Uluslararası Sistem, 2026'ya Gergin Bir Siyasi Atmosferle Başladı
Uluslararası sistem, 2025'te çatışmalara ve siyasi tartışmalara maruz kalırken, 2026'nın ilk ayında da birçok krize sahne oldu
Rusya-Ukrayna Savaşı, İsrail'in Gazze'deki soykırımı, Pakistan-Hindistan çatışması, Tayland-Kamboçya gerilimi, İsrail ve ABD'nin İran'a yönelik saldırıları 2025'e damga vururken; uluslararası sistem, 2026'nın ilk ayında da birçok krizle yüzleşti.
ABD yönetimi 2026'nın ilk ayında Venezuela lideri Maduro'yu alıkoyarken; Trump, "ulusal güvenlik amacıyla Grönland'a ihtiyacı olduğunu" savunarak transatlantik cephede tansiyonu yükseltti.
ABD, Venezuela liderini alıkoydu
3 Ocak'ta Venezuela'nın başkenti Caracas'ta patlama ve uçak seslerinin duyulması, yılın ilk büyük krizinin habercisi oldu.
Venezuela yönetimi, patlamaların ardından ABD'yi ülkenin çeşitli bölgelerinde sivil ve askeri tesislere saldırı düzenlemekle suçlarken, ABD Başkanı Donald Trump, Venezuela Devlet Başkanı Maduro'ya karşı büyük çaplı bir saldırı düzenlendiğini, Maduro ile eşinin ülke dışına çıkarıldığını duyurdu.
ABD Adalet Bakanı Pam Bondi de Maduro ve eşi Cilia Flores hakkında ABD'de suç duyurusunda bulunulduğunu, Maduro'ya "uyuşturucu terörizmi, kokain kaçakçılığı, ABD'ye karşı makineli tüfek ve yıkıcı cihazlara sahip olma" suçlamalarının yöneltildiğini açıkladı.
Venezuela'da Geçici Devlet Başkanı olarak Delcy Rodriguez atanırken, Washington-Caracas ilişkilerinin seyri ve Maduro'nun akıbetinin ne olacağı ise henüz bilinmiyor.
Trump'tan Grönland hamlesi
ABD Başkanı Donald Trump, ülkesinin "ulusal güvenlik amacıyla Grönland'a ihtiyacı olduğunu" ve bunun "inşa edilen Altın Kubbe için hayati önem taşıdığını" ifade etti.
Washington'da bir araya gelen ABD, Danimarka ve Grönland dışişleri bakanlarının görüşmesi sonrasında da temel anlaşmazlıkların devam ettiği belirtildi.
Danimarka ise son dönemde "müttefiklerle birlikte bölgedeki askeri işbirliğini artırma" çağrısı yaptı. Trump, Grönland ile ilgili "Altın Kubbe" savunma sistemi konusunda ek görüşmeler yapılacağını aktardı.
Bu kapsamda Avrupa ülkeleri, küçük askeri birlikler ve subayları Grönland'a göndereceklerini açıkladı. Bunun üzerine ABD yönetimi, Grönland'ı almalarına karşı çıktıkları gerekçesiyle 8 Avrupa ülkesine gümrük vergileri getireceğini bildirdi.
Trump, Davos'taki temasları kapsamında 21 Ocak'ta NATO Genel Sekreteri Rutte ile Grönland için "anlaşma çerçevesi" oluşturduklarını ve bu kapsamda 1 Şubat'ta 8 Avrupa ülkesine uygulanması planlanan gümrük tarifelerini durdurduğunu bildirdi.
Grönland Başbakanı Jens-Frederik Nielsen ise birçok konuyu müzakere etmeye hazır olduklarını ancak egemenliklerinin "kırmızı çizgileri" olduğunu söyledi.
ABD'nin hamleleri, Rusya'ya kenetlenmiş görüntü veren Transatlantik cephede tansiyonu yükseltti.
Rusya-Ukrayna Savaşı devam ediyor
Rusya-Ukrayna Savaşı'nda 2025 çözüm için görüşmelerin yapıldığı bir yıl olsa da taraflar henüz bir anlaşmaya varamadı. Türkiye'nin ev sahipliğinde İstanbul'da 3 kez bir araya gelen 2 ülke savaşa devam ediyor.
4. yılındaki kanlı savaşta, Türkiye'deki görüşmelerde esir ve cenaze takası gibi insani başlıklarda ilerleme sağlandı.
