Türk ve Bulgar Jeologlar Antarktika'nın Milyonlarca Yıllık Jeolojik Geçmişini Araştırıyor
Türk ve Bulgar bilim insanları, Antarktika'nın gezegenin geçmişini ve geleceğini aydınlatan jeolojik yapısına ilişkin incelemeler yürütüyor
Cumhurbaşkanlığı himayelerinde, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı uhdesinde ve TÜBİTAK MAM Kutup Araştırmaları Enstitüsü koordinasyonunda düzenlenen 10. Ulusal Antarktika Bilim Seferi devam ediyor.
Dünyanın en genç görünen ama aslında en eski bilgilerini saklayan Beyaz Kıta'nın altında milyonlarca yıllık jeolojik hafıza yatıyor.
Bu kıtada çalışmalarını sürdüren Türk araştırmacılar, Türkiye ile Bulgaristan arasında yıllardır süren ikili işbirliği kapsamında bu yıl da çeşitli faaliyetler gerçekleştiriyor. 10. Ulusal Antarktika Bilim Seferi Lider Yardımcısı Dr. Göksu Uslular ile sefere Bulgaristan Kutup Araştırmaları Enstitüsünden katılan Doç. Dr. Stoyan Georgiev, Türkiye'nin Antarktika'da araştırma kampının bulunduğu Horseshoe Adası'nda jeoloji alanında çalışmalar yapıyor.
Türk ve Bulgar bilim insanları, kıtanın bilinmeyen geçmişini anlamak için zorlu doğa koşullarında saha çalışmaları yürütürken, toplanan kayaç örnekleriyle Antarktika'nın jeolojik evrimine dair kritik veriler elde etmeyi hedefliyor.
Uzmanlara göre, incelenen kayaç yapıları ve paleoiklimsel bulgular, kıtanın bir zamanlar bugünkünden çok daha farklı bir iklime sahip olduğunu gösterirken, bu veriler, küresel iklim değişikliğinin uzun vadeli etkilerini anlamada önemli rol oynuyor.
İki ülkeden bilim insanlarının yürüttüğü ortak çalışmalar, Antarktika'nın doğal geçmişinin anlaşılmasına katkı sunarken, küresel iklim araştırmalarına da veri sağlıyor.
"Adada özellikle yaşlı magmatik kayaçlar yaygın olarak gözlenmekte"
Araştırmaların sürdüğü Horseshoe Adası'nda AA muhabirine açıklamalarda bulunan 10. Ulusal Antarktika Bilim Seferi Lider Yardımcısı Dr. Göksu Uslular, Antarktika'nın geçmişte Pangea'nın güney parçasını oluşturan Gondwana süper kıtasının bir bileşeni olduğunu, milyonlarca yıl devam eden süreçte Gondwana’dan ayrıldığını ve kıtanın zamanla bugünkü konumunu aldığını söyledi.
Yaklaşık 34 milyon yıl önce Antarktika'da büyük ölçekli buzullaşma sürecinin hız kazandığını ve kıtanın giderek kalıcı buz örtüsüyle kaplandığını dile getiren Uslular, bu süreçten sonraki farklı dönemlerde bölgede iklimsel değişimlere bağlı olarak buzulların geri çekilmesi ve erime süreçlerinin etkili olduğunu anlattı.
Uslular, "Batı Antarktika'da yer alan Horseshoe Adası, bu uzun jeolojik evrimin izlerini taşıyan farklı magmatik evrelere ait kayaçlara ev sahipliği yapmaktadır. Adada özellikle Jura-Kretase yaşlı magmatik kayaçlar yaygın olarak gözlenmektedir. Bunun yanı sıra, denizaltı ya da sığ deniz ortamlarında oluşmuş yastıksı lavlar, aglomeralar ve çeşitli volkanik birimler de bölgede bulunmaktadır." dedi.
"Antarktika'nın jeolojisine yönelik uluslararası literatüre bilimsel katkılar sunduk"
Göksu Uslular, Horseshoe Adası'ndaki volkanik kayaçları arazi gözlemleri ve örnekleme çalışmalarıyla incelediklerini belirterek, şunları kaydetti:
"Ayrıca ulusal ve uluslararası işbirlikleri kapsamında gerçekleştirilecek detaylı analizlerle bu kayaçların oluşum süreçlerini daha kapsamlı şekilde değerlendirmeyi hedefliyor, çalışmalarımız aracılığıyla Antarktika'nın jeolojik evrimine ve bölgenin magmatik tarihçesine önemli katkılar sağlamayı amaçlıyoruz. Ulusal Antarktika Seferleri boyunca ülkemiz yerbilimcilerinin bölgede yürüttüğü araştırmalar neticesinde, Antarktika'nın jeolojisine yönelik uluslararası literatüre değerli ve kalıcı bilimsel katkılar sunuldu ve sunulmaya da devam ediliyor."
"Türk meslektaşlarımla birlikte burada bulunmak benim için büyük bir mutluluk"
Bulgaristan Kutup Araştırmaları Enstitüsünden Doç. Dr. Stoyan Georgiev ise Horseshoe Adası'nda bakır mineralizasyonu içeren gabroların en iyi yüzleklerini gözlemlediklerine işaret ederek, şu değerlendirmelerde bulundu:
"Sahada görülebilen en belirgin yapılar, yeşil renkli malakit ve mavi renkli azurit minerallerinden oluşan ince damarlar. Bunlar, bakır minerallerinin oksidasyon ürünleri olarak gelişmiştir. Aslında bu durum, sığ seviyeli bir epitermal sistemi temsil etmekte. Muhtemelen daha derin seviyelerde, bakırın büyük kısmını taşıyan birincil sülfür minerallerinden kalkopirit gibi minerallerin damarlarını görmek mümkün olacaktır."
Georgiev, Horseshoe Adası'nda Jura döneminden (yaklaşık 176 milyon yıl) Kretase dönemine (yaklaşık 76 milyon yıl) kadar uzanan çok geniş bir magmatik geçmiş gözlemlendiğini ifade ederek, "Bu süreç, gelişen bir dalma-batma zonu ve levha geri çekilmesi (slab rollback) ile ilişkilidir. Farklı magmatik evrelerin varlığı, farklı metalojenik özelliklerin gelişmesine olanak sağlamış olabilir." diye konuştu.
Türk bilim insanları ile yaptıkları çalışmalardan bahseden Georgiev, "Türk meslektaşlarımla birlikte burada bulunmak benim için büyük bir mutluluk ve bu sefere katılmak benim için bir ayrıcalık." ifadelerini kullandı.
Muhabir: Şebnem Coşkun
Kaynak:
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.