Soğuk Savaş Döneminde Askeri Hava Modifikasyonu: Bugün İçin Önemli! İklim Silahtır!
Bugünkü yazımızda, hava modifikasyon çalışmalarının yeni olmadığına örnek olması için Süvari & Aras (2023) tarafından yapılmış olan bir incelemenin sonuçlarını sunacağım.
Bugünkü yazımızda, hava modifikasyon çalışmalarının yeni olmadığına örnek olması için Süvari & Aras (2023) tarafından yapılmış olan bir incelemenin sonuçlarını sunacağım. Mevcut savaş gündeminde iklimin bir silah olduğunun anlaşılması için bir örnek olması için.
İnsanlar, doğa olaylarını değiştirmek için eski çağlardan beri ritüel ve törenler düzenlemiştir. On dokuzuncu yüzyılda bilim insanları yağmur yağdırma gibi tekniklerin temelini atmış, 20. yüzyıl başında bulut tohumlama çalışmaları başlamıştır. İkinci Dünya Savaşı sonrasında ise ABD hava modifikasyonunu askeri amaçlarla kullanmaya yönelik projeler geliştirmiştir.
Hava modifikasyonu, atmosfer koşullarının belirli bir bölgede yapay olarak değiştirilmesidir. Bu, yağmur yağdırma gibi kasıtlı müdahaleler veya uçak egzozlarının oluşturduğu istemsiz etkileri içerebilir.
Hava modifikasyonu, doğal süreçlerin kasıtlı olarak değiştirilmesidir. ENMOD Sözleşmesi (1976 yılı) bu uygulamaların askeri kullanımını yasaklamıştır. Hava modifikasyonu tarım, su yönetimi gibi sivil ve savunma veya saldırı amaçlı askeri uygulamalarda kullanılabilir.
Hava Modifikasyonunun İlk Bilimsel Uygulamaları:
James P. Espy ve ilk teoriler: 1830’larda James P. Espy, yağmurun konveksiyon yoluyla oluştuğunu öne sürmüş ve büyük ateşler yakarak yağmur yağdırma yöntemini geliştirmiştir. Ancak, yeterli finansal destek bulamaması nedeniyle deneyleri sınırlı kalmıştır.
1890’larda General Robert Dryenforth, patlayıcı kullanımıyla yağmur yağdırmayı denemiştir. Teksas’ta yürütülen uygulamalarda zaman zaman yağış gözlemlenmiş; ancak elde edilen sonuçlar tartışmalı bulunmuştur.
1930’lardan itibaren uçaklardan kuru buz ve gümüş iyodür kristalleri atılarak bulut tohumlama faaliyetlerine başlanmıştır. 1946 yılında ise Schaefer ve Langmuir, yağmur oluşumunu tetikleyen teknikler geliştirmiştir.
**
ABD'nin Soğuk Savaş Dönemindeki Hava Modifikasyon Çalışmaları:
Özetle:
- 1946'da kuru buz ve gümüş iyodürle bulut tohumlama keşfedildi, yağış tetiklenmesi için deneyler yapıldı.
- Cirrus Projesi: 1947'de Cirrus Projesi başladı, 150 deneyle bulut tohumlama ve kasırga modifikasyonu araştırıldı.
- Stratejik ve Taktiksel Amaçlar: Hava modifikasyon stratejik üstünlük için düşünüldü, ancak ağırlıklı olarak taktiksel alanlarda kullanıldı.
- Hava Kontrol Komitesi: 1953'te kurulan komite, meteorolojik bilgi eksikliği nedeniyle daha fazla araştırma önerdi.
**
Hava Modifikasyonunun Stratejik Önemi:
Irving Langmuir, hava modifikasyonunun atom bombası kadar güçlü olabileceğini savunmuştur. ABD Kongresi, 1953’te bu alandaki çalışmaları incelemek ve düzenlemek için Hava Kontrolü Danışma Komitesi’ni kurmuştur.
