VİRÜS'LE MÜCADELE'DE TÜRKİYE?!

Cüneyt Şaşmaz

Prof. Dr. Nurettin Yiyit, Sancaktepe Şehit Prof. Dr. İlhan Varank Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekim'i.

Çok başarılı..

Çalışkan..

Konuya hakim.

Çok iyi niyetli bir bilim insanı..

Ayrıca, Çekmeköy Devlet Hastanesi ve Feriha Öz Acil Durum Hastanesi de bu hastaneye bağlı olarak hizmet verdiği için, bu iki hastanede de "Başhekim" olarak görev yapıyor.
Prof. Dr. Yiyit; "Bu şekilde, 1625 hasta yatağıyla, oldukça büyük sayıda Covid hastasına ayaktan ve yatarak tedavi hizmeti verdik" diyor.
Türkiye'miz'de, koronavirüs ile mücadelede bir yılı aşkın süre geçti.
Bu süreçte, konuşmalar, rakamlar ve rakamların büyüklüğü tartışmalarının ötesine geçemedi?!
Oysa, rakamlar ne kadar büyürse büyüsün, bu rakamların nasıl yönetildiğine bakmak gerekir?!
Türkiye'de rakamlar çok yükselmiş olsa da, oransal olarak en küçük ölüm rakamlarını sağlamış, "servis yatağı ve yoğun bakım" anlamında "sıkıntıya düşmemiş bir ülke" olarak öne çıktığımız bir gerçek.
Çünkü doktorlarımız bunu yaparken, hastalığın önünden gitmeyi tercih ettiler.
Covid-19 tanısı almış tüm hastaları ve temaslıları takibe aldılar.
Prof. Dr. Yiyit, "Pozitif tüm vakalarımıza tedavi verdik. Hafif vakaları evinde sıkı takiple tedavi ettik. Orta ve ağır vakaların hepsini hastaneye yatırdık" diyor.
Bu şekilde, hastalığı son safhasında tedavi etmek yerine, son aşamasına gelmesin hedefiyle yaklaşmış oldular.
Prof. Dr. Yiyit, hastayı yoğun bakım aşamasına geçirmemek, geçse bile entübe etmemek adına çok ciddi bir tecrübe kazandıklarını da belirtti.
Türk doktorları; Nazal Oksijen, Rezervuarlı Maske, Hi Flow Cihazlarının kombine kullanımı ve de erken steroid kullanımı ile hastaları yoğun öncesinde tutabilmeyi öğrenmiş bulunuyor.
Prof. Dr. Yiyit; "Bizim 3 hastane binasında toplam 1000 covid-19 tanısıyla yatan hastamız, (800 servis hastası ve 200 yoğun bakım hastası) bu duruma güzel bir örnek. 800 servis hastamızın günde 5-6'sı yoğun bakıma geçmekte olup, bu hastaların ortalama 3 tanesi 2 hafta içinde servise geri dönmektedir" dedi.
Türk doktorları, aslında, "erken tanı ve tedavi ile" ölüm rakamlarının yükselmesine engel oluyorlar.
"3 konudaki yıllardır süren dönüşüm, en büyük gücümüz oldu" diyen Prof. Dr. Yiyit; "sağlıkta dönüşüm programı" ile "sağlık tesisleri"nin hem nicelik hem de nitelik olarak çok yol kat ettiğini belirtti.
Hastanelerimizdeki fiziksel olarak üst düzey hasta odaları ve yoğun bakım servisleri doktorlarımızın elini güçlendirdi.
Sadece İstanbul'da bir yılda 8 hastane açıldı.
Bunların 2 tanesi, tüm hasta odaları ve yoğun bakımları tek kişilik olan 1008 yataklı "Pandemi Hastaneleri".
Personel sayısı son dönemde katlanarak arttırıldı.
Sağlıkta dijital dönüşümle sağlık alanındaki tüm bilgisayarlar arka planda entegre oldu.
Tüm veriler anlık işlenip kullanılabilir hale geldi.

Bu dijital dönüşüm, mevcut durumun anlık tespiti ve gelecek planlarının yapılmasına imkan tanıdı.
Güçlü bir "sosyal devlet" örneği sergilendi.
Tüm Covid-19 test ve tedavileri tüm insanlar için (sağlık güvencesi olsun veya olmasın, hatta ülke vatandaşı olsun veya olmasın herkes için) ücretsiz sunuldu.
Covid-19 için etkinliği gösterilmiş tüm ilaçlar ve tedaviler devlet tarafından karşılandı.
Hatta, "bilim kurulları"nın önerisiyle hazırlanan rehberlerle, tüm ülkede optimum tedavi verilmesi hedeflendi.
"Bazı ülkelerin halkına ciddi ekonomik yardım verdiği" sıklıkla ifade ediliyor.
Bu ifade edilen ülkelerde, halkın Covid-19 nedeniyle sağlık hizmeti aldığında ödediği, sağlık hizmeti bedelinin aldığı yardımların çok çok üstünde olduğu da unutulmamalı!?

Gelişmiş-az gelişmiş, kuzey-güney, zengin-fakir ülke ayırt etmeksizin dünya genelini etkileyen nadir olaylardan biri olan Covid-19 salgınının insan hayatı, sağlık, ekonomi, ticaret, siyaset, psikoloji ve sosyoloji alanlarını ilgilendiren sonuçları şimdiden derin izler bıraktı.

Gelecek on yılları etkileyecek bu salgında, kimi ülkelerin kendilerinden beklenmedik ölçüde başarısız olduklarını, kimi ülkelerin de birlik ve beraberlik ruhu içinde dünyaya örnek olduklarına şahit olduk.

Türkiye, dünyayı derinden sarsan bu salgınla mücadeleyi sadece kendisi için göstermedi, diğer ülkelerin de yardımına koştu.
Henüz salgının ilk günlerinde alınan tedbirler, destekler, çalışmalar ve teşvikler sayesinde Türkiye, dünyanın birçok ülkesine göre çok daha iyi şekilde koronavirüsle bir yılı geçirdi.
Bununla birlikte, salgının kitlesel ölümlere neden olmaması ve hastalığın seyrinin yavaşlaması için sağlıktan ekonomiye, sosyal hayattan çalışma hayatına, turizmden tarıma kadar hayatın her noktasında önlemler alındı.
Dünyada kırk beş gün içinde hastane inşa edebilen iki ülkeden biri olduk.
İki salgın hastanemiz, üç şehir hastanemiz ve diğer tüm çalışmalar sayesinde milletimizin güçlü sağlık sistemimize olan güveni daha da arttı.
İngiltere, İtalya, Fransa, ABD gibi birçok gelişmiş ülkede zor şartlarda tedavi görmeye çalışan insanlardan farklı olarak Türkiye, sadece yurt içindeki vatandaşlarına değil, dünyanın öbür ucunda da olsa, vatandaşını ülkesine getirip ücretsiz tedavi imkanlarını sağlayabildi.
Tüm vatandaşlarını ayırt etmeksizin ücretsiz aşılama sürecini başlatan Türkiye'nin, küresel salgının yarattığı tüm yaraları da çok kısa sürede iyileştireceğine inanıyorum...  

Cüneyt Şaşmaz

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.