Prof.Dr.Mustafa Tözün'ün Yeni Yazısı: Dünya Hepatit Gününde, Hepatit Epidemiyolojisi ve Hepatit ile Mücadele

28 Temmuz Dünya Hepatit Günü....

28 Temmuz Dünya Hepatit Günü, küresel bir halk sağlığı sorunu olan viral hepatite karşı farkındalık yaratırken, Dr. Baruch Blumberg'in bu alandaki öncü mirasını anmak için kritik bir fırsat sunmaktadır. Dr. Baruch Samuel Blumberg (28 Temmuz 1925 - 5 Nisan 2011), Amerikalı bir hekim ve genetikçidir. Bilim dünyasında en bilinen başarısı, 1967 yılında Hepatit B virüsünü ve bu virüsün karaciğer kanseriyle olan ilişkisini keşfetmesidir. Bu çığır açan keşfi ve virüse karşı geliştirilen aşının temelini atan çalışmaları sayesinde Dr. Blumberg, 1976 yılında Nobel Fizyoloji veya Tıp Ödülü'ne layık görülmüştür. Aynı zamanda doğum günü olan 28 Temmuz, onun anısını yaşatmak ve viral hepatit konusunda küresel farkındalık yaratmak amacıyla Dünya Hepatit Günü olarak ilan edilmiştir.
Dünya genelinde milyonlarca insanı etkileyen bu kronik enfeksiyon, özellikle anne bakımından yoksun kalan ve yetimhanelerde yaşayan savunmasız çocuklar için hayati bir risk oluşturmaktadır. Nijerya'daki yetimhanelerde yapılan araştırmalar, hastalığın kurumlarda sessizce yayılabildiğini gösterirken; anneden bebeğe geçiş riskinin yüksek olduğu durumlarda erken dönemde yapılan aşılamaların ve doğum öncesi bakımın hayati önemini bir kez daha gözler önüne sermektedir (1-3).
Hepatitler içerisinde Hepatit B konusuna ve onun epidemiyolojisine değinelim.
Küresel Hepatit B Durumu ve Mücadele Stratejileri:
Sessiz Salgının Anatomisi:
Hepatit B, adını sıkça duyduğumuz ancak çoğu zaman göz ardı ettiğimiz bir halk sağlığı sorunu. Oysa rakamlar, durumun ne kadar vahim olduğunu gözler önüne seriyor. Dünya genelinde yaklaşık 2 milyar insan hayatının bir döneminde hepatit B virüsü (HBV) ile karşılaşmış durumda. Bunlardan 250 milyondan fazlası ise kronik hepatit B hastası. Bu hastalık, karaciğer kanseri ve siroz gibi komplikasyonlara yol açarak her yıl 800 binden fazla can alıyor. Bu, adeta görünmez bir salgın.
Hepatit B Epidemiyolojisi ve Coğrafi Dağılım Dinamikleri:
Hepatit B virüsünün (HBV) epidemiyolojik profili, coğrafi bölgelere ve sosyodemografik faktörlere bağlı olarak dünya genelinde çarpıcı farklılıklar göstermektedir. Bu dağılım, ülkelerin gelişmişlik düzeylerine, sağlık altyapılarına ve koruyucu sağlık politikalarına göre şekillenmektedir:
• Yüksek Endemik Bölgeler ve Erken Yaş Bulaşı: Asya ve Afrika, kronik hepatit B hastalarının en yoğun olduğu coğrafi bölgelerdir. Bu bölgelerde ve kaynak yetersizliği çeken ülkelerde hastalık yüksek oranda endemiktir. Bulaşma genellikle bebeklik veya erken çocukluk döneminde gerçekleşmekte olup, en önemli kaynak enfekte annelerden yenidoğana dikey geçiştir. Çocukluk çağında kazanılan enfeksiyonlarda kronikleşme oranı çok daha yüksektir.
