Aferim. Dört gündür bir gurupta yazıyor insanlar. Kıran, kırılan, anlamayan, sıkılıp offf çeken...
Önce izlemede kaldım. Eksik olan? Ortak payda. Iletişim. Empati. Netlik (anlaşılırlık).
Yazıp yazıp atıyor insanlar guruba. Abi önce bir okusaydın ya!
...
Çok zaman önce bir bilgi notu hazırlayıp müdürüme götürdüm imzaya...
Adam okudu ve dedi ki! Çok güzel olmuş. Hiç kimse senin gibi düşünemez!...
Ağzım kulaklarımda. Ben: mutlu.
Sonra tuhaf bir şey söyledi. Bir daha baştan yaz.
Nooluyuruz hocam. Hani güzeldi. Hani ben mükemmeldim!!!
Meğer adam "Hiç kimse senin gibi düşünemez derken, herkes senin kafandakini bilemez" diyormuş.
Çok uğraştım yazıyla ama çok ses getirdi. Herkes anladı ve gereğini yaptı.
O gün doğru bilgi değil, doğru anlatmanın önemini öğrendim (Arif beyin kulağı çınlasın).
...
Anılar dedik ya, yine bir işyeri. Imalat müdürü saçma sapan bir şey istemiş. Yanıt verdim e-posta ile. Bilgi için genel müdür.
O bana yazıyor, ben ona. Genel müdür: bilgi için (cc).
Aradı genel müdür. Yahu, ben yoruldum, siz yorulmadınız. Ara şu adamı, çözün sorunu. Oflaya puflaya aradım. ÇÖZÜLDÜ.
MEĞER ÇOK KOLAYMIŞ.
...
Çok eski günler. Yan departman şefi yanımdan geçerken biraz azar tonunda bir şeyler istedi. Yüzüne baktım. Ağzımı bile açmadım.
Gitti.
Geldi.
Yanımda durdu.
Bana niye SÖVDÜN dedi ve gitti.
Bazen bir BAKIŞ çok şey anlatırmış. Öğrendim.
...
Yazıp yazıp duruyoruz. Karşımızdakinin gözününün içine hiç bakıyor muyuz?