Türk-Amerikan İlişkilerini Sabote Etmek İsteyenlerin Oyununa Gelmedik

Çalışma ziyareti için ABD’nin başkenti Washington'da bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, temasları kapsamında Türk-Amerikan toplumu temsilcileri ile Diyanet Amerika Merkezi’nde bir araya geldi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ABD’ye gerçekleştirdiği çalışma ziyareti kapsamında, Maryland Eyaletinde bulunan Amerika Diyanet Merkezi’ni de ziyaret etti.

Merkezde Türk kökenli Amerikalılar ve Müslüman toplumu temsilcilerine hitap eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, ABD’nin dört bir yanında yaşanan Türk vatandaşlarına, Türkiye’den selam ve sevgiler getirdiğini söyledi.

“YURT DIŞINDA YAŞAYAN VATANDAŞLARIMIZA SAĞLADIĞIMIZ HİZMETLERİMİZİN SAYISINI VE KALİTESİNİ ARTIRDIK”

“Ülkesini ve milletini sırtından hançerleyen hainlere inat, Türk milletini burada gururla temsil eden her bir kardeşime saygılarımı sunuyorum” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2 Nisan 2016’da açılışını yaptığı Diyanet Merkezi’nin çok kısa sürede sadece Türklerin değil; Amerika’daki tüm Müslümanların iftihar kaynağı hâline gelmesinden duyduğu mutluluğu dile getirdi.

İslam’ı terörle özdeşleştirme çabalarının yoğunlaştığı bir dönemde bu merkezin, İslam Medeniyeti’nin din, kültür, tarih ve medeniyet anlayışının sembollerinden biri olduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’den binlerce kilometre ötede Türkçe, tarih, kültür, temel dini bilgiler ve Kur’an-ı Kerim dersi gibi ihtiyacı gidermenin sevincini yaşadıklarını kaydetti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, arzu ve temennilerinin Müslümanlara yakışan bu tür merkezlerin Amerika’nın her köşesinde yaygınlaşması olduğunu açıkladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2002’den itibaren, yurt içi ve dışında yaşayan vatandaşlara farklı anlayışla yaklaştıklarını, “gurbetçi” denilerek dışlanmış, uzun yıllar boyunca ihmal edilmiş vatandaşların ana vatanla bağlarını yeniden güçlendirmenin yollarını aradıklarını anlattı.

“Teröre bulaşmadığı, ülkesine ihanet etmediği sürece, yurt dışında yaşayan her bir kardeşimizi, kökenine, meşrebine, fikrine bakmadan bağrımıza bastık” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu: “Dünyanın 100’e yakın ülkesinde kendilerine hayat kuran 6,5 milyon vatandaşımızla, 81 vilayetimizde yaşayan 82 milyon insanımız arasında sağlam köprüler oluşturduk. Gerektiğinde pozitif ayrımcılık yaparak, yurt dışında yaşayan vatandaşlarımıza sağladığımız hizmetlerimizin sayısını ve kalitesini artırdık. Bugün, yurt dışında hayat süren her bir kardeşimiz, 17 sene öncesine göre, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin gücünü daha fazla yanında hissediyor. Türkiye’nin ekonomide, demokraside, savunma sanayinde, dış politikada elde ettiği başarılar, sizlerin buradaki konumunu da daha yükseğe taşıyor.”

“YABANCI KARŞITLIĞI İLE MÜCADELEDE DEVLETİMİZ TÜM KURUM VE BİRİMLERİYLE SİZİN YANINIZDADIR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, zamanla ihtiyaçlar ve şartlar gibi tehditlerin de değiştiğine dikkati çekerek İslam karşıtlığı, yabancı düşmanlığı, kültürel ırkçılık, kimlik ve aidiyetinin korunması konularındaki sıkıntılar giderek arttığına işaret etti.

Yurt dışında yaşayan vatandaşları siyasi haklara tam erişim başta olmak üzere, temsile ilişkin sorunların da endişelendirdiğini ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Özellikle batılı ülkelerde Neonazi partilerin ve ırkçı siyasetçilerin gündemi belirlediğine, hükûmet politikalarına yön verdiğine şahit oluyoruz” diye konuştu.

Yeni Zelanda’da camilere yönelik terör saldırısını ve New Haven’de Diyanet Cami’sine yönelik saldırıları hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İslam düşmanlığı ve yabancı karşıtlığı ile mücadelede devletimiz, tüm kurum ve birimleriyle sizlerin yanınızdadır. Yurt dışında yaşayan hiçbir kardeşimizi, gözünü kin ve nefret bürümüş ırkçı fanatiklerin veya terör örgütü destekçilerinin insafına terk edemeyiz. Sizlerden beklentimiz, önümüzdeki süreçte bulunduğunuz yerlerde daha güçlü, daha organize, daha aktif olmanızdır.  Bir mümin içinde bulunduğu toplumdan kopuk bir şekilde yaşayamaz” değerlendirmesinde bulundu.

