Gülistan Doku soruşturmasında eski Tunceli Valisi Tuncay Sonel'in ifadesi ortaya çıktı. Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından gerçekleştirilen sorguda Sonel'e 78 soru yöneltildi. İfadenin detaylarına tv100 ulaştı.
5 MADDEYLE SEVK EDİLDİ
Eski Tunceli Valisi Tuncay Sonel’in savcılık tarafından 5 madde ile tutuklanması istendiği öğrenildi. Savcılık, Sonel’in ‘Suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme (TCK 281/1), Sistemi engelleme, bozma, verileri yok etme (TCK 244/2), Özel hayatın gizliğini ihlal (TCK 134/1), Kişisel verileri hukuka aykırı ele geçirme (TCK 136) ve resmi belgeyi bozmak, yok etmek veya gizlemek (TCK 205)’ suçlarından tutuklanmasını istedi.
Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığı’nda alınan 78 soruluk sorguda, dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel’e Gülistan Doku dosyasının en kritik başlıkları tek tek yöneltildi. İfade tutanağına yansıyan sorular; usulsüz şekilde incelemeye gönderilen sim karttan, silindiği öne sürülen kamera ve hastane kayıtlarına, oğlu Mustafa Türkay Sonel hakkındaki ağır iddialardan, koruma polisi Şükrü Eroğlu’nun rolüne kadar dosyanın en karanlık noktalarını yeniden gündeme taşıdı. Sonel ise suçlamaların tamamını “iftira”, “kurgu” ve “itibar suikastı” olarak niteledi.
DOSYANIN KALBİNE GİDEN 78 SORU
Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığı’nda bugün alınan sorguda, Tuncay Sonel’e yalnızca genel nitelikte sorular yöneltilmedi. Savcılık, Gülistan Doku dosyasında yıllardır kamuoyunun tartıştığı bütün kritik başlıkları doğrudan masaya koydu. Sorgu, dönemin vali çevresindeki isimlerden koruma polislerine, belediye bağlantılarından emniyet ilişkilerine, dijital delillerden baz kayıtlarına kadar geniş bir çerçevede yürütüldü.
Tutanağa göre Sonel’e, Gülistan Doku’nun kaybolduğu süreçte ailesi, yakın çevresi, oğlu Mustafa Türkay Sonel, koruma polisi Şükrü Eroğlu, Gökhan Ertok, Erdoğan Elaldı, Ferhat Güven, Celal Altaş, Songül Acar ve dosyada adı geçen birçok kişiyle ilgili ayrıntılı sorular soruldu. Soruların sertliği ve kapsamı, soruşturmanın artık yalnızca kayıp vakası boyutunda değil, delil karartma ve örtbas şüphesi ekseninde de derinleştirildiğini ortaya koydu.
“BEN GÖNDERTTİM”
Sorgunun en çarpıcı başlıklarından biri, Gülistan Doku’ya ait sim kartın resmi soruşturma makamları yerine Ankara’daki Gökhan Ertok’a gönderilmesi oldu. Tuncay Sonel, sim kartı Şükrü Eroğlu aracılığıyla Gökhan Ertok’a gönderdiğini açık açık kabul etti. Gerekçesi ise “kayıp kıza ulaşmak”, “son sinyali tespit etmek” ve “bir an önce sonuç almak” oldu.
Ancak savcılığın soruları burada daha da sertleşti. Çünkü ifade tutanağına göre soruşturma makamı, bir valinin adli olayda doğrudan delil niteliği taşıyabilecek bir materyali resmi prosedür dışında inceletmesinin nedenini sorguladı. Sonel ise bunu “insani refleks”, “ablanın ağlaması ve feryadı” ile açıkladı. Buna rağmen, sim kartın neden savcılığa ya da emniyet siber birimlerine teslim edilmediği sorusu dosyanın en kritik düğümlerinden biri olarak kaldı.
OTOBÜSLE GÖNDERİLEN DELİL KONUSU
Dosyadaki bir diğer sarsıcı başlık ise sim kartın resmi kargo ya da adli teslim zinciri yerine otobüs firmasıyla Ankara’ya gönderildiği iddiası oldu. Sorguda, Gökhan Ertok ile Şükrü Eroğlu’nun beyanları hatırlatılarak, böylesine kritik bir materyalin neden kayıt dışı izlenimi veren bir yöntemle sevk edildiği soruldu. Sonel, bu kısmı bilmediğini söyledi; dönüş süreciyle ilgili de bilgisi olmadığını savundu. Savcılık, delilin elde edilişinden korunması ve taşınması resmi kayıt zincirinin neden kurulmadığı hususlarında Sonel’i sorgularken bir yanıt alamadı.
