Şifanın İki Kanadı: Tıbbi Rasyonalizmden Kadim Bilgeliğe. Kur’an’dan Bir Örnek: Sekiz Dünyevi Pranga (Matrix Ağları):

Prof. Dr. Mustafa TÖZÜN

​Bildiğiniz üzere ben de bir hekimim. Profesyonel alanım dışında da başta Kur’an’ın Ezoterik Yorumu üzerine çalışıyor ve eserler veriyorum. Bu durum şaşırılacak, yadırganacak bir durum olabilir. Bugün bir açıklamayı da bu yazıyla kayda geçirmek isterim. Bir Halk Sağlığı Profesörü ve Anabilim Dalı Başkanı olarak, akademik hayatımın bu olgunluk döneminde Kur’an’ın ezoterik katmanlarına, sembolizme ve kuantum evrenine yönelmem, tıp biliminin pozitivist gücünü yadsımak değil; aksine mesleğimizin o unuttuğumuz kadim, bütüncül ve bilge köklerini yeniden selamlamaktır. Çünkü tıp dünyamızın çok iyi bildiği üzere, Dünya Sağlık Örgütü dahi sağlığı tanımlarken "bedensel ve sosyal" iyiliğin yanına "ruhsal" tamlığı da koyar. İşte bu yazı serileri (bugüne kadar beş kitabı yayımlanan Kur’an’ın Ezoterik Yorumu serisi), şifanın bu iki kanadını (zahiri bilim ile batınî irfanı) birleştirme çabasıdır.

Hekimlik, insanlık tarihi boyunca sadece bedensel arazları gideren bir teknisyenlik değil; evrenin, doğanın ve insanın ruhsal geometrisini anlama sanatı, yani bir "Hakimlik" (bilgelik) makamı olmuştur. Bizler, beyaz önlüklerimizi giydiğimiz ilk günden itibaren insan hayatının o mucizevi döngüsüne, hücrelerin kusursuz nizamına her an tanıklık eden, bilimin en rafine katmanlarında yürüyen bir mesleğin mensuplarıyız.

​Bu ufkumuzu genișletme çabasında en büyük dayanağım ve ilham kaynağım, yine insanı ve toplumu yaşatmak için gece gündüz bilim üreten değerli meslektaşlarım ve yetiştirdiğimiz genç hekim adaylarıdır. Gelin, bugün tıbbi çabalarımızdan aldığımız bilgiye dayalı gücümüzü, kadim metinlerin rehberliğinde bir de ruhun sirkadiyen dengesi üzerinden okuyalım.

Henüz yayımlanmamış Kur’an’ın Ezoterik Yorumu-VI kitabımızda yer alacak olan bir bölüm: Tevbe-23 ve Tevbe-24 ayetlerinin yeni mealleri ve ezoterik yorumumuz:

Tevbe-23 Meal: Ey iman edenler, edinmeyin babalarınızı ve kardeşlerinizi (ihvanekum) veliler, onlar küfrü imana tercih etmişlerse ve onları kim veli olarak tanırsa işte onlar zalimlerdir.

*İhvan: Başka biriyle aynı ebeveynlere sahip olan veya sadece bir ebeveyni ortak olan erkek kişi; aynı soy/toprak/inanç/inanca sahip kişi; erkek kardeş; arkadaş; yoldaş; eş; çift halindeki parçalardan biri; akraba; yakından tanıdık olan kişi.

Tevbe-24 Meal: De ki: "Eğer ki size babalarınız, çocuklarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, aşiretiniz; kazandığınız mallarınız, kesat gideceğinden korktuğunuz ticaretiniz, hoşunuza giden evleriniz Allah'tan, O'nun Resul'ünden ve O'nun yolunda (sebilihi) cihattan daha sevimli geliyorsa, o halde Allah'ın hükmünün gerçekleşmesini gözleyin." Vallahi hidayet yok fasık olan kavme!

İhvan Kavramı ve Enerjisel Bağların Epigenetiği:

​Bizi bu 3 boyutlu dünyanın alt frekanslarına kilitleyen enerjisel bağlar ve soy döngüleridir. Tevbe Suresi 23. Ayet bu konuda sarsıcı bir ufuk açar:

​"Ey iman edenler, edinmeyin babalarınızı ve kardeşlerinizi (ihvanekum) veliler, onlar küfrü imana tercih etmişlerse..."

