(Liyakatsizlik Kötü Niyet ve Bürokrasi)
Kırk yıl gibi bir süre boyunca yaptığım altmışın üzerindeki Re-Organizasyon çalışmalarında insanların hep alıştıklarının dışına çıkarken ne kadar zorlandıklarını gördüm. O kadar ki mevcut yapıdan haklı olarak son derecede şikayetçi olan nice insan, yeni yapıya uyum gösterirken olmadık bahaneler bularak, ayak sürüyerek, önce kendilerine sonra da işletmelerine kötülük ediyorlardı.
Her zaman verdiğim örnekle “sistem her zaman ve her durumda sistemsizliği döver” hiç bir sistem, sistemsiz yapılan hiçbir işi yavaşlatmaz. Sistemin gereklerine uyanlar zaman, verim ve hatta kalite kazanırlar. Sistemsiz bir iş o an, o gün için sanki hızlı yapılıyormuş duygusu yaratabilir, ancak daha sonra çıkan pürüz ve hatalar en az üç kat zaman kaybına sebep olabilmektedir.
Peki acaba neden bazı insanlar sistemi sistemsizliğe göre yavaşlatıcı gibi görürler? Bu sorunun cevabı. Bulanık suda balık avlamanın dayanılmaz hafifliği de olabilir, karmaşa ve kargaşa içerisinde “çok çalışıyorum zannederek” kendini ve diğer insanları avutmak da olabilir…
Sistem gene her zaman verdiğim örnekle, Almanya gibi, Japonya gibi ülkelerde kralken, başa güreşirken, görece daha zayıf ve geri kalmış ülkelerde genellikle hor görülür. Bunun bence temel nedeni de cin olmadan şeytan olmaya çalışan insanlardır.
Örneğin bu tipler, daha çok uyumak için evden geç çıkarlar, fakat randevularına yetişmek için ters yoldan gider, kırmızı ışıkta geçer, diğer insanların hakkına tecavüz etmiş dahi olurlar. Oysa sistemli ve sistemin korunduğu ülkelerde insanlar olmadık kısa yollar bulacaklarına sisteme uyarak denge ve kaliteyi sağlarlar. Toparlarsak, sistem kalkındırır, başarıya ulaştırırken, sistemsizlik hakka, hukuka uymayabilir, verimi öncelemez, tembelliği gizleyebilir ve mutlaka uzun vadede kalite hatalarına sebep olur.
Gelelim sistemin ve buna bağlı olarak başarının üç katiline… Bunlar tıpkı engellerimiz olan, “Alışkanlıklarımız, Korkularımız ve Bilgi Eksikliğimiz” gibi her biri diğerini etkileyen ve azdıran(!) üç durumdur.
Birinci katil liyakatsizlerdir: Liyakat en basit anlatımla, bir görevi yapabilmek için gereken alt yapıdır, tahsildir, kişi profilinin ilgili işe uygunluğudur, doğru yetiştirme tarzı yani aile eğitimidir, biriktirilen “doğru” deneyimlerdir… liyakat yerine, akrabalık, taraftarlık, tanıdıklık, yandaşlık gibi “aptalca” hususlar dikkate alınarak personel seçen işletmeler kamu olsun özel sektör olsun, daha zor sistemleşir, sonuç olarak başarısızlığın şahikasına dahi ulaşabilirler. Unutmayın, başta ifade ettiğim gibi, liyakatsizler bulanık suda balık avlıyarak, çokluk içinde kaybolmayı ve durumu idare etmeyi seven yaratıklardır. Bu tipler zamanı iyi kullanamaz fakat çok çalışıyor gibi görünürler.
İkinci katil Kötü Niyetlilerdir: Kötü niyetliler maalesef bazen liyakatli gibi görünen kişilerden de çıksa, daha büyük bir çoğunluğu liyakatsiz olup, sistemsizlikten beslenen işletme zararlılarıdır. Kötü niyetliler, bazen sisteme uyar gibi görünseler de kulis yaparlar, dedikodu yaparlar, yapmaları gereken net işleri kıvramayacaklarını düşündükleri için açıktan veya dolaylı olarak yokuş gösterirler. Kötü niyetliler, liyakatsizlere göre daha tehlikelidirler zira liyakat eksiği olan pek çok insanın iyi niyetle çalışarak, kendilerini geliştirebildiklerini o kadar çok gördüm ki… Fakat kötü niyetliler çalışıp gelişmek yerine hatlaı davranmayı tercih eden kısa düşüncelilerdir.
Üçüncü Katil Bürokrasidir: Bürokrasi de asla ve asla sistem yüzünden kaynaklanmaz. Sistem bilimsel kurallara ve akla dayalı olarak kurulmuşsa usta elinden çıkmışsa bürokrasi tuzağına düşülmez. Bürokrasi liyakatsiz kadrolardan, keza kötü niyetli kadrolardan kaynaklanan bir zaman, verim ve kalite kaybı sebebidir. Alışkanlıklarını terkedemeyen insanlar, korkak davrananlar, ve en baştaki katilimiz olan liyakatsizler bürokrasiye sebep olurlar.
Oysa yapacakları görevler net olarak belirlenmiş ve bu görevi yapmak için gereken kaynak kullanma izinleri yani “Yetkileri” olan insanlar o göreve uygun liyakatli kişilerden seçilmişlerse işler yürür fakat yetkisiz bir sürü insanın çeşitli sebeplerle istihdam edildiği özel olarak da çok katmanlı organizasyonlarda yetki ve görev dengesi gözetilmemişse bürokrasi denen canavar verimi de kaliteyi de yer.
Örnek olarak bir belgeyi imzalamaktan çekinen ve imzayı bir üstüne bırakan korkak kişiler de bürokrasi yaratır, görev verilip yetkisi olmayan ya da sınırlı kişiler de otomatikman bürokrasi yaratır.
Özetin özeti de şudur ki, kalitemizi, verimimizi artırmak istiyorsak mutlaka sistemli olamlı, liyakatsizlerden, kötü niyetlilerden ve bürokrasi yaratan kişilerden kaçınmalıyız.
Ahmet Levent ÖNER
14 Temmuz 2026
Altıntepe