ŞÜKRÜ EROĞLU DOSYANIN MERKEZİNDE
Sorgu boyunca en fazla dikkat çeken isimlerden biri, dönemin koruma polisi Şükrü Eroğlu oldu. İfadelerde Şükrü Eroğlu için “valinin kara kutusu” nitelemesi gündeme getirildi. Gökhan Ertok ve Ferhat Güven’in beyanları üzerinden Sonel’e, Şükrü Eroğlu’nun yalnızca koruma polisi değil, çok daha yakın ve kritik bir halkayı temsil edip etmediği soruldu.
Tuncay Sonel bu nitelemeyi reddetti. Şükrü Eroğlu ile ilişkisinin yalnızca görev çerçevesinde olduğunu savundu. Ancak sorgudaki soru seti, Şükrü Eroğlu’nun sim kartın gönderilmesinden konum bilgisinin aktarılmasına, nakit para akışından özel işlerin takibine kadar birçok kritik alanda adı geçtiğini gösterdi. Dosya bakımından Şükrü Eroğlu’nun rolü, sıradan bir koruma polisinin çok ötesinde olduğu değerlendiriliyor.
TUNCAY SONEL İLE GÖKHAN ERTOK ARASINDAKİ PARA TRAFİĞİ
Savcılığın dikkat çektiği bir diğer başlık, Gökhan Ertok’a yapılan para transferleri oldu. MASAK hareketlerine göre Şükrü Eroğlu üzerinden parça parça gönderilen para gönderimlerinin tespit edildiği sorguda hatırlatıldı. Sonel, bu ödemeleri “harçlık”, “yardım”, “teknik bir ihtiyacı olmuş olabilir” diyerek açıkladı.
Soruşturma makamı ise yalnızca birkaç kez sosyal medya ve teknik destek kapsamında görüşüldüğü söylenen bir kişiye neden şahsi hesaptan para aktarıldığını doğrudan sorguladı. Resmi bir kamu işi için neden resmi bütçe kullanılmadığı sorusuna Sonel’in verdiği yanıt, dosyadaki kuşkuları gidermekten uzak bir savunma görüntüsü verdi.
KAMERA KAYITLARI VE HARD DİSK ŞÜPHESİ
Gülistan Doku dosyasında yıllardır tartışılan güvenlik kamera kayıtları da sorgunun merkezindeydi. Savcılık, K noktalarındaki kameraların neden değiştirildiği, neden kayıtların alınmadığı, neden resmi kayıtlarda arıza görünmemesine rağmen değişim yapıldığı iddialarını Sonel’e sordu. Sonel ise bu konuda bilgisi olmadığını, muhatabın il emniyet müdürlüğü olduğunu söyledi.
Daha da dikkat çekici olanı, Ulusal Kriminal Büro incelemesinde köprüyü gören kameranın aktif olduğunun anlaşılmasına rağmen, emniyet tarafından daha önce düzenlenen tutanakta bunun tersinin belirtilmiş olmasıydı. Bu çelişki doğrudan sorguda Sonel’e yöneltildi. Savcılık açık biçimde “kayıtlar neden silindi, talimatı kim verdi, o kayıtlarda ne vardı?” diye sordu. Sonel bu suçlamayı da reddetti.
HASTANE KAYITLARI SAVCILIK SORGUSUNUN MERKEZİNDE YER ALDI
Sorgudaki en vahim başlıklardan biri de Gülistan Doku’ya ait olduğu belirtilen 31 Aralık 2019 tarihli hastane giriş kaydı oldu. POLNET sorgusunda görülen bu kaydın, hastane veri tabanında bulunmaması ve teknik firmalardan birinin “profesyonelce ve kasten silinmiş olabilir” değerlendirmesi yapması, savcılığın sorularında yer aldı.
Sonel’e, bu kaydın silinmesine ilişkin bir bilgisi ya da talimatı olup olmadığı açıkça soruldu. Sonel ise ne başhekimle ne de başka biriyle bu konuda görüştüğünü, hamilelik kaydı iddialarını yalnızca “halk arasında konuşulan söylentiler” olarak bildiğini söyledi. Ancak savcılığın bu soruyu yöneltmiş olması bile, hastane verileri üzerindeki kuşkuların resmi sorgu metnine girdiğini gösterdi.
OĞLU MUSTAFA TÜRKAY SONEL HAKKINDA AĞIR İDDİALAR
Sorgunun en sarsıcı kısmını, Tuncay Sonel’in oğlu Mustafa Türkay Sonel hakkındaki iddialar oluşturdu. Savcılık, Gülistan Doku ile ilişkisi olduğu, hamilelik iddiası bulunduğu, olay günü bölgede bulunduğu, silah taşıdığı, hatta bazı tanık anlatımlarına göre “birini vurdum” dediği yönündeki beyanları tek tek sordu.
