Türkiye’nin savunma elektroniği alanındaki birikimini uzay teknolojilerine taşıma çalışmaları, 198 uyduluk yeni haberleşme ağıyla uluslararası gündeme taşındı. ABD merkezli uzay ve uydu sektörü yayını Space Intel Report, ASELSAN’ın geliştirdiği ASTRALINK projesini mercek altına aldı. Haberde, Türkiye’nin alçak Dünya yörüngesinde oluşturmayı planladığı uydu ağıyla haberleşme kapasitesini artırmayı ve karasal altyapının yetersiz kaldığı bölgelerde güvenli iletişim sağlamayı hedeflediği belirtildi.
198 UYDULUK AĞIN İLK UYDUSU İÇİN 2028 HEDEFİ
Space Intel Report’un Peter B. de Selding imzalı haberinde, ASELSAN’ın alçak Dünya yörüngesinde (LEO) görev yapacak 198 uyduluk haberleşme ağı için çalışmalar yürüttüğü aktarıldı. Proje kapsamında ilk uydunun 2028’de uzaya gönderilmesi, sonraki aşamalarda ise uydu takımının oluşturulması hedefleniyor.
ASELSAN Genel Müdürü Ahmet Akyol da Antalya’da düzenlenen 77. Uluslararası Uzay Kongresi’nde yaptığı açıklamada, ASTRALINK projesinin geçen yılın sonunda başlatıldığını ve ilk uydunun iki yıl içinde fırlatılmasının planlandığını bildirdi. Akyol, sistemin Türkiye’nin yanı sıra müttefik ülkelere de hizmet verebileceğini ifade etti.
Birbirine bağlı 198 uydudan oluşması planlanan ağın, mevcut karasal haberleşme sistemleriyle entegre çalışması öngörülüyor. Böylece karasal altyapının erişemediği bölgelerde güvenli, düşük gecikmeli ve yüksek kapasiteli iletişim sağlanması amaçlanıyor.
STARLINK VE STARSHIELD İLE BENZERLİKLERİ
ASTRALINK, çalışma prensibi bakımından ABD merkezli SpaceX’in geliştirdiği Starlink uydu ağıyla benzerlik gösteriyor. Ancak iki sistemin kullanım amaçları arasında farklılıklar bulunuyor.
Starlink ağırlıklı olarak bireysel ve kurumsal kullanıcılara geniş bant internet hizmeti sunarken ASTRALINK’in askerî, kamu ve sivil haberleşme ihtiyaçlarına yönelik geliştirilmesi hedefleniyor. Güvenli iletişim ve karasal ağların kapsama alanı dışında kalan bölgelerde bağlantı sağlanması, projenin öne çıkan özellikleri arasında yer alıyor.
Bu yönüyle ASTRALINK, SpaceX’in devlet kurumları ve ulusal güvenlik görevlerine yönelik geliştirdiği Starshield sistemiyle de belirli açılardan benzerlik taşıyor. Ancak ASTRALINK’in operasyonel kapasitesi ve sunacağı hizmetlerin kapsamı, sistemin geliştirilmesiyle daha net ortaya çıkacak.
YERLİ ÇİPLERDEN YER KONTROL SİSTEMLERİNE KADAR MİLLÎ TEKNOLOJİ
ASELSAN, ASTRALINK projesini “Çipten Takım Uyduya” yaklaşımıyla geliştiriyor. Şirketin çalışmaları; uydu sistemleri, görev yükleri, uzay standartlarına uygun elektronikler, yer kontrol altyapısı ve kullanıcı terminalleri gibi farklı alanları kapsıyor.
Ahmet Akyol, sistemin ASELSAN tarafından geliştirilen özgün dalga şekillerine, millî çiplere ve yerli ekosistemde üretilen alt sistemlere dayanacağını belirtti. Akyol, sahada 1 milyondan fazla kullanıcı terminali bulunduğunu ve uydu ağının mevcut karasal sistemlerle bütünleştirilmesinin hedeflendiğini söyledi.
Yerli teknolojilerin kullanılmasıyla uydu üretiminin yanı sıra haberleşme sistemlerinin kontrolü ve işletilmesinde de Türkiye’nin kendi imkânlarından yararlanması amaçlanıyor.
