Prof.Dr.Seyithan Deliduman'ın Yeni Yazısı: Savaşı Hürmüz Başlatmadı, Ama Şah Matı Engelliyor

Hürmüz, küresel enerji akışının kalbinde yer alan bir geçiş noktası olmanın ötesinde, taraflar için stratejik bir kaldıraçtır.

Prof.Dr.Seyithan Deliduman

Amerikan–İsrail–İran hattında giderek sertleşen tabloyu anlamlandırmaya çalışırken, meseleyi tek bir coğrafi düğüme indirgemek cazip görünse de bu yaklaşım eksik bir okumaya yol açar. Hürmüz Boğazı bu savaşın başlangıç noktası değildir; fakat gelinen aşamada savaşın bitmesini zorlaştıran, hatta geciktiren başlıca unsurlardan biri haline gelmiştir.

Hürmüz, küresel enerji akışının kalbinde yer alan bir geçiş noktası olmanın ötesinde, taraflar için stratejik bir kaldıraçtır. Ekonomik baskı üretme kapasitesi, askeri caydırıcılık değeri ve politik mesaj gücü, onu çatışmanın merkezine çeken temel unsurlardır. Bu nedenle savaş, giderek bu dar coğrafya etrafında yoğunlaşan bir karakter kazanmaktadır.

Ancak savaşın kök sebepleri burada değildir. Çatışma; bölgesel nüfuz mücadelesi, güvenlik kaygıları, ideolojik ayrışmalar ve küresel güç rekabetinin kesişiminden doğmuştur. Hürmüz, bu büyük oyunun yalnızca bir parçasıdır—önemli ama tek başına belirleyici olmayan bir parça.

Buna rağmen Hürmüz’ün günümüzde üstlendiği rol, savaşın sürdürülmesi bakımından kritik bir eşiğe ulaşmıştır. Enerji akışının kesintiye uğrama ihtimali, küresel piyasaları sarsarken tarafların geri adım atmasını da zorlaştırmaktadır. Böylece çatışmayı sona erdirmekten ziyade sürdürmek, taraflar açısından zaman zaman daha rasyonel bir tercih haline gelebilmektedir.

Tam bu noktada satranç metaforu açıklayıcı bir derinlik sunar. Taraflar arasında oynanan bu stratejik oyunda Hürmüz, oyunu başlatan bir hamle değildir; fakat oyunun sonucunu geciktiren kritik bir taş gibidir. Daha da önemlisi, bu metafor yalnızca teknik bir benzetme değildir; aynı zamanda tarihsel ve siyasal bir kinaye taşır.

İran’ın siyasal hafızasında “şah” figürü özel bir anlam taşır. Ancak bugün gelinen noktada, İran’da monarşik rejimin yeniden inşasının gerçekçi bir ihtimal olarak görünmediği açıktır. Bu yönüyle bakıldığında, “şahlık” şeklen zaten mat olmuştur. Tarihsel satranç tahtasında bu oyun çoktan sona ermiş, şah devrilmiş ve eski düzen kapanmıştır.

Ne var ki ironinin derinliği tam da burada başlar: Şahlık tarihsel olarak mat olmuş olsa da, günümüz jeopolitiğinde “şah mat”ın tamamlanması hâlâ mümkün olamamaktadır. Çünkü artık oyunun merkezinde bir hanedan ya da rejim biçimi değil, Hürmüz Boğazı bulunmaktadır. Bir başka ifadeyle, geçmişte şahın temsil ettiği kilit rolü bugün coğrafyanın kendisi üstlenmiştir.

İşte bu nedenle Hürmüz, bu satrançta şah matın önündeki en büyük engel olarak okunabilir. Bir yandan oyunun kuralları gereği son hamleye yaklaşılmakta, diğer yandan bu sonun gerçekleşmesi sürekli ertelenmektedir. “Şah mat” artık yalnızca bir siyasal rejimin sonunu değil, bölgesel güç dengelerinin köklü biçimde yeniden kurulmasını ifade etmektedir. Hürmüz ise bu dönüşümü geciktiren, oyunu uzatan ve tarafları sürekli yeni hamleler yapmaya zorlayan bir kilit noktasıdır.

Bu durum, Hürmüz’ü yalnızca stratejik bir geçiş hattı olmaktan çıkarıp adeta yeni bir “şah” konumuna yerleştirmektedir. Satranç tahtasında devrilmiş bir hükümdarın yerini, bu kez dar bir su yolu almıştır. Şeklen mat olmuş olan şahın tarihsel rolünü, bugün Hürmüz’ün coğrafi ve stratejik varlığı devralmış görünmektedir.

Taraflar, burada kontrolü kaybetmemek adına çatışmayı sonlandırmak yerine sürdürmeyi tercih edebilmektedir. Böylece savaş, bitirilemeyen ama sürekli oynanan bir oyuna dönüşmektedir.

Ve belki de asıl üzerinde durulması gereken husus tam da burada ortaya çıkmaktadır: Bu tehlikeli oyunun giderek yalnızca taraflar için değil, aynı zamanda dışarıdan izleyenler için de alışılmış, hatta kimi zaman “seyirlik” bir hale gelmesi. Sürekli tekrar eden gerilim dalgaları, ani yükselişler ve kontrollü düşüşler, savaşı istisnai bir durum olmaktan çıkarıp olağanlaştırma riski taşımaktadır. Daha da kaygı verici olan ise, bu sürecin taraflar açısından bir tür stratejik alışkanlık, izleyenler açısından ise bir seyir pratiğine dönüşmesidir. Oyun uzadıkça ciddiyetin yerini rutine, riskin yerini kabullenişe bırakması ihtimali, savaşın kendisinden bile daha tehlikeli bir zihinsel eşiğe işaret etmektedir.

Ancak bu tablo, Hürmüz’ün savaşın kaderini tek başına belirlediği anlamına gelmez. Hürmüz üzerindeki bir uzlaşma gerilimi azaltabilir, ekonomik baskıyı hafifletebilir ve kısa süreli bir rahatlama sağlayabilir. Fakat bu, savaşın tamamen sona ermesi için yeterli değildir. Çünkü oyunun asıl belirleyicileri, tahtanın çok daha derinlerinde yer alan güç dengeleri ve stratejik hedeflerdir.

Sonuç olarak, Hürmüz Boğazı bu savaşın ne başlangıç noktasıdır ne de nihai çözüm anahtarı. Buna rağmen savaşın uzamasına, derinleşmesine ve küresel etkilerinin artmasına ciddi biçimde katkı sunmaktadır. Satranç metaforuyla ifade edecek olursak: Oyun Hürmüz’de başlamamıştır, ama Hürmüz var oldukça şah mat gecikmektedir.

Ve belki de en güçlü kinaye burada gizlidir: İran’da şahlık çoktan mat olmuştur; fakat bugün oyunun bitmesini engelleyen yeni “şah”, artık bir rejim değil, bir boğazdır. Hürmüz, tarihin kapattığı bir düzenin ardından, jeopolitiğin tahtasında oyunu uzatan son taş olarak tam ortada durmaktadır.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Güncel Haberleri