Stormfury Projesi: 1962'de başlatılan Stormfury Projesi, bulut tohumlama ile kasırgaların şiddetinin azaltılması üzerine odaklanmış, bazı kasırgalarda rüzgâr hızında %10-30 azalma gözlemlenmiştir.
Kasırga Modifikasyonunun Zorlukları: Stormfury Projesi'nde elde edilen sonuçlar karışık olup, tohumlama etkisi ile doğal hava değişiklikleri arasındaki farkı ayırt etmek güçtür; proje 1983'te sona ermiştir.
Sovyetler ile Rekabet ve Hava Kontrolü:
ABD, Sovyetler Birliği'nin gizli hava modifikasyonu programlarını endişeyle takip etmiş ve bu durum Soğuk Savaş'ta teknolojik rekabeti hızlandırmıştır. CIA belgeleri Sovyetlerin bu alandaki faaliyetlerini doğrulamıştır. ABD askeri liderleri, hava kontrol tekniklerinin stratejik önemini vurgulayarak projelere yatırım yapmış ve operasyonları artırmıştır.
Vietnam Savaşı ve CIA'nın Bulut Tohumlama Uygulamaları:
CIA'nın 1963 Yılı Operasyonu: Vietnam Savaşı sırasında CIA, toplumsal huzursuzlukların önüne geçebilmek ve protestoları engellemek amacıyla hava modifikasyonunu bir araç olarak kullanmıştır. Özellikle Budist rahiplerin organize ettiği protesto gösterilerinin dağılması için bulut tohumlama yöntemiyle yağmur yağdırma kararı alınmıştır. Bu uygulama, dönemin hava kontrolü teknolojilerinin askeri ve siyasi amaçlar doğrultusunda nasıl kullanılabildiğinin çarpıcı bir örneği olarak dikkat çekmektedir. ABD'nin bu tür operasyonlarında, hava koşullarının bilinçli olarak değiştirilmesiyle toplumsal olaylara müdahale edilmesi, Soğuk Savaş'ın teknolojik rekabet ortamında geliştirdiği stratejilerden biri olmuştur.
Popeye Operasyonu: Askeri Hava Modifikasyonu:
Ho Şi Minh Patikası'nın Önemi: Vietnam Savaşı sırasında Ho Şi Minh Patikası, Kuzey Vietnam'dan Güney Vietnam'a asker ve malzeme sevkiyatı için kritik bir lojistik güzergâh olarak öne çıkmıştır. Bu yol, savaşın seyrini etkileyen stratejik öneme sahip olup, düşman güçlerinin ikmal hatlarının can damarı olarak değerlendirilmiştir.
Operasyonun Amacı: ABD'nin yürüttüğü bu askeri hava modifikasyonu operasyonunun temel amacı, bulut tohumlama yoluyla yapay yağmur yağdırarak Ho Şi Minh Patikası'nı kullanılamaz hale getirmek ve böylece düşman lojistiğini sekteye uğratmaktır. Yağışlarla patika yolların çamura dönüşmesi, geçişlerin zorlaşması ve malzeme sevkiyatının ciddi şekilde aksaması hedeflenmiştir.
Uygulanan Teknikler: Operasyon kapsamında, bulut tohumlama yöntemi tercih edilmiş ve bu amaçla gümüş iyodür kullanılmıştır. Uçaklarla bulutlara gümüş iyodür serperek bölgedeki yağmur miktarının artırılması ve doğal koşulların düşmanın aleyhine çevrilmesi amaçlanmıştır. Bu teknik, dönemin askeri hava kontrol teknolojisinin etkin bir şekilde savaş stratejisine entegre edildiğini göstermektedir.
Operasyonun Süresi: Mart 1967'de başlatılan bu gizli operasyon, yaklaşık beş yıl boyunca, 1972 yılına kadar devam etmiştir. Uzun süreli ve planlı bir şekilde yürütülen bu faaliyet, Vietnam Savaşı'nın kritik bir döneminde uygulanmıştır.
