Senaryoda elektronik harp ve hava saldırılarıyla Türkiye’nin askerî hareket kabiliyetinin sınırlandırılması, ardından olası karşı saldırıların savunma sistemleriyle karşılanması öngörülüyor. Modelin resmî savaş planı değil, askerî analistlerin değerlendirmelerine dayandığı belirtiliyor.
Yunan basınında, Türkiye ile yaşanabilecek olası bir askerî kriz durumunda uygulanabilecek dört aşamalı “önleyici vuruş” senaryosu gündeme geldi. Ta Nea’nın 27 Eylül tarihli haberinde, elektronik harp, hava saldırıları ve çatışmanın ilk 24 saatinde karşı tarafın askerî hareket kabiliyetini büyük ölçüde sınırlandırmaya dayanan bir model ele alındı.
Senaryo, Yunanistan Genelkurmay Başkanı Dimitrios Houpis’in 2025 sonunda dile getirdiği “stratejik derinlikte önleyici vuruş” yaklaşımından hareketle hazırlandı. Ancak söz konusu dört aşamalı model, Yunan Genelkurmayı tarafından kamuoyuna açıklanmış resmî bir harekât planı değil; askerî analistlerin ve kaynakların değerlendirmelerine dayanan olası bir çatışma senaryosu olarak sunuluyor.
İLK AŞAMA: EGE’DE GERİLİMİN TIRMANDIĞI VARSAYILIYOR
Senaryonun ilk aşamasında, Türkiye ile Yunanistan arasında Ege ve deniz yetki alanları üzerinden uzun süreli bir gerilim yaşandığı varsayılıyor.
Bu tabloda Türkiye’nin Ege kıyılarındaki askerî hareketliliğini artırdığı, çıkarma unsurlarının hazırlandığı, insansız hava araçları ile uzun menzilli silah sistemlerinin yüksek alarm seviyesine geçirildiği bir durum öngörülüyor.
Yunan tarafının, kendi istihbarat imkânlarının yanı sıra müttefik ülkelerden sağlanabilecek uydu ve istihbarat verilerini değerlendirerek saldırının yakın olduğu kanaatine varması halinde “önleyici vuruş” seçeneğinin gündeme gelebileceği ileri sürülüyor.
Bu aşamadaki en büyük riskin ise ilk saldırıyı gerçekleştiren tarafın, tehdidin yakın ve kaçınılmaz olduğunu uluslararası kamuoyuna kanıtlamak zorunda kalması olduğu belirtiliyor.
İKİNCİ AŞAMA: ELEKTRONİK HARP VE HAVA SALDIRILARI
İkinci aşamada ani ve eş zamanlı bir askerî harekât öngörülüyor. Senaryoya göre Yunan elektronik harp unsurlarının, Türkiye’nin Ege kıyılarındaki radar, haberleşme ve insansız hava aracı kontrol sistemlerini aksatmaya çalışabileceği değerlendiriliyor.
Bununla eş zamanlı olarak Rafale ve F-16 Viper savaş uçaklarının uzun menzilli mühimmatlarla belirli askerî tesisleri hedef alabileceği, Ege’deki deniz ve füze unsurlarının da Türk donanmasının hareket kabiliyetini sınırlandırmaya çalışabileceği öne sürülüyor.
Haberde bazı askerî havaalanları ve çıkarma unsurları varsayımsal hedefler arasında gösteriliyor. Ancak bunlar gerçekleşmiş saldırılar ya da resmen ilan edilmiş hedefler değil, senaryonun parçaları olarak yer alıyor.
ÜÇÜNCÜ AŞAMA: TÜRKİYE’NİN KARŞILIK VERMESİ
Üçüncü aşamada Türkiye’nin hava, füze ve insansız hava aracı unsurlarıyla karşılık vermesi bekleniyor.
Yunanistan’ın ise Patriot sistemleri ile yeni nesil hava ve füze savunma unsurlarını devreye sokarak bu saldırıların etkisini azaltmaya çalışacağı ileri sürülüyor.
Deniz platformlarının da hava savunmasına destek vermesi ve ilk saldırıda elde edildiği varsayılan avantajın korunması hedefleniyor.
İLK 24 SAAT KRİTİK GÖRÜLÜYOR
Senaryonun en dikkat çekici bölümü ise çatışmanın ilk 24 saatine ilişkin değerlendirme.
Bu bölümde, yoğun ve ani bir ilk saldırıyla Türkiye’nin bazı hava ve deniz unsurlarının hareket kabiliyetinin ciddi ölçüde sınırlandırılabileceği ve çatışmanın uzun süreli bir savaşa dönüşmeden kontrol altına alınabileceği varsayılıyor.
Ardından ABD, NATO ve Avrupa Birliği’nin ateşkes için devreye girebileceği, Yunanistan’ın da ilk saatlerde elde ettiği varsayılan askerî avantajı müzakere masasına taşımaya çalışabileceği öne sürülüyor.
HOUPIS “ÖNLEYİCİ VURUŞ” VURGUSU YAPMIŞTI
Yunanistan Genelkurmay Başkanı Dimitrios Houpis, daha önce yaptığı açıklamalarda modern savaş ortamında stratejik derinlikteki askerî hedeflere yüksek hassasiyetle müdahale edebilmenin önemine dikkat çekmişti.
Houpis, Yunan Silahlı Kuvvetlerinin gerektiğinde “stratejik nitelikte önleyici vuruşlar” gerçekleştirebilecek kapasiteye sahip olması gerektiğini ifade etmiş ve bunu caydırıcılığın bir parçası olarak değerlendirmişti.
ABD, FRANSA VE İSRAİL DETAYI
Senaryoda müttefik ülkelerden alınabilecek istihbarat ve uydu verilerinden söz ediliyor. Ancak ABD, Fransa veya İsrail’in Yunanistan’la birlikte Türkiye’ye doğrudan saldıracağına ilişkin doğrulanmış bir plan yer almıyor.
ABD ve NATO daha çok olası bir çatışmanın ardından diplomatik müdahale ve ateşkes sürecinde rol oynayabilecek aktörler olarak değerlendiriliyor. Fransa ile Yunanistan arasındaki savunma iş birliğinin olası bir kriz durumunda nasıl işleyeceği de senaryo kapsamında tartışılıyor.
İsrail ile Yunanistan arasında son yıllarda gelişen askerî iş birliği bulunmasına rağmen, yayımlanan model İsrail’in Türkiye’ye karşı ortak bir askerî harekâta katılacağı yönünde resmî bir bilgi içermiyor.