Ukrayna tarafı, barış müzakerelerinde üzerinde çalıştıkları 20 maddeyi açıklarken; Rusya da müzakerelere açık olduğunu ancak kırmızı çizgilerinin aşılmaması gerektiği mesajını veriyor. Rusya ve Ukrayna heyetleri, barış yolunda ABD'li yetkililerle görüşmeye devam ediyor.
ABD, Rusya ve Ukrayna'nın bugün BAE'de bir araya gelmesi bekleniyor.
"Trump, Avrupa'yı büyük ölçüde gereksiz görüyor"
Uluslararası Siyaset Araştırmaları Merkezi Türkiye Gözlem Merkezi Koordinatörü Dr. Valeria Giannotta, AA muhabirine yaptığı açıklamada, ABD'nin Venezuela ve Grönland politikasının küresel dinamiklerde "açık bir dönüm noktasına" işaret ettiğini söyledi.
Uluslararası ilişkilerin geleneksel paradigmalarının, Trump'ın benimsediği "tek taraflı yaklaşımla" açıkça sorgulandığı ve bazen de aşındırıldığı değerlendirmesini yapan Giannotta, "Dar biçimde tanımlanmış ulusal çıkar anlayışı temelinde hareket eden ABD, uluslararası hukukun yerleşik normlarını ve çok taraflı kısıtlamaları giderek daha fazla devre dışı bırakmakta." dedi.
Giannotta, bu durumun ABD üstünlüğü ve küresel meseleler üzerindeki hakimiyete dayalı diplomasi şeklinin ortaya çıkışını gösterdiğini aktararak, "(ABD'nin Grönland hedefi) Böyle bir adım, çok taraflı platformların bağlayıcı niteliğini göz ardı ederken; İkinci Dünya Savaşı'nın ardından kademeli şekillenen Batı düzeni içinde doğrudan bir müdahaleye işaret etmektedir." ifadesini kullandı.
"Zayıflamış bir Avrupa, kendini yeniden ortaya koymakta zorlanmakta; bazen kimliğini örtük ya da açık biçimde ABD'ye karşıtlık üzerinden tanımlamakta. Bu nedenle Washington, Avrupa'nın hem bağımlı olduğu hem de çekindiği bir ortak haline geldi." diyen Giannotta, Avrupa açısından ABD'yi daha fazla karşısına almaktan kaçınma ile diplomatik yatıştırma çizgisini sürdürme arasındaki hassas dengenin giderek daha görünür hale geldiğini vurguladı.
Giannotta, Trump'ın Avrupa'yı "büyük ölçüde önemsiz" gördüğüne dikkati çekerek, kıtanın "sırttan atılması gereken yük" muamelesine maruz kaldığını dile getirdi.
Avrupa'ya sorumluluk alma baskısı
Kuzey Makedonya Ulusal Tarih Enstitüsünden Doç. Dr. Zoran Ivanov da "Ukrayna’nın desteklenmesi, Rusya'nın Avrupa'da askeri başarı elde etmesini engelleyerek, NATO’nun inandırıcılığını koruyarak ve Amerikan kuvvetlerini doğrudan savaşa sürükleyecek bir tırmanmayı önleyerek kalıcı ABD çıkarlarına hizmet eder." dedi.
Grönland meselesinin ittifakların aşınmasını değil, güç politikalarına dönüşü yansıttığını vurgulayan Ivanov, "Transatlantik ittifak, ABD'nin çıkarlarını daha açık ifade ettiği, Avrupa'nın kendi savunması için daha fazla sorumluluk üstlenmesinin beklendiği ve güvenliğin yeniden retorikten ziyade coğrafya, caydırıcılık ve sert güç tarafından şekillendirildiği bir güvenlik ortamına uyum sağlamaktadır." değerlendirmesini yaptı.
Asıl riskin, Avrupa'nın bu dönüşümü içselleştirmekte tereddüt etmesi ve buna uygun biçimde hareket etmemesi olduğunu söyleyen Ivanov, bunu "stratejik sınav" olarak nitelendirdi.
Ivanov, realist bir perspektiften bakıldığında bunun bir ittifak krizi olmadığını aksine "ittifakın örtüşen çıkarlar" üzerinden ayakta kaldığını hatırlatan bir durum olduğunu savundu.
Muhabir: Gökhan Çeliker
Kaynak:
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.