“TÜRK-AMERİKAN İLİŞKİLERİNİ SABOTE ETMEK İSTEYENLERİN OYUNUNA GELMEDİK”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bir Müslümanın yaşayışı, ticareti, tavır, davranış ve ahlakıyla diğer insanlara örnek olması gerektiğini belirterek, “Bu anlayışla, kültürünüzle, inancınızla, sizi siz yapan değerlerinizle bağlarınızı korurken, aynı zamanda içinde bulunduğunuz topluma da en üst düzeyde katılım sağlayacaksınız. Sizlerden, 14 asırlık medeniyet müktesebatımızı istikbalimizin teminatı olan evlatlarımıza en güzel şekilde aktarmanızı istiyorum. Aynı şekilde, Amerikan İslam Toplumu’nun tüm fertleriyle diyaloğunuzu, bağlantılarınızı güçlendirmeniz çok önemlidir” dedi.

Türkiye ve ABD ilişkileri son günlerde sancılı bir dönemden geçtiğine dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti: “Biz Türkiye olarak iki ülke arasındaki müttefiklik ve stratejik ortaklık ilişkisine yaraşır şekilde üzerimize düşeni yapıyoruz, yapmaya devam edeceğiz. Şimdiye kadar ortak çıkarlarımız neyi gerektiriyorsa o şekilde davranmaya çalıştık. Türk-Amerikan ilişkilerini sabote etmek isteyenlerin oyununa gelmedik. Ancak, ülkemizin güvenliği, milletimizin geleceği için hangi adımları atmak gerekiyorsa onları da atmaktan bir an olsun çekinmedik. İstiklalimiz ve istikbalimiz söz konusu olunca, diğer her şey ikinci planda kalır. Vatanımızı ve bağımsızlığımızı korumak noktasında baş veririz, ama asla baş eğmeyiz. Devletimizin, 2 bin 200 yılı aşan şanlı tarihi bunun sayısız örnekleriyle doludur. Son dönemde attığımız adımlar da aynı anlayışın ürünüdür.”

“BARIŞ PINARI HAREKÂTI KÜRT KARDEŞLERİMİZE YÖNELİK BİR HAREKÂT DEĞİLDİR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Barış Pınarı Harekâtı’nın Türkiye'nin terörle mücadele kararlılığının ifadesi olduğunun altını çizerek, "Barış Pınarı Harekâtı Kürt kardeşlerimize yönelik bir harekât değildir, sadece terör örgütlerine karşı yapılmakta olan bir harekâttır. Bu nerede olursa olsun, biz teröristlerle terör örgütleri ile karşı karşıyayız ve bunların da bedelini onlara ağır ödeteceğiz" diye konuştu.

Türkiye’nin bu harekâtla Suriye'nin kuzeyinde bir terör koridoruna izin vermeyeceğimizi gösterdiğini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bir terör devletinin kurulmasına da asla müsaade etmeyeceğiz. DEAŞ'la mücadele kılıfı altında kurulan tuzağı çok kısa sürede boşa çıkardık. Ülkeleri dışında yaşayan milyonlarca Suriyeli sığınmacının geri dönüşü için tek gerçek ve somut çaba bizim güvenli hâle getirdiğimiz yerlerdedir" dedi.

Mülteciler için şu ana kadar 40 milyar doları aşkın harcama yapıldığını, sadece Avrupa Birliğinin 3 milyar avro desteği Kızılay ve AFAD vasıtasıyla verdiğini ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Lafa gelince laf bol, hepsi konuşuyor. Asıyor, kesiyor. Neymiş, Türkiye Kürtlere karşıymış. Benim ülkemde dünyada olmadığı kadar zaten Kürt vatandaşım var. Sadece partimde 50 kadar Kürt milletvekilim var benim. Kalkıp da kimseyi aldatmanın bir anlamı yok. Biz, Kürt'müş, Türk'müş, Laz'mış, Çerkez'miş, Gürcü'ymüş, Abaza'ymış bu bizim ilkelerimize, medeniyet anlayışımıza ters” ifadelerini kullandı.

“ABD'DEN DE BEKLENTİMİZ, TERÖR ÖRGÜTÜNE VERDİĞİ DESTEĞİ SONLANDIRMASIDIR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, terör örgütü DEAŞ’a yönelik gerçek mücadeleyi sadece Türkiye’nin verdiğini dile getirerek, “El Bab da  3 bini aşkın DEAŞ'lıyı derdest ettik. Şu anda cezaevlerimizde 2 bini aşkın DEAŞ'lı var. Diğerlerinin söyledikleri yalan. On bin DEAŞ'lıyı yok etmişler. Nerede ettiniz? Lafla edilir tabii 10 da edilir, 50 de edilir, laf ola beri gele. Yok böyle bir şey. Elbette Türkiye ve Türk milleti geri adım atmayacak, medya ve siyaset aracılığıyla yürütülen iftira kampanyasına boyun eğmeyecektir" değerlendirmesinde bulundu.

Terör örgütü PKK ve onun Suriye uzantısı YPG bölgeden temizlenmedikçe Suriye ve Türkiye’nin emniyette olamayacağını kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "ABD'den de beklentimiz, terör örgütüne verdiği desteği bir an evvel sonlandırmasıdır" diye konuştu.

