I Ching
Rasyonaliteden İrrasyonaliteye - Savaşların Ekonomisi
Ekonomilerin savaşları
Savaşların Ekonomisi
Savaş Sonrası Ekonomi
İran'a ve Venezuela'ya savaş ilanı ile ABD' ye dost veya en azından düşman olmayan rejimler kurma hedefi ile mi karşı karşıyayız ? Abd için bu bir düşman etkisizleştirme operasyonu olabilir mi ? Veya son tahlilde düzenli olarak arz kesintilerine neden olan iki petrol ihracatçısını etkisiz hale getirmek mi amaç ?
Peki ya İsrail ? İsrail’ in amacı hangisi olabilir ? Coğrafi olarak etrafında yer alan kendince düşman ilan ettiği rejimleri etkisiz kılarak dost rejimler tesisini mi sağlamak ya da petrolü ele geçirmek ? Hangisi sizce ? Durun durun. Amerika için savaşlar kârlı olmalı. Ancak israil’ in kârı ne ?
Bu bir rasyonalite ile irrasyonalitenin ortak hedeflerinin örtüşmesi olabilir.
Nasıl mı ?
Hikayeyi baştan alacak kadar ne sizlerin zamanı ne de benim bir gazete yazısına tüm hikayeyi sığdıracak kadar şairâne kelimelerim var.
Rasyonalite ile belirgin bir Abd politikası ile irrasyonalitenin tam göbeğindeki bir İsrail ‘in birbirini baskılamasını izliyor olabiliriz.
BOP ile BİP çatışması
Rasyonel Akıl ile Mitolojik İnanç Çatışması
Şehirli ile Taşralı Çatışması
Kabuk ve öz. Madde ve mana.
Önce maddeden, Petrolden başlayalım. Cari koşulları dikkate aldığımızda geriye kalan Rusya, batı sistemi için önemli bir etkiye sahip tek düşman petrol gücü olarak kaldı ve nüfuzu/etkisi azaltılmak isteniyor.
Rusya'nın müttefikleri, Rusya ve Çin'in İran'a yardım etmesi konusunda ısrar ediyorlar, çünkü sıradaki hedefin kendileri olacağını biliyorlar. Bu senaryodan hareket edeceksek, her iki tarafın da kendi çıkarlarını gözettiğini görmemiz gerekiyor.
Diğer taraftan AB ekonomik olarak sıkıntıda ve Carney' in AB ile aynı çizgide olması nedeniyle Kanada da aynı durumda. Rusya ile savaş olasılığı da AB için giderek büyüyen bir risk. Nesnel bakışla AB’ nin zamana ihtiyacı var, ancak Neocon İrrasyonalitesi hâlâ baskı yapıyor ve zaman zaman Rusya ile savaşın 2030'da çıkacağını söyleseler de, irrasyonal tarafın beklemek istemediği de çok açık. Burada ki risk ise 2027 hedef tarih gibi görünüyor.
Diğer yandan görünen o ki tayvan çatışması da bu eksende daha fazla ötelenemeyecek.
Kurumsal Abd rasyonalitesi karşısında kurumsal bir güç istemiyor. George Friedman’ ın şu sözünü hatırlayalım.
Birleşik devletler savaşları kazanma gereksinimi duymaz. Onun gereksinin duyduğu şey basit olarak karşı tarafta bir karmaşa yaratmak ve kendisiyle mücadele edebilecek derecede büyük bir güç oluşumunun meydana gelmesini engellemektir.
Petrol fiyatlarına dönelim. 2025'e kadar 3 yıllık bir düzeltme yaşandı. Düzeltmelerin genellikle 2-3 yıl sürdüğünü istatistik ile söyleyebiliriz. (1929-1932, 2007-2009 gibi) Petrol fiyatlarındaki bu 3 yıllık düşüş, 2025'te yön değişikliğiyle tam olarak örtüşüyordu. Dikkat edeceğimiz nokta ise İran savaşı ile yükselişe geçen petrol fiyatları, 2027'de olası Nato-Rusya savaşı ile bir panik döngüsüne girebilecektir. Bu durumda petrol fiyatlarının 150 doları görmesi ise kaçınılmaz.
Felsefe Sahayı Seyre dalmaktır, sahada oynamak değil.
O Halde sahayı yukardan seyre dalalım.
Biraz ekonomi, biraz enerji ve istatistik.
En büyük Petrol Rezervleri Sıralaması
Orta Doğu petrolünün yalnızca %3'ünün ABD'ye geldiği gerçeğini göz önüne alırsak petrol fiyatlarının artışından AB, ABD'den çok daha fazla etkilenecektir. Aynı zamanda Çin. Çünkü petrol ve türevleri girdisine bağımlı üretim yapan ekonomiler (AB-Çin) hem petrole bağımlılık hem de petrol fiyat artışından ciddi anlamda etkilencektir. Böylece Abd karşısında kurumsal güç olarak varlıkları sınanacaktır. Abd, karşısında kurumsal güç olarak varlık göstermek isteyenler için karmaşa yaratmakta mahir görünüyor.
Dönelim ekonomiye. 2021'de AB'nin en büyük tek tedarikçisi aslında Rusya'ydı (%29). Orta Doğu'nun toplam payı ise ikinci sıradaydı: Irak (%9) ve Suudi Arabistan (%7).
AB'nin önemli bir enerji ithalatçısı olduğunu da belirtmekte fayda var. Net ham petrol ihtiyacının yaklaşık %97'sini ve net doğal gaz ihtiyacının %84'ünü ithal ediyorlar. Orta Doğu'da çıkacak bir büyük dünya savaşı Avrupa ve Çin için yıkıcı olacaktır. Nitekim 2021 yılında petrol ithalatının %27'si Orta Doğu'dan gerçekleşti ve bu, AB'nin toplam tüketiminin çok büyük bir bölümünü temsil ediyor.
Bölgemizdeki savaşın yayılması ve uzaması AB'nin 2026'dan 2030'a kadar sürecek ve derinleşecek bir ekonomik bunalıma sürekleneceğinin bir diğer göstergesidir.
Bu durum dolaylı olarak dış ticaretinin kabaca %60 ını AB ekonomileriyle yapan Türkiye ekonomisini de sınayacaktır.
Savaşların İki Veçhesi : Askeri Savaş – Kültürel Savaş
Kurumsal Abd rasyonalitesi karşısında kurumsal bir güç istemiyor, Arap baharı ile başlayan göç dalgası ile AB demografisi büyük bir kuşatma altına alındı.
Ab’ nin kültür demografisi paramparça oldu.
2014 Kırım ve ardından 2022 Rusya – Ukrayna savaşı ile AB ekonomisi büyük bir yıkıcı güç ile sarsıldı.
Savaşların ekonomisi, matematiği ve fiziği dikkate alındığında Nato-Rusya savaşının kaçınılmazlığı ile Çin-Tayvan geriliminin yükselecek olması, kurumsal rakipleri, orta güçleri sınayacaktır.
Türkiye olarak sınamalara hazır mıyız ? Bu zorlu sınamaları hangi strateji ile sağ salim atlatabiliriz konusunu bir sonraki yazıda işleyeceğiz.
Başlangıçtaki güçlük, filizlenme sıkıntısı.
Sınamalar kaçınılmazdır, öğreticidir, dönüştürücüdür, geçicidir.
I Ching