​Ayetin merkezindeki "İhvan" kavramını kelime kökeniyle incelediğimizde, sadece aynı biyolojik anne-babadan doğan kardeşleri değil; aynı zamanda içine doğduğumuz alışılmış inanç kalıplarını, çevresel sürü psikolojisini, bizi aşağı çeken konfor alanlarımızı ve yakından tanıdık olan tüm statükoları kapsadığını görürüz. Biz hekimler, genetik ve epigenetik aktarımlarla çevrenin genler üzerindeki etkisini çok iyi biliriz. Bu ayet ise bize adeta ruhsal bir epigenetik dersi verir: En yakınınız dahi olsa, şayet düşük frekansı, ataleti ve hakikatin üstünü örtmeyi (küfrü) tercih ediyorlarsa, onlarla kuracağınız enerjisel bağımlılıklar (velayet), sizin bu dünyadaki tekamülünüzü ve insanlığa sunacağınız şifayı geriye çeker.

Ruhun Sirkadiyen Ritmi ve Matriksin Sekiz Ağı:

​Hemen ardından gelen Tevbe Suresi 24. Ayet ise biz hekimlerin klinik olarak çok iyi bildiği "sirkadiyen ritim" kavramını, ruhsal ve toplumsal düzleme taşır. Ayette, insan bilincini sadece bu dünyaya, alt frekanslara sabitleyen 8 dünyevi bağ sayılmaktadır:

Bilinç Frekansını Ağırlaştıran 8 Dünyevi Unsur:

​Babalar (Geleneksel kalıpların baskısı)

​Oğullar (Gelecek kaygısı ve aşırı hırs)

​Kardeşler (Aşırı bağlılık geliştirdiğimiz çevre ağları)

​Eşler (Ruhu hapseden konfor alanları)

​Aşiret (Sürü psikolojisi ve toplumsal tabular)

​Biriken Mal (Maddi bağımlılıklar)

​Sahte Ticaret (Kaybetme korkusuyla dönen dünya çarkı)

​Lüks Meskenler (Bizi toprağa sabitleyen mekanlar)

Ruhsal sirkadyen ritim nedir?

Tıp biliminde vücudumuzun hormonal dengesini, uykusunu ve uyanıklığını sağlayan sirkadiyen denge, ışığın ve karanlığın ritmine bağlıdır. Ruhun da dikey boyutta bir sirkadiyen dengesi vardır ve onun ışığı; Allah, O’nun rehberliği (Resul) ve insanlığın hayrı için çıkılan o dikey tekâmül yoludur (cihad). Şayet yukarıda sayılan o 8 insani bağ, ruhun sirkadiyen ışığından daha baskın hale gelirse, ayet bizi sarsıcı bir frekans uyarısıyla baş başa bırakır: "Allah'ın emri gelene kadar bekleyin." Bu, ruhsal sirkadiyen ritmin bozulmasıyla gelen kaçınılmaz bir ağırlaşma ve denge kaybıdır.

Ruhsal sirkadyen ritm, biyolojik sirkadyen ritmimizin (vücudun 24 saatlik iç saatinin) ötesinde; duygusal dalgalanmalarımızın, zihinsel enerjimizin, sezgilerimizin ve içsel farkındalığımızın günün farklı saatlerine göre gösterdiği periyodik döngüdür.

Nasıl ki bedenimiz sabahları kortizol salgılayıp uyanıyor ve geceleri melatoninle dinlenmeye geçiyorsa; ruhumuz, bilincimiz ve psişik enerjimiz de günün döngüleriyle (güneşin doğuşu, tepe noktası, batışı ve gece yarısı) uyum içinde hareket eder.

Birlikte Yürünecek Bir Bilgelik Yolu:

​Değerli meslektaşlarım; bizler klinikte, sahada ve kürsüde zaten her gün insanlığın acısını dindirmek, onları karanlıktan aydınlığa çıkarmak için muazzam bir adanmışlıkla çalışıyoruz. Benim bu eserlerle yapmak istediğim şey, sizlerin zaten içinde olduğu bu kutsal "şifacılık" misyonunu, kadim metinlerin sembolik diliyle taçlandırmak ve bilimin rasyonelliğine manevi bir derinlik katmaktır.

​Bir hekimin vizyonu sadece reçete sınırlarında ve performans kriterlerinde kalamaz; o vizyon, evrensel nizamın şifrelerini çözebilecek kadar geniştir. Gelin, insanı sadece konvansiyonel tıbbın tedavi yöntemleriyle değil, ruhun o sekiz prangayı kıran dikey uyanışıyla da şifalandıralım. Bu yol, hepimizin ortak bilgelik yoludur.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.