Topal:
2 gün önce, gece geç saatler. Kukumav baykuş alarm verdi. Fener tuttum. Kümese tilki girmiş. Kaz palazlarını da yeni salmıştım annelerin yanına, topal ile birlikte.
Artık geçenlerde hikayesini yazdığım topal yok. Önlemini almak lazım, ağaçtan atlayıp giriyor. Saat 02:30 da testereyi alıp uzayan dalları kestim, 04:30 da yattım.
Özet: bunca süredir topal 'ı tilki için beslemişiz.
Öte yandan o anne kazların bir avuççuk yavrularını ortaya alıp korumaları.... Unutulmaz bir görüntüydü.
Dün gece de tilki ön bahçede dut yemeye geldi, gölge gibi geziyor, hayran olunası. Totoro ve keşkül kovaladı. Yattık.
Gecenin saat biri, yine kukumav. Çıkçıkçık ötüyor (normalde puuuh puuh diye öter, bu farklı bir ötüş). Kalktım baktım. Gene tilki. Kesinleşti. Kukumav için ailenin ve yuvanın koruyucusudur derler. Tesadüf olamaz, haber veriyor.
Koştum peşinden, köpeğim totoro ile ensesindeyiz, arada dönüp bakıyor. Fener ışığında gözleri Işıl Işıl.
Uzun süre kovaladık, amaç zarar vermek değil korku salmak. Nitekim korkmuş ki gece boyunca bekledim, gelmedi.
Tilkiyi kovaladıktan sonra şeytan dürttü. 15 tane 1 aylık pilicim var, kuluçka makinasından çıktılar, bir ay evde büyütüp sonra kümeste ayrı bir yere aldığım.
40 kere saydım, 14 çıkıyor. Biri kayıp. Küçücük yer. Eyvah dedim, tilki bunu da götürmüş, iyi de nasıl. Delik olsa önce minicik piliçler çıkar.
Yapacak ne var sabahın ikisinde? Hepsi tavukların ana kümesine taşınacak. Hemen şimdi...Kaçta yattım bilmiyorum.
Sabah İlk iş piliç kümesine bakmak. Işte orada, buldum. Gene 15 oldular, sevinç. Iyi de geceyi nerede geçirdin yavrum, oysa bütün bahçeyi kaç kere dolanmıştım.
...
Ve engelli.
Sabah tavuklar, pilicler, kazlar , palazlar besledikten sonra kahvaltıyı dışarıda yapalım dedik. Dönüşte alışveriş için ayrılıyoruz eşimle. Sokak arasından bir köpek ordusu fırladı, panik içindeler. Anlamadık önce.
Sonra belli oldu. Belediye görevlileri. Uzun metalik bir çubuk uzandı araçtan, tüylü bir kısa ok uçtu havada , köpeklerden birine kondu. İyyyk. İyyykk. Hayvan kaçmaya çalışıyor. Görevliler sakin. Yüzlerde üzüntü göremedim. Kanıksamışlar belli ki. Demek böyle oluyor, böyle taşlaşıyor ruhlar.
...
Sonra düşündüm. Tilkinin yavru zamanı. Tilki tavukları çalınca bir arkadaş vurayım demişti. Karşı çıktık, yavrusu aç kalır diye...
Öte yanda sokakta 3-5 köpeği idare edemeyen görevli kurumlar.
Kurum deyince aklıma geldi, bacayı da temizletmek lazım, kurum bağlamıştır.
Sokak canlıları genelde yaşam mücadelesi ile pişmiştir. Farkındalıkları yüksektir, sevgiye karşılık verirler ve ömürleri kısadır.
İçlerinde bazıları uyumsuzdur. Aynı insanlar gibi. Onları rehabilite etmezseniz diğerlerini de bozarlar (aynı insanlar gibi). Uyumsuzları saptayıp ayırmak varken -ki mahalleli ve esnaf bunları çok iyi bilir- tamamını zindana (barınak) atmanın anlamını anlamlandırmaya çalışmak için çok çaba harcadım. Çözemedim. Sanırım bu da benim engelim.
Ve bu yazı böyle çıktı. Bir sevgi hikayesi "topal" ve bir algı hikayesi "engelli".