Unutulan Yaralar, Görmezden Gelinen Gaziler.

Gazim ne diyor?

Değerli kaderdaşlarım;
Sevgili gazilerim;

38 madde diye başlayıp 18 maddeye kadar düşerek en sonunda tamamını da sonlandırarak
Bir çalışma dosyası daha kapandı…
Bir dosya daha rafa kaldırıldı yazık...


Bu insanlara umut vererek oldu bitti diyerek beklettiniz şimdi ne olacak ?
Bu vebali kim ödeyecek ?
Kanunen yalan ve yanlış beyan vermek suçtur bu suçun cezasını kim çekecek?

Naçizane tabirle, bir çalışma yine “buzdolabına” konuldu.


Biz her zamanki gibi doğruları söylemeye, mağdur olanlara doğru yolu göstermeye ve tavsiyelerde bulunmaya devam ettik.

Ne gariptir ki; doğruları dile getirenler tepki görürken, gerçeği söyle-me-yen-ler alkış, dua ve teşekkür topladı. “Sağ ol başkan, var ol başkan vekilim Bakanım” sözleri havada uçuştu.

Biz ise doğruyu söylemenin bedelini tepki görerek ödedik. şimdi ne olacak?
Yıldırımlar da üzerimize düştü, tepkiler de bize yöneldi.
Yine haklı çıktık Kim kazandı?

Ama çok şükür…
Elhamdülillah ki doğruluktan, dik durmaktan ve haklı mücadelemizden 10 yıldır bir adım geri atmadık. Bu mücadelemiz çoklarını rahatsız etti.

Bu dava öyle bir dava ki…
10 yıl boyunca öyle ilginç olaylar ve durumlarla karşılaştık ki anlatsak, çoğu kişi inanmakta zorlanır.

Doğruyu söyledik; tepki gördük.
Hakaret işittik, küfür yedik.
Yaklaşık 300’e yakın dava kazandık.
Ama bir teşekkür bile beklemedik.
Zaten bu yola çıkarken beklentimiz de bu değildi.

Biz bu yola; gazilerimiz avukatlara astronomik ücretler ödemek zorunda kalmasın diye çıktık. İmkânı olanın imkânına göre, olmayanın duasına göre yardımcı olmaya çalıştık.
Dosyalarımızın yarısından fazlasını ücretsiz açtık.

Buna rağmen ne yazık ki ilginç durumlarla - da karşılaştık.

Davasını kazandığımız hâlde bize hakkını helal etmeyen insanlarla bile karşılaştık.
Düşünün…


Bu davada en çok zararı, davasını savunduğumuz kişilerden gördük.


Toplantılarda 38 maddelik düzenlemeden en fazla 2.000 – 2.500 kişinin faydalanacağı konuşulurken ben de doğal olarak soruyorum:
“Bu 2.500 kişinin içinde benim adım yok. Ben o listede yokum.
Peki sen var mısın? Senin adın o listede var mı?”
Bu soruyu sorduğumda ise karşıma çoğu zaman küfür ve hakaret çıkıyor.
Ne garip değil mi?


Bu vesileyle açıkça ifade edelim:
“Vazife malulü” unvanı verilmeyenlerin dosyası bir kez daha rafa kaldırılmıştır.

Komisyon toplantıları sona ermiştir.

“Hafif yaralı” denilerek yıllarca görmezden gelinen,
Vazife malulü sayılmayan…
40 yılı aşkın süredir unutulmuş, hatırlanmamış, bürokrasinin koridorlarında sıkışıp kalmış hayatlar…


Bu vatan için kanını döken, yarım kalmış bedenlerle yaşam mücadelesi veren, kalıcı hasarlarla bugünlere ulaşan insanlar…
İşte onların hikâyesidir bu.
Çoklarının hatat hikâyesini de yazdık...

Çok garip bir durum değil mi ?
Herkese derdini anlatmaya çalışan,
Ama başta ailesi olmak üzere çoğu zaman kimseye kendini anlatamayan insanların sessiz çığlığıdır.
Bu çığlığı yeri geldi kalemim le yeri geldi sesimizle yeri geldi sözlerimizle aradık çabaladık halende gayret etmeye devam ediyoruz.

En acı olan nedir bilir misiniz?

"Unutulmak"…

Oysa "hatırlanmak güzeldir".

"Hatırda kalmak kıymetlidir".


Yıllardır siyasetçilere yaralanma belgelerini göstererek derdini anlatmaya çalışan bu insanlar çözüm bekledi.
Fakat ne yazık ki bazı yapıların tekelinde sadece vitrin süsü hâline getirildiler.
Takım elbiseler diktirildi…
Madalya vaatleri verildi…
Plaketler takdim edildi…
Fotoğraflar çekildi…
Reklamlar yapıldı…
Ama gerçekte ne kalıcı bir çözüm üretildi,
Ne de samimi bir sahiplenme gösterildi.


Ne gariptir ki;
Yaralanan benim…
Kanı dökülen benim…
Kalıcı hasarla yaşayan benim…
Ama bugün gelinen noktada sanki minnet duyması gereken de yine benim!


Hakkını almak için mücadele eden ben…
Teşekkür eden ben…
Dua eden yine ben…
Temenni eden ben...
Bekleyen yine ben...
Ne olacak belli değil, sonuç ne çıkacak belli değil...


Oysa gerçek çok açık:
Ben bu vatan için yaralandım.
Bir saniye sonrasının bile garantisi olmayan bir çatışmanın içindeydim.
Hiç kimsenin “Aman beni biraz vurun da gazi olayım” deme şansı yoktur.


Kader ne yazdıysa o yaşanır.
Akacak kan damarda durmaz,
çıkacak can bedende kalmaz.
Artık bu yara kapanmalıdır.


Türk Silahlı Kuvvetleri bünyesinde yaralanıp vazife malulü unvanı'na sahipken

SGK nezdinde 1053 nizamname ve TSK SY Yönetmeliğine göre “gazi” kabul edilmeyen tüm gazilerimiz;
Hak ettikleri onuru, hakkı ve değeri almalıdır.
Bu bir lütuf değildir.
Bu bir haktır.


Haklarını arayan Sessiz çoğunluğun tek sesi
Mustafa GAZİM

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.