Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Atatürk, Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu binasında düzenlenen programda yaptığı konuşmada, Ziya Gökalp'in Cumhuriyet dönemi Türk düşünce tarihinin temellerinde derin iz ve etkileri olan fikri ve fiili bir mücadele insanı, eserleriyle bu tarihi süreçte yol ve yön belirleyen bir mihenk taşı olduğunu belirtti.
Ziya Gökalp'in Türk milletine bir kimlik inşası sunduğunu, "Türkleşmek, İslamlaşmak, Muasırlaşmak" formülüyle modern Türkiye'nin fikri temellerini attığını ifade eden Ersoy, "Gökalp'in bu eseri, milletimizin kimlik ve karakterinin farklı parçalarına odaklanıp ayrışmaya zemin hazırlayan akımlara karşı, o parçaların hepsine sahip çıkıp özümüzü korumanın gerekliliğine işaret eden bir uyarıdır. Türk'ün aklen, bedenen ve ruhen kendi olarak nasıl kalabileceğine, fıtratını nasıl muhafaza edebileceğine dair bir istişare olduğu kadar Gökalp'in bu arayışa son vereceğini düşünerek ortaya koyduğu cevabıdır." dedi.
Gökalp'in "Türk" adının işaret ettiği coğrafyayı Anadolu ile sınırlamayan, sadece tek bir devletin kimliğine indirgemeyi kabul etmeyen bir fikir adamı olduğunu dile getiren Ersoy, şunları kaydetti:
"Türk Dil Kurumumuzun ortaya koyduğu vizyon ve büyük bir titizlikle yürüttüğü bu çalışmayla Ziya Gökalp'in kalem ve kelamını, Türkiye'mizin sınırlarından kadim Türkeli'nin 5 burcuna uzanan bir köprü kılmak istedik. İnanıyoruz ki, Gökalp bir kez daha ve bu kez Türkçe'nin 5 ayrı lehçesinde Türk milletinin fikir ve duygu dünyasına rehberlik edecektir. Manas'ın torunlarıyla toy kuracak, büyük bozkırın evlatlarına yarenlik yapacaktır. Maveraünnehir'in ruhuna dokunacak, ateş ülkesinin alazını besleyecek ve ata yurdun kutlu rüzgarlarında taze bir nefes olacaktır."
Bakan Ersoy, Türk Dil Kurumunun bu projeyle Türk Kültür Havzası'na çok kıymetli bir tohum ektiğini, Gökalp'in bir asır önce dergi ve gazetelerde filizlendirdiği düşüncelerin bugün beş bağımsız Türk devletinde yeniden yankı bulacağını kaydetti.
Ortak değerlerin korunmasının önemine işaret eden Ersoy, şunları söyledi:
"Bizi bize yabancılaştırmak için 100 yılı aşkın süredir hangi yol ve yöntemleri denediklerini, uyguladıklarını hepimiz biliyoruz. Bir olduğumuzu, ayrı değil aynı olduğumuzu unutturmak için tarihimize, kültürümüze, inancımıza, gelenek ve göreneklerimize saldırdılar. Bu değerlere göre yaşamamızı engellemek için zulmettiler. Eğitim adı altında çocuklarımızı asli kimliklerini inkar etmeye şartladılar. Bütün bunların başarıya ulaşması için de bizi hepsinden bir anda koparabilecek en özgün değerimize yani dilimize pranga vurmak istediler."
Ersoy, projede emeği geçenlere teşekkür ederek, Ziya Gökalp'in fikir mirasına katkı sunan isimleri saygı ve minnetle andı.
"Türk dünyasının tamamına ulaştırmayı asli bir görev addettik"
Atatürk Kültür Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Başkanı, Büyükelçi Prof. Dr. Derya Örs de Ziya Gökalp'in sadece bir sosyolog, bir edip değil, modern Türk kimliğinin sosyolojik ve felsefi zeminini inşa eden bir fikir adamı olduğunu anlattı.
Örs, bugün tanıtımı yapılan eserin bir milletin var oluş kodlarını ortaya koyduğunu ve milli kimliği koruyarak özgürleşmenin, inançlarla birlikte yükselmenin ve çağın bilgisiyle donanarak muasır medeniyetler seviyesine ulaşmanın yol haritasını çizdiğini söyledi.
Derya Örs, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Yüksek Kurum olarak bizler, Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün 'Benim duygularımın babası Namık Kemal, fikirlerimin babası ise Ziya Gökalp'tir' sözünden hareketle, bu fikir hazinesini sadece kütüphanelerimizde saklamayı değil, yaşayan bir değer olarak Türk dünyasının tamamına ulaştırmayı asli bir görev addettik. Bu noktada, Türk Dil Kurumumuz tarafından hayata geçirilen proje, bu görevin en somut ve en kıymetli adımlarından biridir. Bu proje ile Gökalp'in büyük eseri Azerbaycan Türkçesi ile kardeşlerimizin kalbine, Kazak Türkçesi ile uçsuz bucaksız bozkırlara, Kırgız Türkçesi ile Tanrı Dağları'nın eteklerine, Özbek Türkçesi ile kadim medeniyet havzalarımıza, Türkmen Türkçesi ile ata yurdumuzun ruhuna nakşedilmiştir."
"Biz bugün burada beş kitaptan bahsediyor ama aslında tek bir ruhu selamlıyoruz"
TDK Başkanı Prof. Dr. Osman Mert ise Ziya Gökalp'in Türk sosyolojisinin kurucusu olmanın ötesinde, dağılmakta olan bir imparatorluğun küllerinden yeni bir cevher çıkaran bir fikir işçisi olduğunu belirtti.
Mert, Ziya Gökalp'in Türk tarihini, dilini ve edebiyatını Batı'nın metodolojisiyle harmanladığını ancak yüzünü her daim Doğu'ya yani kendi köklerine döndüğünü ifade ederek, sözlerine şöyle devam etti:
"Biz bugün burada beş kitaptan bahsediyor ama aslında tek bir ruhu selamlıyoruz. Türk Dil Kurumu Bilim Kurulumuzun kıymetli üyeleri ve alanlarında uzman akademisyenlerin titiz çalışmalarıyla, Ziya Gökalp'in yadigarı Özbekistan'da, Kazakistan'da, Azerbaycan'da, Kırgızistan'da ve Türkmenistan'da okuyucusuyla buluşmaya hazırdır artık. Bu proje sıradan bir çeviri faaliyeti değildir. Bu, Türk dünyasının ortak bilimsel ve kültürel birikiminin karşılıklı anlaşılırlığını artırma projesidir. Bir Özbek genciyle bir Anadolu gencinin, bir Kazak aydınıyla bir Azerbaycan aydınının aynı kavramlar etrafında, aynı heyecanla düşünebilmesini sağlama gayretidir."
TÜRKSOY Genel Sekreter Yardımcısı Sayit Yusuf, Prof. Dr. Veli Savaş Yelok ile Dr. Öğretim Üyesi İbrahim Atabey de konuşma ve sunum yaptı.
Konuşmaların ardından Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, doğumunun 150'nci yılı dolayısıyla hazırlanan Ziya Gökalp Sergisi'ni gezdi ve yetkililerden bilgi aldı.
Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu bünyesinde, TÜRKSOY ile Türk Tarih ve Kültür Vakfı işbirliğinde düzenlenen sergide, Ziya Gökalp'in fikir dünyasını yansıtan içerikler ziyaretçilere sunuldu.
Reporter: Yasemin Kalyoncuoğlu