• Düşük Endemik Bölgeler ve Yetişkin Risk Grupları: Gelişmiş ülkelerde (örneğin Kuzey Amerika ve Batı Avrupa) HBV daha düşük endemisiteye sahiptir. Bu bölgelerde enfeksiyon genellikle çocukluktan ziyade, belirli yaşam tarzı, tıbbi veya mesleki risk faktörlerine sahip yetişkinlerde görülmektedir. Yetişkinler arasında en yaygın bulaş yolu cinsel temastır; ayrıca enjeksiyon yoluyla madde kullanımı ve kan transfüzyonları da önemli risk kaynakları arasındadır.
• Göç Akışları ve Epidemiyolojik Değişim: Batı ülkelerinde, düşük endemisiteye rağmen yeni kronik hepatit B vakalarının büyük bir kısmı HBV'nin endemik olduğu bölgelerden gelen göçmen akışlarından kaynaklanmaktadır. Bu durum, gelişmiş ülkelerin sağlık sistemlerinde epidemiyolojik haritanın dış kaynaklı dinamiklerle sürekli güncellenmesine yol açmaktadır.
• Küresel Yük ve Yaşlanma Faktörü: Dünya genelinde yaklaşık 2 milyar insan HBV ile karşılaşmış olup 250 milyondan fazla kronik taşıyıcı bulunmaktadır. Dünya nüfusunun yaşlanmasıyla birlikte, karaciğer sirozu ve hepatoselüler karsinom (karaciğer kanseri) gibi klinik komplikasyonların riski yaşa bağlı olarak artmakta ve hastalığın küresel halk sağlığı üzerindeki yükü her geçen gün büyümektedir.
Bulaş Yolları: Anneden Çocuğa, Bireyden Topluma:
Virüsün bulaş dinamikleri oldukça çeşitli. Yenidoğanlarda kronikleşmenin en büyük sebebi, enfekte annelerden geçiş. Yetişkinlerde ise en yaygın bulaş yolu cinsel temas. Bunun yanı sıra, güvenli olmayan transfüzyonlar ve enjeksiyon yoluyla madde kullanımı da başlıca bulaş kaynakları arasında yer alıyor.
Olumsuz Sonuçlanmaları:
Hepatit B virüsü (HBV), hem akut hem de kronik enfeksiyonlara neden olabilen, epidemiyolojik olarak çok yönlü bir patojendir. Kronik enfeksiyon, virüsü bulaştırabilen kişilerden oluşan bir rezervuar oluşturmanın yanı sıra kronik karaciğer hastalığına ve primer hepatosellüler karsinoma (PHC) ile sonuçlanır.
Tedavi ve Bakım Açığı: Hedefe Uzak Bir Dünya:
Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), 2030 yılına kadar hepatiti bir halk sağlığı tehdidi olarak ortadan kaldırmayı hedefliyor. Ancak mevcut tablo, bu hedefe ne kadar uzak olduğumuzu gösteriyor. Kronik hepatit B hastalarının yalnızca yaklaşık %14'ü tanı alabilmiş durumda. Tanı alanların ise sadece %3'ü antiviral tedavi görebiliyor. Mevcut tedavide kullanılan oral nükleos(t)id analogları (entekavir ve tenofovir gibi) virüsün replikasyonunu baskılasa da karaciğer hücrelerindeki DNA rezervuarı nedeniyle virüs tamamen temizlenemiyor. Bu da tedavinin genellikle ömür boyu sürmesi anlamına geliyor.
Gelecek Nesil Tedaviler: Fonksiyonel Kür Ümidi
Neyse ki bilim durmuyor. Fonksiyonel kür (virüsün tamamen temizlenmesi olmasa da baskılanması) elde etmek amacıyla birçok yeni nesil tedavi üzerinde klinik çalışmalar hızla sürüyor. Bunlar arasında:
• Giriş inhibitörleri (virüsün karaciğer hücresine girmesini engelleyen),
• Kapsid montaj modülatörleri (virüsün kabuk yapısını bozan),
• RNAi molekülleri (virüsün genetik materyalini susturan),
• Gen düzenleme ve gen terapileri (CRISPR tabanlı sistemler gibi) öne çıkıyor.
