Beyaz Saray'dan gelen sinyaller, Başkan Donald Trump'ın İran ile devam eden savaşta bir "çıkış yolu" aradığına işaret ediyor. Bölgeye gönderilen ek uçak gemileri ve binlerce askere rağmen, önümüzdeki haftalarda gerçekleşecek bazı kritik temaslar savaşın gidişatını belirleyecek.
Washington ve Tahran'ın, önümüzdeki hafta sona erecek olan iki haftalık ateşkesi uzatmak için çalışmalar yürüttüğü belirtiliyor.
Beyaz Saray Sözcüsü Karoline Leavitt, uzatmanın henüz kesinleşmediğini ancak anlaşma beklentisi konusunda "iyimser" olduklarını ifade etti.
Müzakerelerin bir sonraki aşamasında, İran'ın nükleer stokları ve Hürmüz Boğazı'nın kontrolü gibi zorlu konuların ele alınması bekleniyor.
Trump'ın önündeki kritik tarihler
Savaşın geleceğini şekillendirecek üç önemli olay öne çıkıyor:
Kraliyet Ziyareti (Nisan sonu): Trump, önümüzdeki hafta İngiltere Kralı III. Charles ve Kraliçe Camilla'yı ağırlayacak.
İngiltere'de savaşın oldukça tepki çekmesi nedeniyle, Trump'ın kraliyet ziyareti sırasında barış yönünde bir adım atabileceği konuşuluyor.
Çin Ziyareti (14-15 Mayıs): Trump, daha önce savaş nedeniyle ertelenen Çin ziyaretinde Devlet Başkanı Şi Cinping ile bir araya gelecek.
Trump, Şi'nin kendisine İran'a silah göndermeme sözü verdiğini iddia ediyor.
Ara Seçimler (Kasım): ABD yönetiminin, artan petrol fiyatlarını Haziran-Eylül döneminde yeniden 3 dolar seviyesine çekme hedefi var.
Ekonomik baskıların sandığa yansımasından çekinen Cumhuriyetçiler, savaşın maliyetleri konusunda endişeli.
Ekonomik abluka ve yaptırımlar
Hazine Bakanı Scott Bessent, İran'ı Hürmüz Boğazı üzerinden uygulanan kısmi abluka ile köşeye sıkıştırdıklarını açıkladı.
ABD, İran'ın bölge ülkelerindeki banka hesaplarını dondurmakla tehdit ederken, Çin bankalarına da "ikincil yaptırımlar" uygulanabileceği uyarısında bulunuyor.
Cumhuriyetçi kanatta "gizli" endişe
NBC News'in ulaştığı bilgilere göre, birçok Cumhuriyetçi milletvekili Trump'ın sert sosyal medya paylaşımlarından ve savaşın gidişatından rahatsız.
Özel mesajlaşma gruplarında, İran savaşının Kasım ayındaki seçimlerde kendilerine ağır bir yenilgi getirebileceğinden korktukları ifade ediliyor.