​Türkiye'de Kabine Değişikliği: Yargı, Siyaset ve Anayasa Gündemi Üzerine Bir Değerlendirme

​Türkiye'de Kabine Değişikliği: Yargı, Siyaset ve Anayasa Gündemi Üzerine Bir Değerlendirme

“Adalet gücü bağımsız olmayan bir milletin, devlet halinde varlığı kabul olunmaz.”

“Adalet gücü bağımsız olmayan bir milletin, devlet halinde varlığı kabul olunmaz.”
Mustafa Kemal Atatürk’ün 1920 yılında dile getirdiği bu az bilinen ancak bugün hâlâ yankı bulan sözü, Cumhuriyet’in temel taşlarından birini özetler:
Yargı bağımsızlığı olmadan ne devlet ne de millet tam anlamıyla var olabilir.
Dün, bugün'ün gölgesinde.
Nitekim...
11 Şubat 2026 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanan Cumhurbaşkanı Kararı ile Adalet Bakanı Yılmaz Tunç’un yerine İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Akın Gürlek, İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’nın yerine ise Erzurum Valisi Mustafa Çiftçi atandı.
Hal böyleyken...
Bu değişiklik, 2023 seçimlerinden bu yana ilk büyük kabine revizyonu olarak dikkat çekiyor.
Resmi bir gerekçe açıklanmasa da, atamalar anayasa reformu tartışmaları, muhalefete yönelik soruşturmaların yoğunlaştığı ve Kürt barış sürecinin hassas bir aşamada olduğu bir döneme denk geliyor.
Bu makale, atamaların arka planını, siyasi motivasyonlarını ve Türkiye’nin yakın geleceğine olası etkilerini tarafsız bir bakışla inceleyecek.
Öncelikle...
Akın Gürlek’in Adalet Bakanlığı’na Atanması: Yargı-Siyaset İlişkisinde Yeni Bir Sayfa
Akın Gürlek, Gezi Parkı davaları, Osman Kavala ve Can Atalay gibi tartışmalı süreçlerdeki rolleriyle tanınan bir isim.
İstanbul Başsavcılığı döneminde muhalefet partilerine yönelik soruşturmaları yönetmesi, onu muhalefet cephesinde “siyasi yargının simgesi” haline getirdi.
Ataması, Meclis’te gerginliklere ve yumruklaşmalara varan protestolara yol açtı; muhalefet vekilleri yemin törenini engelleme girişiminde bulundu.
Analistler, bu hamleyi Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yargı mekanizmalarını daha doğrudan kontrol altına alma stratejisi olarak yorumluyor.
Muhalefet, atamayı “yargının siyasallaşmasının resmî tescili” şeklinde nitelendirirken, iktidar kanadı Gürlek’i “reformcu” ve “Türkiye Yüzyılı” hedeflerine uygun bir figür olarak savunuyor.
Bakan yardımcılarının değişimiyle başlayacak olası bürokratik yeniden yapılandırma, yargı bağımsızlığı tartışmalarını daha da alevlendirebilir.
Mustafa Çiftçi’nin İçişleri Bakanlığı’na Getirilmesi: Güvenlik ve Yerel Dinamikler
Mustafa Çiftçi’nin valilik tecrübesiyle atanması, iç güvenlik politikalarında süreklilik mesajı verse de, bazı yorumcular bunu muhafazakâr kanada doğru bir kayma olarak okuyor.
Ali Yerlikaya’nın organize suç operasyonlarıyla kazandığı popülaritenin ardından gelen bu değişiklik, PKK ile devam eden müzakereler ve Kürt barış sürecinin hassas dengesini etkileyebilir.
İçişleri Bakanlığı, bu süreçte kilit rol oynayacağından, atamanın zamanlaması tesadüfî görünmüyor.
Siyasi Arka Plan: Anayasa Değişikliği ve 400 Milletvekili Hedefi
Kabinedeki bu revizyon, anayasa reformu gündeminin tam ortasında gerçekleşti.
Referandumsuz anayasa değişikliği için gereken 400 milletvekili sayısına ulaşmak, Cumhur İttifakı’nın mevcut yaklaşık 320-330 vekil gücüyle mümkün değil.
Son dönemde CHP’den AKP’ye geçen bazı vekiller (misal Hasan Ufuk Çakır gibi isimler), bu hedefe yönelik “Meclis içi manevralar” spekülasyonlarını güçlendiriyor.
Bazı yorumculara göre, erken seçim yerine muhalefetten transferlerle veya ittifak genişlemeleriyle 400 sayısına yaklaşılabilir.
Kürt barış süreci de burada kritik:
Öcalan’ın silah bırakma çağrıları ve DEM Parti’nin tutumu, anayasa paketinin kabul edilebilirliğini doğrudan etkileyecek.

Ancak bu tür hamleler, halk desteğinin azaldığı bir ortamda risk taşıyor.
Türkiye’nin Yakın Geleceği: İstikrar mı, Kutuplaşma mı?!
Olumlu senaryoda, yargı ve içişleri reformları ile birlikte ilerleyen barış süreci, Kürt sorununda kalıcı çözüm getirir; ekonomi toparlanır
ve ülke istikrara kavuşur.
Ancak olumsuz senaryo daha olası görünüyor:
Yargı bağımsızlığı endişeleri artar, muhalefet baskı altında kalır, toplumsal kutuplaşma derinleşir.
Erken seçim ihtimali düşük olsa da, 2026-2028 arası ittifak dinamikleri kökten değişebilir.
AKP’nin 400 vekil hedefine ulaşması, vekil transferlerine bağlı; mevcut trendler bunu mümkün kılsa da, kamuoyu desteği belirleyici olacak.
Ezcümle:
Bu kabine değişikliği, Erdoğan’ın stratejik bir hamlesi olarak okunabilir:
Yargı ve içişleri kurumlarını güçlendirerek anayasa gündemine zemin hazırlamak.
Ancak Atatürk’ün “Adalet gücü bağımsız olmayan bir milletin, devlet halinde varlığı kabul olunmaz” uyarısı, bugün de geçerliliğini koruyor.
Türkiye, önümüzdeki dönemde hem barış süreci gibi tarihi fırsatlarla hem de demokrasi ve hukuk devleti açısından ciddi risklerle karşı karşıya.
Gelişmeleri dikkatle izlemek ve millet iradesinin temel alındığı bir çerçevede ilerlemek, ülkenin geleceği için hayati önem taşıyor.

Cüneyt Şaşmaz

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Önceki ve Sonraki Haberler