Türkiye'nin ve yakın coğrafyanın en kapsamlı inovasyon buluşmaları arasında yer alan "Türkiye Innovation Week"in (TIW26) ilk gününde, "Humanity 6.0: AI Çağında İnsan Neden Yeniden Merkezde?" başlıklı keynote konuşması ve "Gerçekliğin Krizi: Neye, Kime, Nasıl Güveneceğiz?" başlıklı panel gerçekleştirildi.
Türkiye İhracatçılar Meclisince (TİM) Ticaret Bakanlığının desteğiyle Haliç Kongre Merkezi'nde düzenlenen TIW26, bu yıl "Humanity 6.0-İnsanlığın Yeni Evresi" temasıyla gerçekleştiriliyor.
Anadolu Ajansının (AA) Global İletişim Ortağı olduğu ve bu yıl 13’üncüsü düzenlenen etkinlik kapsamında gerçekleştirilen "Humanity 6.0: AI Çağında İnsan Neden Yeniden Merkezde?" başlıklı keynote konuşmasında Kuika Software Yönetim Kurulu Başkanı Süreyya Ciliv, şirket yönetiminde yenilikçilik, girişimci liderlik ve kurum kültüründen bahsederek, 10 yıl sonrasını öngörmenin ve doğru yönde ilerlemenin önemini dile getirdi.
Yeni dünyada kazanmak için şirketlerin kaderini belirleyecek bir yol olduğunu ifade eden Ciliv, şirketlerin teknoloji alanında ciddi gelişimlere sahip olduğunu ve verilerin yurt dışına gitmesinin önüne geçilmesi gerektiğini anlattı.
Ciliv, bireylere ve kurumlara üç tavsiye vererek, "Birincisi şirketler 'biz 50 yıllık şirketiz' diyerek davranmamalı. Geçmişteki başarı gelecekteki başarıya her zaman etki etmiyor. Çalışırsak kazanırız. Global rekabet için çalışılmalı. İkincisi Business Technologist'leri geliştirin. Üçüncüsü işinize özel Intelligent Systems kurun çünkü şirketlerin bunu kendi yönetmesi fark yaratacaktır." ifadelerini kullandı.
"Z kuşağı teknolojinin içine doğdu"
"Gerçekliğin Krizi: Neye, Kime, Nasıl Güveneceğiz?" başlıklı panel FutureBright Group Kurucu Ortağı Akan Abdula'nın moderatörlüğünde düzenlendi.
Teknoloji Stratejisti ve Girişimci Nazlıcan Yöney, gençlerin büyük bir kısmının gündemi sosyal medyadan takip ettiğini belirterek, Z kuşağının teknolojinin içine doğduğundan bahsetti.
Sosyal medyada abartılı içerikler olmasına rağmen Z kuşağının sosyal medyayı kullandığına işaret eden Yöney, "Orada sadece abartılı hayatlar yok. Arkadaşları, toplulukları, mizah orada. Artık iş fırsatları da orada. Bir şeylerin filtrelenmiş olması sıfırdan uydurulmuş olduğu anlamına gelmiyor. Aslında var olan renginin bir tık daha parlak olduğunu gösteriyor bizlere." diye konuştu.
Yöney, sosyal medya araçlarının amacının kullanıcıyı olabildiğince ekranda tutmak olduğuna dikkati çekerek, "Yapılabilecek en kolay şey birinci kaynağı kontrol etmek. O haberin tarihini, bağlamını kontrol etmek. Eleştirel bakış açısıyla yaklaşırsan bu araçlar aslında şahane araçlar." ifadelerini kullandı.
ITGT Consultancy Yönetici Ortağı Cantekin Ertekin de mühendislik şirketi Arup'un birkaç yıl önce deepfake yöntemiyle gerçekleştirilen dolandırıcılık sonucu yüklü miktarda para transferi yaptığını anımsatarak, söz konusu olayın deepfake vakası olarak değerlendirilebileceğini ifade etti.
Geçmişin teknolojileri ve kural setleriyle bugünkü teknolojinin yönetilemediğini söyleyen Ertekin, karar alma ve yönetişim mekanizmalarının yıllar öncesine dayanan yaklaşımlarla şekillendiğini dile getirdi.
Ertekin, teknolojideki dönüşüme dikkati çekerek, teknolojinin yönetiminde de daha geniş bir perspektifle değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.
"Sanat geleceği, geçmişi ve dünyayı anlamanın bir yolu"
Sanatçı ve tasarımcı Bager Akbay da sanatın geleceği, geçmişi ve dünyayı anlamanın bir yolu olduğunu ifade ederek, çalışmalarının da bu arayışın bir parçası konumunda bulunduğunu anlattı.
Akbay, çocukların yetiştirilme ve robotların tasarım süreçlerini karşılaştırdığını ve "Bir robotu kendi olsun diye tasarlayabilir miyim?" sorusundan yola çıkarak çalışmalarını şekillendirdiğini söyledi.
Çalışmalarında bir robotun kendi olma hikayesine baktığını aktaran Akbay, "Bir çocuğu istediğim gibi yetiştirirsem kendi olamayacak. Şimdi kendi olması ne demek? Çünkü bir robot tasarlarken kendi istediğimiz gibi tasarlıyoruz. Ben robotu kendi olsun diye tasarlayabilir miyim?" diye konuştu.
Doğuş Teknoloji Veri ve Yapay Zekadan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Serhan Yılmaz ise yapay zeka modellerinin yetenekleri geliştikçe sorumluluğun da arttığını belirtti.
Güvenilirliğin sağlanması için öncelikle modellerin davranışlarının anlaşılması gerektiğini ifade eden Yılmaz, "Yapay zekanın yetenekleri büyüdükçe, modeli ve fikirleri büyüdükçe bizim sorumluluğumuz çok daha fazla büyüyor." dedi.
Yılmaz, modellerin güvenilirliğine ilişkin test süreçlerinin önemine işaret ederek, "Her defasında ilk yapmamız gereken şeyin davranışları anlamak olduğunu düşünüyorum. Yani bir modelin çevresinde kendi yeteneklerimizi ne kadar verimli kullandığımıza dair en fazla bilgiyi arayabiliriz ama işin çıktısı hiçbir zaman beklentimizin çıktısı olmaz." değerlendirmesini yaptı.