Ancak Demokratların Kongre'de çoğunluğu ele geçirmesi, Trump'ı durdurmaya yetmeyebilir. Başkanlığının son iki yılında özellikle dış politikada daha iddialı adımlar atmasına yol açabilir.
The Wall Street Journal'ın eski genel yayın yönetmeni olan ve İngiliz The Times gazetesinde yazan Gerard Baker, The Times için kaleme aldığı yazıda, ara seçimlerin dünya genelinde olağanüstü beklentiler yarattığını belirtiyor. İki yıldır Trump yönetiminin politikalarından rahatsız olan kesimlerin, Demokratların kazanmasıyla Amerikan siyasetinde yeniden bir denge kurulacağını umduğunu aktarıyor. Ancak Baker'a göre bu beklentiler abartılı. Demokratlar Temsilciler Meclisi'ni, hatta Senato'yu kazansalar bile Trump'ın hareket alanı sanıldığı kadar daralmayabilir.
TRUMP'IN KONGRE'YE İHTİYACI SINIRLI
Baker, Amerikan Anayasası'nın güçler ayrılığı ilkesine dayandığını, ancak son otuz yılda hem Demokrat hem Cumhuriyetçi başkanların yetkilerini önemli ölçüde genişlettiğini hatırlatıyor. Trump'ın ikinci döneminde Kongre'den geçirdiği en önemli düzenlemenin vergi indirimlerini de içeren “Tek Büyük Güzel Yasa” olduğunu belirtiyor. Buna karşılık gümrük vergileri, göç, enerji, çevre ve kamu düzenlemeleri alanındaki önemli kararlarının çoğunu başkanlık kararnameleriyle aldığını vurguluyor. Baker'a göre mahkemeler bu kararların bazılarını iptal edebilir. Ancak Kongre'nin bunları doğrudan engelleme imkânı sınırlı kalabilir.
SORUŞTURMALAR VE AZİL TEHDİDİ
Demokratların Kongre'de çoğunluğu kazanması halinde Trump yönetimine yönelik soruşturmaların artması bekleniyor. Baker, Kongre komisyonlarının hükümet yetkililerini ifadeye çağırabileceğini, yönetimin faaliyetlerini daha sıkı inceleyebileceğini belirtiyor. Ancak bunların siyasi sonuçlarının beklendiği kadar ağır olmayabileceğini savunuyor.
Yazara göre başkanlık affı yetkisinin geniş kullanılması, yönetim çevresindeki kişilerin karşılaşabileceği hukuki sonuçları sınırlayabilir. Baker, Trump'ın çalışma arkadaşlarını kapsayan geniş bir af kararı almasının şaşırtıcı olmayacağını da ileri sürüyor.
Azil girişimlerinin ise Amerikan siyasetinde eski etkisini kaybettiğini düşünüyor. Bir zamanlar başkanlar için olağanüstü bir tehdit sayılan azlin, giderek partiler arasındaki siyasi mücadelenin araçlarından birine dönüştüğünü savunuyor.
Baker ayrıca Trump yönetimi çevresindeki yolsuzluk iddialarının daha fazla gündeme gelebileceğini, ancak şimdiye kadar ortaya çıkan tartışmaların Trump üzerinde beklenen siyasi etkiyi yaratmadığını belirtiyor.
BUSH, YENİLGİDEN SONRA IRAK'A DAHA FAZLA ASKER GÖNDERDİ
Yazının önemli bölümü, ara seçimlerde yenilgi yaşayan başkanların dış politikadaki tutumlarına ayrılmış.
Baker, 2006 ara seçimlerinde Cumhuriyetçilerin ağır yenilgiye uğramasının ardından George W. Bush'un Irak politikasını örnek gösteriyor.
Irak Savaşı'na yönelik kamuoyu tepkisinin arttığı bu dönemde Bush'un danışmanları Amerikan askerlerinin çekilmeye başlamasını önerdi. Ancak Bush bunun tersini yaptı ve Irak'taki asker sayısını artırma kararı aldı. Baker, bu kararın Irak'ta daha büyük bir istikrara geçişe katkıda bulunduğunu savunuyor.
OBAMA, SENATO'YU KAYBETTİKTEN SONRA İRAN'A YÖNELDİ
İkinci örnek Barack Obama. 2014 ara seçimlerinde Cumhuriyetçilerin Senato'nun kontrolünü ele geçirmesinin ardından Obama, dış politikadaki en önemli hedeflerinden biri olan İran'ın nükleer programını sınırlama anlaşmasına ağırlık verdi. Temmuz 2015'te İran ile nükleer anlaşma imzalandı.
Baker'a göre bu iki örnek, yeniden seçilme zorunluluğu bulunmayan başkanların görevlerinin son dönemlerinde uluslararası alanda kalıcı sonuçlar yaratmaya çalıştığını gösteriyor.
TRUMP'IN ÖNÜNDE ÜÇ OLASI HEDEF: İRAN, KÜBA VE RUSYA
Baker, Trump'ın da benzer bir yola girip girmeyeceğini sorguluyor ve üç olasılık üzerinde duruyor.
İlk olasılık İran. Trump'ın, ABD'nin yaklaşık yarım yüzyıldır karşı karşıya olduğu İran yönetimine karşı daha ileri adımlar atabileceğini öne sürüyor.
İkinci olasılık Küba. Baker, Washington'ın onlarca yıldır değiştirmeye çalıştığı ‘komünist’ yönetime karşı, yeni girişimlerin gündeme gelebileceğini belirtiyor.
Üçüncü olasılık ise Rusya. Trump'ın, uzun yıllardır ABD'nin rakibi olan Rusya ile ilişkileri yeniden kurmayı hedefleyebileceğini ifade ediyor.
Yazar, bunları kesinleşmiş planlar olarak değil, Trump'ın başkanlığının kalan bölümünde yönelebileceği olası dış politika hamleleri olarak sıralıyor.