ASKERİ 5G VE 6G HABERLEŞMESİYLE BÜTÜNLEŞECEK
Yakın Yörünge Uyduları ve Askeri 5G/6G Haberleşme Sistemi Projesi kapsamında geliştirilen ASTRALINK (GÖKBAĞI), uydu tabanlı iletişim ile yeni nesil askerî haberleşme teknolojilerini bir araya getirmeyi hedefliyor.
Projenin, karasal haberleşme altyapısının bulunmadığı veya kesintiye uğradığı bölgelerde görev yapan askerî birliklerin iletişim imkânlarını artırması bekleniyor. Böylece hareket hâlindeki birlikler ile komuta merkezleri arasında güvenli veri aktarımını destekleyecek bir altyapı oluşturulması planlanıyor.
Uydu sistemlerinin mevcut karasal ağlarla bütünleştirilmesi, farklı haberleşme altyapıları arasında bağlantının sürdürülmesine katkı sağlayacak. Bu kabiliyetlerin, geniş coğrafyalarda görev yapan askerî unsurların iletişim ihtiyaçları açısından önem taşıdığı değerlendiriliyor.
LUNA-2 İLE UZAYDA YERLİ MÜHENDİSLİK DENEYİMİ
ASELSAN’ın uzay çalışmaları, 198 uyduluk haberleşme ağıyla sınırlı değil. Şirket, uzay tabanlı nesnelerin interneti uygulamalarına yönelik geliştirdiği LUNA serisiyle de uydu teknolojileri alanında deneyim kazanıyor.
Serinin ilk uydusu LUNA-1, 28 Kasım 2025’te SpaceX’in Transporter-15 göreviyle uzaya gönderildi. Serinin ikinci uydusu LUNA-2 ise 30 Mart 2026’da uzaya fırlatıldı.
ASELSAN tarafından geliştirilen LUNA-2’nin tasarım, üretim, entegrasyon ve test süreçlerinin yanı sıra uçuş ve yer kontrol yazılımları da şirketin mühendislik çalışmalarıyla hazırlandı. Nesnelerin interneti uygulamalarına yönelik geliştirilen uydu, sensörlerden alınan verilerin geniş alanlara aktarılmasını sağlayan LoRa haberleşme teknolojisini kullanıyor.
LUNA serisi uzay tabanlı nesnelerin interneti uygulamalarına odaklanırken ASTRALINK daha geniş kapsamlı bir haberleşme ağı oluşturmayı amaçlıyor.
ASELSAN'IN UZAY GELİRLERİNİ ARTIRMA HEDEFİ
Space Intel Report’un haberinde ASELSAN’ın 2025 yılında 180,4 milyar lira, yaklaşık 4,2 milyar dolar gelir elde ettiği belirtildi. Haberde, şirketin uzay programları ve ilgili altyapı faaliyetlerinden yıllık yaklaşık 200 milyon dolar gelir sağladığı ve bu tutarı 2 ila 3 katına çıkarmayı hedeflediği aktarıldı.
ASELSAN’ın uzay alanındaki faaliyetleri; uydu haberleşme sistemleri, görev yükleri, uydu platformları, yer kontrol merkezleri ve kullanıcı terminalleri gibi farklı alanları kapsıyor. Şirketin yatırımlarıyla uzay teknolojilerindeki üretim ve mühendislik kapasitesini genişletmesi amaçlanıyor.
TÜRKİYE'NİN UZAY HABERLEŞMESİNDE YENİ HEDEFİ
198 uyduluk ASTRALINK (GÖKBAĞI) projesi, Türkiye’nin savunma elektroniği alanındaki yetkinliklerini uzay tabanlı iletişim sistemlerine taşıma hedefinin önemli aşamalarından biri olarak öne çıkıyor. İlk uydunun 2028’de fırlatılması ve sonraki süreçte uydu takımının oluşturulması planlanıyor.
Projenin başarısı; uyduların zamanında yörüngeye yerleştirilmesi, sistemlerin karasal ağlarla entegrasyonu ve hizmetlerin operasyonel hâle getirilmesi gibi aşamalara bağlı olacak. Türkiye’nin küresel uydu haberleşmesi alanındaki konumunu ise yalnızca uydu sayısı değil, ağın kapasitesi, güvenilirliği ve sürdürülebilirliği de belirleyecek.