Cüneyt Şaşmaz
Siverek’ten Kahramanmaraş’a Kan Dökülüyor: MEB Uyansın, Gençliğimiz Kurtulsun!
“Gençliği kesinlikle ideal sahibi ve ülkeyle ilgili olarak yetiştirmek, herkesin, hepimizin, her devlet adamının başta gelen görevidir.”
Mustafa Kemal Atatürk’ün bu derin ve bugüne kadar yeterince gündeme getirilmemiş uyarısı, tam da bugün Kahramanmaraş’ta yaşanan vahşetin üzerine bir projektör gibi düşüyor.
Dün Şanlıurfa Siverek’te pompalı tüfekle okula giren eski öğrenci 16 kişiyi yaraladı, intihar etti.
Bugün Kahramanmaraş Onikişubat’taki Ayser Çalık Ortaokulu’nda 16 yaşındaki 8. sınıf öğrencisi, babasının 5 tabancası ve şarjörleriyle sınıflara girip ateş açtı; 4 can (3 öğrenci, 1 öğretmen) gitti, 20 kişi yaralandı, saldırgan yine intihar etti.
Öğrenciler can havliyle ikinci kattan camdan atlayarak kaçtılar.
Bu iki olay, tesadüf değil; Milli Eğitim Bakanlığı’nın yıllardır yürüttüğü “eğitim” politikasının acı meyveleridir
Benim için bu, sadece güvenlik meselesi değil; vatan evladının geleceğine, Cumhuriyet’in temeline yapılan açık bir saldırıdır.
Bu yazıyı kaleme alırken içim yanıyor, çünkü bu benim sorunum, senin sorunun, hepimizin sorunudur.
Bu tür olayların arka planında tek bir gerçek var: Milli Eğitim Bakanlığı, Atatürk’ün “milli eğitim” anlayışını terk etti.
Okulları “bilgi deposu” olmaktan çıkarıp, disiplinsizliğin, ahlaki çöküşün ve ideolojik kayıtsızlığın yuvası haline getirdi.
Zorunlu eğitim adı altında, okumaya niyeti olmayan, kapasitesi yetersiz, aileden kopuk, şiddete meyilli gençleri yıllarca sınıflarda tutuyoruz.
LGS’de baraj yok, sınıf geçme kolay, disiplin cezası yok, psikolojik destek yok.
Öğretmenler “güvenlik görevlisi” gibi ortada bırakılıyor.
Bölgesel yoksulluk, aile içi ihmal, silahın kolay erişimi ve sosyal medyanın zehirli etkisiyle birleşince patlama kaçınılmaz oluyor.
Dün Siverek, bugün Kahramanmaraş…
Yarın başka bir ilde aynı tabloyu göreceğiz.
MEB’in son yıllarda 10 Kasım’ı bile “kapıları kilitleyin” talimatıyla geçiştirmesi, Atatürk’ü unutturma çabası, tam da bu çürümenin resmi belgesidir.
Gençliği “ideal sahibi” yapmadığımız için, ona “devlete ve millete düşman unsurlarla mücadele” şuuru vermediğimiz için, bugün okullarımız kan ağlıyor.
Peki Milli Eğitim Bakanlığı ne yapmalı?!
Güvenlik ve Disiplin Reformu: Her okula İçişleri Bakanlığı’na bağlı, silahlı ve eğitilmiş güvenlik görevlisi zorunlu hale getirilmeli. Kapılarda turnike, metal dedektör, yüksek duvar ve kamera sistemi standart olmalı. Okula giriş-çıkışlar kimlik ve veli onayıyla sınırlanmalı.
Seçici Eğitim Sistemi: Zorunlu eğitimi 8. sınıfla sınırlayın. LGS ve OGS’de %25 baraj getirin. Okumaya niyeti ve kapasitesi olmayanları meslek liselerine veya rehabilitasyon merkezlerine yönlendirin. Çıraklık eğitimi teşvik edilsin; zorla okutulan “psikopatlaşmış” gençler, okuyanları ve öğretmenleri zehirlemesin.
Ahlak ve Karakter Eğitimi: Müfredata Atatürk ilkeleri, vatan sevgisi, ahlak ve disiplin dersleri zorunlu olarak geri dönsün. Her öğrenci için psikolojik danışma birimi kurulsun. Ailelere “velilik eğitimi” zorunlu kılınsın; ihmalkar veliye idari ve mali yaptırım uygulansın.
Öğretmen Güçlendirme: Öğretmenlere “güvenlik ve kriz yönetimi” eğitimi verilsin. Şiddete maruz kalan öğretmene anında hukuki ve maddi destek sağlansın. Sınıf mevcudu düşürülsün.
Hükümetin çıkarması gereken kanunlar ise şunlar:
Gençlik Şiddeti ve Silah Yasası: 18 yaş altı silah taşıyanlara ve okula silah sokanlara “ağırlaştırılmış müebbet” gibi caydırıcı cezalar getirilsin. Anne-baba ihmali tespit edildiğinde çocuk koruma kanunu devreye girsin; aileye “çocuk yetiştirme yasağı” uygulanabilsin.
Eğitim Reform Kanunu: Zorunlu eğitimi kademeli olarak 8 yıla indirin. Mesleki eğitim teşvik paketi çıkarın. Okullarda “şiddet ve çeteleşmeye karşı sıfır tolerans” ilkesi yasalaşsın; disiplin suçu işleyen öğrenci derhal uzaklaştırılsın.
Medya ve Sosyal Medya Denetimi: RTÜK’e şiddet içeren diziler ve içerikler için ağır para cezası ve yayın durdurma yetkisi verilsin. 18 yaş altı sosyal medya kullanımı için yaş sınırı ve ebeveyn onayı zorunlu olsun.
Benim çözüm önerilerim, yani Milli Eğitim Bakanlığı’na ve hükümete yol gösterecek somut adımlar şunlar:
Milli Eğitim Şûrası toplansın; Atatürk’ün “Gençliği yetiştiriniz, onlara ilim ve irfanın müspet fikirlerini veriniz” emriyle yeniden yapılandırılsın.
“Cumhuriyet Gençliği Projesi” başlatılsın: Her ilde yatılı, disiplinli, idealleri yüksek gençlik kampları kurulsun.
Aile-Okul-Devlet Üçgeni yasallaşsın: Her öğrenci için “kişisel gelişim dosyası” tutulsun; riskli öğrenciler erken tespit edilsin.
Bütçe Önceliği: Milli Eğitim bütçesinin en az %20’si güvenlik, psikolojik destek ve meslek eğitimine ayrılsın.
Değerli Okurlar’ım, bu olaylar tesadüf değil; sistematik bir ihmalin sonucudur.
Atatürk’ün gençliğe emanet ettiği Cumhuriyet’i, okullarında kan dökülen bir hale getiremeyiz. Siverek’teki pompalı tüfek ve Kahramanmaraş’taki tabancalar, aslında eğitim sistemimizin kalbine sıkılmış kurşunlardır.
Ya şimdi reform yaparız ya da yarın daha büyük acılar yaşarız.
Milli Eğitim Bakanı’na ve hükümete sesleniyorum: Atatürk’ün uyarısını kulak ardı etmeyin.
Dün Siverek, bugün Kahramanmaraş…
Yeter!
Gençliğimizi kurtarın ki vatan kurtulsun!
Bu benim davam, bu hepimizin davasıdır.
Cüneyt Şaşmaz
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.