Rapor: "Türkiye'de Ateizm ve Deizm Sanıldığı Kadar Yaygın Değil, Gençlerin Dindarlığına Dair Net Tablo Yok"

Marmara Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Zübeyir Nişancı:- "Toplumun yüzde 94'ü Allah'a inanıyor. Geriye kalan kesimin bir kısmı şüpheci, yaklaşık yüzde 4'lük bir kesim ise ateizm, deizm ya da agnostisizme yakın bir yerde duruyor.

Marmara Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Zübeyir Nişancı, Türkiye'de inanç ve dindarlığı farklı parametreler üzerinden ele alan araştırmalarının, ateizm ve deizmin sanıldığı kadar yaygın olmadığını ortaya koyduğunu, ayrıca genç neslin daha az dindar olduğuna dair kesin bir yargıya varılamayacağını belirtti.

Nişancı, Türkiye Genel Sosyal Saha Araştırması Projesi'nin yayımladığı "Verilerle Türkiye'de İnanç ve Dindarlık" raporunun detaylarını anlattı.

Türkiye'de ateizm ve deizmin kamuoyunda konuşulduğu kadar yaygın olmadığını vurgulayan Nişancı, toplumun büyük çoğunluğunda inancın sürdüğünü, ancak ibadet pratiklerinde farklılaşmalar görüldüğünü ifade etti.

Projenin amacının dindarlığın yanında yaklaşık 40 farklı konuyla Türkiye'nin genel bir fotoğrafını çekmek olduğuna değinen Nişancı, genel verileri kamuoyuyla paylaşmak ve daha nitelikli, daha derin araştırmalarla bu farkların sebeplerini ortaya koymak istediklerini dile getirdi.

- "Çok büyük bir kesim inançlı"

Doç. Dr. Nişancı, genel itibarıyla eldeki verilere dayanarak Türkiye'de Allah inancının çok yaygın olduğunu anlatarak, "Toplumun yüzde 94'ü Allah'a inanıyor. Geriye kalan kesimin bir kısmı şüpheci, yaklaşık yüzde 4'lük bir kesim ise ateizm, deizm ya da agnostisizme yakın bir yerde duruyor. Türkiye'de ateizm ve deizm, kamuoyunda konuşulduğu kadar yaygın değil." diye konuştu.

Hem verilerin hem de deizm gibi inanç biçimlerinin, oldukça sofistike ve belirli düşünsel çerçeveler gerektiren yapılar olduğunu hatırlatan Nişancı, bu nedenle sadece tek bir parametreye bakarak "deizm yaygınlaşıyor" demenin doğru olmadığını söyledi.

Nişancı, bazı anketlerin, yüksek inanç oranı ile diğer tarafta daha düşük ibadet oranı görülünce aradaki farkı "deizm" ile açıkladıklarını kaydederek, "Oysa bu doğru bir yaklaşım değil. Batı'da bu durum 'aidiyetsiz inanç' ya da 'pratiksiz inanç' gibi kavramlarla açıklanıyor. Türkiye'de de benzer bir durum söz konusu." dedi.

Türkiye'de inançlı olup ibadet etmeyen yaklaşık yüzde 25'lik bir kesimin olduğunu aktaran Nişancı, ibadet etmeyenleri deist olarak tanımlamanın hatalı veri ortaya koyduğunu anlattı.

Zübeyir Nişancı, Türk toplumunda dinin önemli bir yerde durduğunun altını çizerek, "Genel tabloya baktığımızda toplumun büyük bir kesiminin hayatında dinin önemli bir yer tuttuğunu görüyoruz. Çok büyük bir kesim inançlı ve önemli bir kısmı ibadetlerini yerine getiriyor. Ancak toplum tek tip değil. Farklı bölgelerde, farklı sosyal gruplarda ve farklı katmanlarda dinin karşılığı değişebiliyor." ifadesini kullandı.

Namaz kılma oranının yaklaşık yüzde 40 civarında olduğunu belirten Nişancı, yüzde 13 civarında ise ibadetlerden uzak bir kesimin var olduğunu aktardı.

- Yeni nesil daha mı az dindar?

Araştırma verilerine göre, Türkiye'nin çoğunluğunun kendini inançlı olarak tanımladığını söyleyen Nişancı, "Bunlar içerisinde yüzde 67'si ise kendini çok dindar ya da dindar olarak tanımlıyor. Bu, bireylerin kendi hakkındaki dindarlıkla ilgili görüşlerini kapsıyor. Bunun yanında ibadetler boyutuna geçtiğinizde ise biraz daha farklı bir tablo ortaya çıkıyor." sözlerini sarf etti.

Nişancı, farklı nüfus gruplarında, cinsiyete, yaş gruplarına ve eğitim gruplarına göre bu yüzdeliklerin değişebildiğine dikkati çekerek, daha yaşlı gruplarda hem inançlı hem de kendini dindar olarak tanımlama oranlarının daha yüksek olduğunu dile getirdi.

Oruç dışında ibadetlerde de yaşlılarla gençler arasında büyük farklılıklar olduğuna işaret eden Nişancı, "Dindarlık parametreleri ile ilgili verilere baktığımızda genel itibarıyla şunu görüyoruz. Daha yaşlı gruplarda hem inanç hem kendini dindar olarak tanımlama, oruç dışında ibadetlerde de yaşlılarla gençler arasında büyük farklılıklar var. Biz ana hatlarıyla buradan 'yeni nesiller daha az dindar' diye bir çıkarımı otomatik olarak yapamıyoruz." değerlendirmesinde bulundu.

Doç. Dr. Nişancı, dindarlığın en belirgin ve en keskin şekilde farklılaştığı alanın eğitim olduğunu aktararak, neredeyse bütün parametrelerde eğitim seviyesi yükseldikçe inanç, dini pratikler ve dindarlık algısı gibi göstergelerde düşüş olduğunu net bir şekilde gördüklerini bildirdi.

Ana hatlarıyla bakıldığında en yaygın ibadet pratiğinin oruç olarak göründüğünü bildiren Nişancı, kadınların erkeklere göre daha dindar olduğunu vurguladı.

Nişancı, araştırmalara göre, Türkiye'de büyük çoğunluğun bir şekilde hem dini inançla hem de dini pratiklerle az ya da çok bir bağının olduğunun anlaşıldığına değinerek, sözlerini şöyle tamamladı:

"Dindarlık araştırmalarında ve sekülerleşme tartışmalarında uzun süredir şehirleşmenin etkisi de ele alınır. Modernleşmenin bir göstergesi olarak şehirleşmenin dindarlığı nasıl etkilediği önemli bir tartışma konusudur. Bizim veri setimize baktığımızda da şehirleşmeyi üç ana kategoride ele alıyoruz: kırsal, orta yoğun kent ve yoğun kent. Bu üç grup arasında dindarlık açısından belirgin farklar görüyoruz. Yoğun kentlerde dindarlık daha düşük. Ancak bu fark çok büyük değil; bazı parametrelerde birbirine oldukça yakın sonuçlar da var. Yine de 'fark var mı?' sorusunun cevabı net olarak 'evet'."

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Güncel Haberleri