Maliyet ve Sonuçlar: Operasyon için yıllık ortalama 3.2 milyon dolar harcanmış ve toplamda 47.409 gümüş iyodür bidonu kullanılmıştır. Ancak, tüm bu çabaya rağmen operasyonun etkinliği tartışmalı kalmıştır; bazı kaynaklar patikanın tamamen devre dışı bırakılmasının başarılamadığını belirtmektedir. Bu durum, askeri hava modifikasyonunun sonuçlarının her zaman öngörüldüğü gibi olmayabileceğini göstermektedir.
Askeri Hava Modifikasyonunun Riskleri ve Eleştiriler:
Hava modifikasyonu tekniklerinin kontrolsüz kullanımı, doğal dengeyi bozarak geniş çevresel felaketlere yol açabilir. Askeri amaçlarla yapılan bu müdahaleler etik ve ekosistem açısından ciddi endişelere neden olur ve uzun vadeli etkileri belirsizdir. ABD’de ve uluslararası düzeyde tartışmalara ve yasaklara sebep olmuştur.
Uluslararası Düzenlemeler ve ENMOD Sözleşmesi:
1973-ABD Senato Kararı: ABD Senatosu, hava değişikliğinin savaş aracı olarak kullanılmasını yasaklamak için uluslararası müzakereleri başlatmaya çağrı yaptı.
1974- ABD-Sovyet Bildirisi: ABD ve Sovyetler Birliği, çevresel modifikasyon tekniklerinin askeri amaçlarla kullanılmasının tehlikelerine dikkat çeken ortak bildiri yayınladı.
1976-ENMOD Kabulü: BM Genel Kurulu, çevresel modifikasyon tekniklerinin askeri veya düşmanca amaçlarla kullanılmasını yasaklayan ENMOD Sözleşmesi'ni kabul etti.
1978- ENMOD Yürürlüğe Girdi: ENMOD Sözleşmesi yürürlüğe girerek taraf devletlerin düşmanca çevresel değişiklikleri engelleme taahhüdünü sağladı.
ABD'de Hava Modifikasyon Çalışmalarının Azalması (1970’ler):
Çalışmaların Azalması: Sözleşme ve Vietnam Savaşı sonrası ABD, askeri amaçlı hava modifikasyon çalışmalarını önemli ölçüde azalttı. Hava modifikasyon araştırmalarına ayrılan bütçe 1973 yılında 25,4 milyon dolardan 20,2 milyon dolara düşmüştür. Bu dönemde yaşanan bütçe azalması, Vietnam Savaşı'nın sona ermesi ve ENMOD Sözleşmesi gibi uluslararası düzenlemelerin yürürlüğe girmesiyle birlikte ABD'nin askeri amaçlı hava modifikasyon çalışmalarını azaltmasının somut bir göstergesi olarak öne çıkmaktadır. Aynı zamanda, operasyonların etkinliğinin tartışmalı kalması ve çevresel ile etik endişelerin artması da bu bütçe değişikliğinde etkili olmuştur. Tüm bu gelişmeler, hava modifikasyon tekniklerinin askeri kullanımının hem finansal hem de politik bağlamda giderek sınırlandığını ortaya koymaktadır.
**
Bugün için önemli! Demek ki iklim bir silaha dönüşmüş. Geçmişte kullananın bugün de illegal olarak kullanmaya devam ettiğini düşünmek mantığa aykırı değil. Milli güvenliğimiz için devletimiz tarafından vatandaşlarımızın bu konuda bilgilendirilmesi gerekmektedir ve gökyüzüne bakınca gördüğümüz kimyasal izlerin nedeni açıklanmalıdır.
Kaynaklar:
Süvari, K., & Aras, H. (2023). ABD'nin Soğuk Savaş Döneminde Gerçekleştirdiği Askeri Amaçlı Hava Modifikasyon Faaliyetleri Üzerine Bir İnceleme. Manisa Celal Bayar Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, 21(4), 79-92.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.