Prof. Dr. Seyithan Deliduman Yazdı: Siyasetin Taziye Evi: Herkes Kendi Ölüsüne Ağlar

Bir siyasi hareket zor günlerden geçtiğinde, hakkında soruşturmalar açıldığında, yöneticileri yargı önüne çıktığında veya ciddi bir kriz yaşadığında ilk anda güçlü bir dayanışma görüntüsü ortaya çıkar.

Prof. Dr. Seyithan Deliduman

Eski bir söz vardır:

“Musallada herkes cenazeye ağlar, ölü evinde herkes kendi ölüsüne ağlar.”

İlk bakışta ölüm ve yas üzerine söylenmiş bir hayat tecrübesi gibi görünür. Oysa bu söz, insan tabiatını olduğu kadar siyasetin doğasını da anlatan derin bir hakikati içinde barındırır.

Çünkü siyaset, çoğu zaman görünenle gerçeğin birbirinden ayrıldığı bir alandır.

Bir siyasi hareket zor günlerden geçtiğinde, hakkında soruşturmalar açıldığında, yöneticileri yargı önüne çıktığında veya ciddi bir kriz yaşadığında ilk anda güçlü bir dayanışma görüntüsü ortaya çıkar. Açıklamalar yapılır, destek mesajları verilir, meydanlarda ve ekranlarda ortak bir duruş sergilenir. Dışarıdan bakıldığında herkes aynı acıyı paylaşmaktadır.

Musalladaki kalabalık tek bir cenazenin etrafında toplanmıştır.

Ancak siyasetin gerçek yüzü musallada değil, taziye evinde ortaya çıkar.

Çünkü taziye evinde insanlar yalnızca kaybedilen kişiye ağlamazlar. Herkes kendi hatıralarını, kendi kayıplarını, kendi korkularını ve geleceğe dair endişelerini de düşünür. Gözyaşları aynı görünse de içlerinde saklanan duygular farklıdır.

Siyasette de durum bundan farklı değildir.

Bugün CHP etrafında yaşanan tartışmalara bakıldığında benzer bir manzara görmek mümkündür. Parti yöneticileri ve sözcüleri yaşanan süreci demokrasi, hukuk ve siyaset ekseninde değerlendirmekte; parti tabanında da doğal olarak bir sahiplenme refleksi ortaya çıkmaktadır. Bu, siyasetin olağan akışı içinde anlaşılabilir bir durumdur.

Ancak meseleye biraz daha yakından bakıldığında verilen tepkilerin aynı sebepten kaynaklanmadığı görülmektedir.

Kimi yaşanan gelişmelerden dolayı samimiyetle üzülmektedir.

Kimi kendi siyasi geleceğinin zarar görmesinden endişe etmektedir.

Kimi yıllardır savunduğu ideolojik çizginin zayıflamasını istememektedir.

Kimi yerel seçimlerde elde edilen başarının geleceği konusunda kaygı duymaktadır.

Kimi ise ortaya çıkan gelişmelerin Türkiye’nin siyasal dengelerini nasıl etkileyeceğini hesaplamaktadır.

Yani siyasetin taziye evinde herkes biraz da kendi kaygısının, kendi beklentisinin ve kendi geleceğinin yasını tutmaktadır.

Aslında bu durum yalnızca CHP’ye özgü değildir. Türk siyasetinin yakın ve uzak geçmişine bakıldığında iktidar ya da muhalefet fark etmeksizin pek çok siyasi hareketin benzer süreçlerden geçtiği görülür. Krizler, parti içi tartışmalar ve hukuki süreçler yaşandığında ortaya çıkan dayanışma görüntüsünün arkasında çoğu zaman farklı beklentiler, farklı korkular ve farklı hesaplar bulunmaktadır.

Üstelik taziye evinde yalnızca yakınlar bulunmaz. Merak edenler, sonucu bekleyenler, fırsat kollayanlar ve hesap yapanlar da oradadır. Siyasette de bir partinin yaşadığı kriz yalnızca o partiyi ilgilendirmez. Rakipler, müttefikler ve gelecekte aynı siyasi zeminde buluşabilecek aktörler de gelişmeleri dikkatle takip eder.

Bu nedenle ortaya konulan her tepkinin arkasında farklı bir beklenti, farklı bir hesap ve farklı bir siyasi gelecek tasavvuru bulunabilir.

Siyasetin doğası tam da burada kendini gösterir. Görünen dayanışma ile görünmeyen hesap çoğu zaman aynı anda var olur.

Belki de siyasetin taziye evinden çıkarılması gereken en önemli ders budur:

Rakibinin yaşadığı sıkıntıları kendi başarısı zannetmek siyasetin en yaygın yanılgılarından biridir. Çünkü bugün taziyeye gidenler yarın taziye kabul edenler olabilir. Tarih, bunu doğrulayan sayısız örnekle doludur.

Siyasette olgunluk, başkasının cenazesine bakarak sevinmek değil; kendi eksiklerini görebilmektir. Kalıcı başarı, rakibin zaaflarından değil, kendi doğrularından ve kendi muhasebesinden beslenir.

Herkes kendi acısını taşır, kendi kaygısını yaşar. Fakat geleceği değiştirenler, başkasının cenazesiyle meşgul olanlar değil; kendi evinin muhasebesini yapabilenlerdir.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Güncel Haberleri