimci iyi insan gibi görünerek telafi etmeye çalışırlar ki bu gevşek bir nezaret olup, verimi, kaliteyi kısaaca başarıyı öldürür. Tabir yerindeyse “Höt zöt eden” çalışanınla samimi olmayan yöneticiler ise “GÖRECE” daha başarılı olan yönetiicilerdir. Tekrar ediyorum hata yönetim ve iş bilgisi yetersiz yönetenler olup sığınacakları limandan “PERSONELİNDEN SERT ve UZAK OLMAK” ehveni şer olandır. (Kötünün iyisidir) Oysa gerçek verim, kalite ve bunları sağlayacak bağlılık lider yöneticiden geçer. Liderlik de bilgiden ve etkin iletişimden…

Siz siz olun ofis ve fabrika gezerken selam sabahı unutmayın, insanlarınız ile yakın olun, “boş bir maske olan ve mıç mıç samimiyet” değil, insanlara değer veren, bilgili, onları dinleyen, önerilerini dikkate alan, onları geliştiren, doğru ve yerinde uyaran, takdiri esirgemeyen bir lider olarak iletişimi sürdürün ASTLARINIZA YAKIN OLUN! Kapalı kapılar ardına sığınarak onlardan uzak durmayın korkmayın!

3. GAMMAZ KUŞLAR KULLANARAK BİLGİ TAŞITMAK:

Ufak kentlerdeki büyük ve küçük işletmelerde daha sık gördüğüm bir davranış türüdür. Bunu yapan patron ve yöneticiler, kendilerine yakın olan ve “laf taşımayı” seven bazı insanları akılları sıra bir savunma ve önlem amacı ile el altında bulundururlar. Bunun sebebi de paranoyakça bir düşünce ile, kendilerine yansıtılmayabilecek çeşitli hataları, çalıp çırpmayı, bazı işletmelerde de sendikalaşmayı önlemek gibi sebeplerdir.

Bunların alt sebebi de ürerimin yeterince takip edilememsi, kayıtların güvenilmezliği, insanlara liderlik edilmediği için oluşacak hataların yakalanmasıdır. Oysa günümüzde kaza önleyici sistem ve ekipmanlar, üretim kalitesinin yakından takibi ve kaydedilmesi, keza verimin anında kayıtlara alınması, ortamın kamera ile gözlenmesi hata ve kazaları azalttığı gibi verimi ve kaliteyi de yakından takip ederek yükseltmeyi sağlamıştır. Eski alışkanlıklarla gammazlayıcı eleman tutmak uzun vadede zararlı sonuçlara sebep olmaktadır.

Gammaz kuşlarca edinilen dedikodularda, kuşun taraf tutması, hemşehri olması, kişisel sevgi hatta “aşk bağı” gibi sebeplerden çok hatalı kararlar verilebilmektedir. Burada yeri geldikçe hatırlattığım bir konu olarak, şikayet edilen kişinin mutlaka şikayet edenle beraber dinlenmesi gereğidir. Bu yapıldığı takdirde gammazlayıcı elemana gerek kalmaz. Evet işletmede modern teknik ve sistemler varsa, liderlik bir kültür haline getirilmişse takım ahengini bozan “gammazlık kültürüne” gerek kalmayacaktır.

4. PERFORMANS DEĞERLENDİRME YAPMAMAK:

Performans değerlendirme bir işletmedeki önemli sistemlerden birisidir. Performans Değerlendirme Sistemleri mutlaka çalışan, oturmuş bir organizasyon sistemi ve üzerine kurulmuş bir bilgi akış sistemi olmadan iyi sonuç vermeyecek olsalar da, başarılı olmak isteyen bir patron veya yönetici astlarının performanslarını olabildiğince objektif olarak takip etmelidir.

Bunun için, kendi astlarına önce bir iş tarifi / Görev Tanımı yapmalıdır. Daha sonra da astlarından istediği ve beklediği davranışlar ile bunun aksine istemediği ve asla beklemediği davranışları yazılı olarak kendilerine vermelidir. Bu çalışmaları yapan yönetici astlarını hem yaptığı görev tanımlarından hem de koyacağı hedeflerden değerlendirerek gereken geribildirimi yaptığı gibi ücret / maaş dönemlerinde iyi çalışan ve sonuç alan ile kötü çalışanı ayırt ederek gereken zamları yapmalıdır. Yöneticiler “astlarını kırmak istememek gibi” korkuları yüzünden her astına beş üzerinden üç verip ortalamada birikme sendromu yaratırlar. performans değerlendirmesi yapmazlar ve bu yüzden de uzun vadede herkesi vasatlıkta birleşmeye zorlarlar. En az altı ayda bir her çalışan hem görev tanımlarından, hem davranışlarından, en önemlisi de hedeflere yönelik ölçülebilir performanslarından değerlendirilmelidir.

Dostlarım, dört hatanın da ana sebebi olan korkulardan kurtularak nasihatlerimi dinlerseniz, daha verimli, kalite üreten ve motive astlarınız ile başarıya daha da hızlı koşarsınız.

Ahmet Levent ÖNER

Altıntepe

1 Şubat 2026

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Önceki ve Sonraki Haberler