“MİLLETİMİZİN TARİHİNDE YÜZLEŞEMEYECEĞİ, HESABINI VEREMEYECEĞİ BİR KARA LEKE ASLA YOKTUR”

ABD Başkanı Donald Trump ile görüşmelerine değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "İnşallah iki lider olarak ikili münasebetlerimizi tekrar rayına oturtacağımıza inanıyorum" ifadesini kullandı.

Amerikan Temsilciler Meclisi'nin sözde Ermeni soykırımı kararını hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Amerikan Temsilciler Meclisi'nin, Cumhuriyet Bayramı'mızda, 29 Ekim 2019 tarihinde aldığı sözde Ermeni soykırım kararı utanç verici bir karardır. Evvela milletimizin tarihinde yüzleşemeyeceği, hesabını veremeyeceği bu tür bir kara leke asla yoktur" vurgusunu yaptı.

Türkiye'nin bütün arşivlerini yerli ve yabancı tüm araştırmacılara, akademisyenlere açtığını yineleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ermenistan’a ortak bir tarih komisyonu kuralım teklifinde bulunduklarını ancak kabul görmediğini söyledi.

Ermenistan’ın Türkiye’nin arşivlerinde de çalışmayı reddettiğini aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Çünkü çalışmaya başladıkları zaman aradıklarını bulamayacaklarını biliyorlar. Buyurun Harvard'ın böyle bir ufak bu noktada arşivi var, orada çalışın. Fransa'nın böyle ufak bir arşivi var, orada çalışın. Yok. Buralarda bu çalışmanın yapılması lazım. Siyasetçi, en sonunda kendisine bu çalışmalar gelir, ondan sonra devreye girer. Aksi takdirde atılan adımların hepsi siyasidir. Bu siyasi adımlar da kesinlikle bize geri adım attırmaz" dedi.

“SİYASİ KARARLARLA ÜLKEMİZİ BASKI ALTINA ALACAĞINI DÜŞÜNENLER YANILDIKLARINI ER YA DA GEÇ ANLAYACAKTIR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: "Ermenistan zaten daha dünün devleti. Devlet oluşu 1991. Bundan önce zaten değişik yerlerde bunlar göçmen olarak dolaşırlardı. Türkiye'de de aynı şekilde göçmen olarak yaşarken, bir zorunlu tehcir söz konusu oldu. Bu adımlar atıldı. Şu anda Türkiye'de bilir misiniz 100 bin kadar Ermeni var. Bunların 60 bini vatandaşımız, 40 bini kaçak olarak bizim ülkemizde yaşıyor. Biz bu 40 bin kaçağı ülkemizden deport etmedik. Niye? İnsani davrandık. Bunları Ermenistan'a gönderebilirdik, göndermedik. İşte bu, Türk milletinin insani özelliğini ortaya koymaktadır. Ama bunu görmüyorlar, görmek de istemiyorlar. Ermenistan ülkelerimiz arasında 2009'da imzalanan protokolleri onaylamaktan da kaçındı. Ermeni diasporası ise yalan ve iftiralarına devam ederek ülkemizi karalama kampanyasını sürdürdü. Bunların işi, paraları bol, Ermeni diasporasının paraları da bol olduğu için lobi burada bu paralarıyla beraber nasıl FETÖ 1 dolar hikâyesiyle bu işleri götürdüyse, bunların da doları bol, onun için bunlar da bu şekilde götürüyor. ABD Temsilciler Meclisi'nin kabul ettiği karar da bu çerçevede pişirildi, kotarıldı, siyasi bir rövanş hâline maalesef getirildi. Alınan kararın tarihî gerçeklerle hiçbir bağı olmadığı aşikârdır. Bu karar bizim nazarımızda yok hükmündedir. Bu tür siyasi kararlarla ülkemizi baskı altına alacağını düşünenler yanıldıklarını er ya da geç anlayacaklardır."

ABD’nin tarihçilerin karar vermesi gereken bir meselede siyasi tavır almaktan kaçınması gerektiğini ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “En azından bu hadisenin yaşandığı dönemin ardından ülkemize gelen bir Amerikan askeri heyetinin ortada iddialara konu bir durumun olmadığını gösteren raporuna itibar edilmelidir. Konunun yalnızca bir tarafını dinleyip hükme varmak, yanlış kararlar almak Türk-Amerikan ilişkilerinde geri dönülmeyecek zararlara yol açacaktır. Amerikan Senatosu 1970'li ve 1980'li yıllarda çoğunluğu diplomat ve aile mensupları olmak üzere çok sayıda vatandaşımızı büyükelçilerimizi, şehit eden Ermeni terör örgütleri tarafından başlatılan kara propagandaya teslim olmamalıdır. Temsilciler Meclisi'nin düştüğü hataya, basiretli davranarak Senato'nun düşmeyeceğine inanıyorum. Sizlerden bu konuda ülkemize destek olmanızı bekliyorum" diye konuştu.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Dünya Haberleri