Prof. Dr. Seyithan Deliduman'ın Yeni Yazısı: Trump’ın Masası: Gerçek Yumuşama mı, Taktik Hamle mi?

Uluslararası siyasetin dili genellikle ağır ve teknik kavramlarla doludur; ancak bazı anlar vardır ki, yaşananlar en iyi Anadolu halk deyimleri ile anlatılır.

Hoppala Trump, Hürmüz ve İran: “Malkara-Keşan”ın Yeni Perdesi ve/veya Diplomasi mi, Stratejik Oyun mu?

Uluslararası siyasetin dili genellikle ağır ve teknik kavramlarla doludur; ancak bazı anlar vardır ki, yaşananlar en iyi Anadolu halk deyimleri ile anlatılır.
İşte bugün ABD-İran geriliminde tam da böyle bir tablo var:
Bir gün sert tehditler, ertesi gün masaya dönüş çağrıları…
Yönünü şaşırmış gibi görünen bu gelgitler, akla ister istemez o meşhur ifadeyi getiriyor:
“Hoppala paşam, Malkara Keşan!”
Bu bağlamda soru şu:
Trump’ın masası, gerçek yumuşama mı, taktik hamle mi?
Donald Trump’ın İran’a yönelik “yeniden müzakere” çağrıları ve Pakistan’daki ikinci tur görüşme açıklamaları, ilk bakışta bir rahatlama işareti gibi sunuluyor.
Oysa uluslararası ilişkilerde bu tür ani manevralar nadiren saf barış arayışıdır; çoğu zaman sahada değişen güç dengelerine ve stratejik hesaplara dayanır.
Dün “maksimum baskı” ile İran’ı ekonomik ve askeri olarak köşeye sıkıştıran Trump yönetimi, bugün neden diplomasi masasına dönmek istiyor?
Cevap, sahadaki acı gerçeklikte gizli:
• Hürmüz Boğazı’nda yaşanan kapanma-açılma oyunları,
• ABD’nin İran limanlarına uyguladığı blokaj,
• İran’ın misilleme tehditleri ve gemilere ateş açma olayları,
• Kısa süreli ateşkesin çökme tehlikesi…
Tüm bunlar, Trump’ın masaya dönüş çağrısını barıştan ziyade Hürmüz üzerindeki kontrolü farklı yöntemlerle yönetme çabası haline getiriyor.
cnbc.com
• Hürmüz: Sadece Bir Boğaz mı, Yoksa Küresel Enerji Kaderi mi?
Hürmüz Boğazı, dünyanın petrol ticaretinin yaklaşık %20’sinin geçtiği kritik bir dar geçittir.
Burada yaşanacak en küçük bir tıkanıklık, küresel petrol fiyatlarını fırlatır, piyasaları sarsar ve büyük güçleri harekete geçirir.
Son günlerde yaşananlar tam bir kaos:
• İran boğazı kapatıp yeniden açıyor, sonra tekrar kontrolü ele aldığını ilan ediyor.
• ABD, İran bayraklı gemileri (örneğin TOUSKA gemisi) ele geçiriyor ve blokajı sürdürüyor.
• Trump, “Anlaşma olmazsa bombalamaya devam ederiz” diye uyarıyor; İran ise bunu “şantaj” olarak nitelendiriyor.
Bu yüzden Trump’ın diplomasi çağrısı, gerçekten barış mı arıyor, yoksa Hürmüz’ü baskı aracı olmaktan çıkarıp masada avantaj sağlama taktiği mi?
Soru hâlâ cevapsız.
• “Hoppala” Anları ve Büyük Güçlerin Yönsüzlüğü
Uluslararası siyasette rasyonalite bazen ani reflekslere yenik düşer.
Sert açıklamalar, tehditten uzlaşma mesajına bir anda dönüşür.
Trump’ın “İran’la çok iyi konuşuyoruz, ama şantaj yapamazlar” tarzı çıkışları da tam bu gelgitin örneği.
Anadolu’nun veciz ifadesiyle:
“Hoppala paşam!”
Çünkü ortada tutarlı bir uzun vadeli stratejiden ziyade, anlık pozisyon alışlar ve zaman kazanma çabası var gibi görünüyor.
Bir yandan askeri blokaj ve gemi ele geçirme devam ederken, diğer yandan Pakistan’da yeni tur görüşmeler ilan ediliyor.
Bu çelişki, sistematik bir plandan çok duruma göre şekillenen bir oyun planını işaret ediyor.
• Malkara-Keşan Metaforu: Yönünü Şaşırmış Küresel Siyaset
“Malkara-Keşan” benzetmesi, tam da yönünü kaybetmiş, bir ileri bir geri giden hareketi anlatır.
Bugün ABD-İran ilişkilerinde ve Hürmüz krizinde yaşanan tam olarak budur:
• Yaptırımlar ve blokaj sürerken diplomasi kapısı aralanıyor.
• Ateşkesin biteceği günler yaklaşırken yeni müzakere tarihi veriliyor.
• İran “konuşmuyoruz” derken Trump “masaya gidiyoruz” diyor.
Bu yönsüz görünüm, küresel sistemin yönetimindeki kırılganlığı da gözler önüne seriyor.
Mesele artık sadece iki ülke arasındaki kriz değil; dünya enerji güvenliğinin ve büyük güç rekabetinin nasıl yönetileceğidir.
• Sonuç: Hürmüz’ü Atlatmak mı, Dünyayı Oyalamak mı?
Bugün mesele, deveye hendek atlatmaktan öte, Hürmüz Boğazı’nı atlatmaya çalışan bir dünyanın hikâyesidir.
Eğer diplomasi samimi değilse ve masalar yalnızca zaman kazanmak veya kamuoyunu oyalamak için kuruluyorsa, şu soru kaçınılmaz hale geliyor:
Gerçekten kalıcı bir barış mı aranıyor, yoksa küresel enerji piyasalarını ve kamuoyunu yönetmek için mi bu “hoppalalar” devam ediyor?
Prof. Dr. Seyithan Deliduman

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Güncel Haberleri