Tuncay Sonel bu iddiaların tamamını çok sert ifadelerle reddetti. Oğlundan “zerre kadar şüphe duymadığını” söyledi. Mustafa Türkay Sonel’in Gülistan Doku’yu tanımadığını, liseyi bitirmiş ve üniversite sınavına hazırlanan bir genç olduğunu, aleyhindeki bütün anlatımların “kurgu” ve “iftira” olduğunu savundu. Ancak sorguda bu iddiaların sıradan dedikodu düzeyinde değil, tanık ve gizli tanık beyanlarıyla dosyaya girmiş unsurlar olarak sorulmuş olduğunu savundu.
“KARINCAYI DAHİ İNCİTMEZ” SAVUNMASI
Tuncay Sonel’in sorguda en çok tekrarladığı savunmalardan biri, oğlunun şiddet eğilimi göstermeyeceği yönündeki vurgusuydu. Mustafa Türkay Sonel hakkında yöneltilen silah, araç, hamilelik ve cinayet iddiaları karşısında Sonel, “karıncayı dahi incitmez”, “çok vicdanlı bir çocuktur” ve “kuşlarına kim bakacak diye beni aradı” sözleriyle savunma yaptı.
Ancak savcılığın yönelttiği sorular, Baba Sonel’in yalnızca karakter savunmasıyla geçiştirilemeyecek kadar spesifikti. Araç içindeki silah taşıma iddiası, Glock benzeri tabanca anlatımı, şarjör ve mermiler, baz verileri ve tanık anlatımları; dosyada oğlu eksenindeki şüphelerin sistematik biçimde ciddiye alındığını gösteriyordu.
“VALİ BİZZAT CESEDE BAKIP GÜLİSTAN DEĞİL DEDİ” SORUSU
Soruşturmanın en çarpıcı bölümlerinden biri de bir kadın cesedinin bulunması sonrası yaşananlar oldu. Şükrü Eroğlu’nun beyanı hatırlatılarak, Tuncay Sonel’e olay yerine gidip cesede bakarak “Gülistan değil” dediği iddiası soruldu. Sonel ise olay yerine helikopterle gittiklerini, oradaki genel kanaatin bunun başka bir kişiye ait ceset olduğu yönünde oluştuğunu anlattı.
Bu bölüm, dosyada tartışılan “bir vali adli olayın tam ortasında neden bu kadar aktifti?” sorusunu yeniden öne çıkardı. Çünkü savcılığın sorduğu sorular, yalnızca olay yerine gidilmesini değil, teşhis niteliği taşıyabilecek değerlendirmelerin nasıl ve hangi yetkiyle yapıldığını da sorgulatıyor.
“İNTİHAR” ALGISI MI OLUŞTURULDU?
Songül Acar’ın beyanları üzerinden savcılık, Gülistan Doku’nun kaybolmasının ardından olayın sürekli baraj ve intihar ekseninde tutulduğu yönündeki iddiaları da Sonel’e sordu. Tanık beyanlarında, “Vali bu kızın intihar ettiğini ve barajda olduğunu söylüyordu” iddiası yer aldı. Sonel ise bunu reddetti; aramaların yalnızca ailenin ısrarı nedeniyle sürdürüldüğünü savundu.
Bununla birlikte sorgudaki başka sorular da bu konudaki şüpheleri güçlendirdi. Barajda Gülistan’a ait olduğu belirtilen bazı eşyalar bulunmasına rağmen bedenin bulunamaması, uzman ekiplerin “barajda değildir” yönündeki değerlendirmeleri ve buna rağmen aramaların uzatılması, savcılık tarafından doğrudan sorgulandı.
GİZLİ TANIK İDDİALARI: CESET GÖMÜLDÜ MÜ?
Sorgunun en ağır bölümlerinden biri, gizli tanık “Şubat”ın anlatımları üzerinden geldi. Savcılık, Mustafa Türkay Sonel’in birini öldürdüğünü söyleyerek babasını ya da koruma polislerini aradığı, ardından Gülistan Doku’nun cesedinin valiliğe ait araçla taşınarak Pertek-Koçpınar hattında gömüldüğü iddiasını doğrudan sordu.
Tuncay Sonel bu anlatımı “çok çirkin”, “alçakça iftira” sözleriyle reddetti. Ancak böylesine ağır bir senaryonun sorgu metnine girmiş olması, soruşturmanın ulaştığı noktanın vahametini gözler önüne serdi. Dosya artık yalnızca kayıp değil; cinayet, delil yok etme ve örtbas ihtimalleri etrafında çok katmanlı şekilde ilerliyor.
ARAÇ, DETAYLI TEMİZLİK VE DELİL YOK ETME İDDİASI
06 SNL 10 plakalı siyah BMW marka aracın da sorguda özel bir yeri vardı. Savcılık, bu aracın Elazığ’daki bir araç yıkama merkezinde suç delillerinin yok edilmesi amacıyla detaylı temizliğe sokulduğu iddiasını Sonel’e sordu. Sonel, bu iddiayı da reddetti; aracın eşinin memleketi Elazığ’a gidip gelebileceğini, normal yıkama yaptırılmış olabileceğini söyledi.