Küresel Eradikasyon İçin Üç Temel Eylem:
Peki bu sessiz salgını durdurmak için ne yapmalıyız? İşte üç kritik adım:
1. Evrensel Aşılama: Yenidoğanlar için HBV aşısının yaygınlaştırılması şart. Bu, virüsün nesiller arası geçişini kırmak için en etkili silah.
2. Toplu Tarama: Tüm yetişkinlere hayatlarında en az bir kez "triple panel" (HBsAg, anti-HBs, anti-HBc) testi yapılmalı. Bu sayede duyarlı kişiler aşılanabilir, asemptomatik taşıyıcılar ise tespit edilebilir.
3. Erken Tedavi Erişimi: Kronik taşıyıcıların daha erken antiviral tedaviye erişimi sağlanmalı. Bu hem klinik ilerlemeyi yavaşlatacak hem de toplumdaki bulaş riskini azaltacaktır.
Hepatit B ile mücadele, sadece bir sağlık politikası değil, aynı zamanda bir gelecek yatırımıdır. Aşı, tarama ve tedavi üçgeninde atılacak her adım, milyonlarca hayatı kurtarma potansiyeli taşıyor (4,5).
Türkiye’de Hepatit Mücadelesi:
Türkiye’de Viral Hepatit Kontrol Programı (2025-2030) yürütülmektedir.
Türkiye'nin Karaciğerini Koruyan Kalkan: Viral Hepatitlerle Kararlı Mücadele:
Sessiz Tehdide Karşı Topyekûn Seferberlik:
Viral hepatitler, "sessiz" ilerleyen hastalıklar. Fark edilmediğinde siroza, karaciğer yetmezliğine ve kansere kadar giden ağır tablolar yaratıyorlar. Neyse ki Türkiye, bu alanda artık bir yol haritasına sahip ve bu harita, Dünya Sağlık Örgütü'nün 2030 eliminasyon hedefleriyle de tam anlamıyla örtüşüyor.
T.C. Sağlık Bakanlığı tarafından hayata geçirilen Türkiye Viral Hepatit Kontrol Programı (2025-2030), "Sağlıklı Türkiye Yüzyılı" vizyonunun en somut adımlarından biri olarak karşımızda duruyor. Geçmiş dönemde başarıyla yürütülen 2018-2023 programının geliştirilmiş bir versiyonu olan bu yeni eylem planı, çok disiplinli ve son derece kapsamlı bir yaklaşımı benimsiyor. Peki programın temel sütunları neler?
Birinci Sütun: Farkındalık ve Eğitim:
Hepatitle mücadelede en güçlü silah bilgidir. Program kapsamında toplumun ve risk gruplarının hepatit bulaş yolları konusunda bilinçlendirilmesi hedefleniyor. Ancak bu yalnızca vatandaşla sınırlı değil; birinci basamak hekimlerinden acil sağlık çalışanlarına kadar tüm sağlık personelinin eğitsel yetkinliklerinin artırılması da stratejinin önemli bir parçası.
İkinci Sütun: Güçlü Bağışıklama Ağı:
Türkiye, genişletilmiş bağışıklama programı kapsamında hepatit A ve B aşılarını bebeklere ve risk gruplarına ücretsiz olarak sunuyor. Bu alandaki başarı tartışmasız: 5 yaş altı çocuklarda akut hepatit B insidansı binde birin altına indirilmiş durumda. Bu, kararlılıkla sürdürülmesi gereken büyük bir kazanım.
Üçüncü Sütun: Anneden Bebeğe Geçişin Engellenmesi:
Hepatit B'nin nesiller arası geçişini kırmak, mücadelenin en kritik ayaklarından birini oluşturuyor. Gebelik süreçlerinde periyodik taramalar, HBsAg pozitif annelerin erken takibi ve yenidoğanlara doğumdan hemen sonra aşı ile immünoglobulin (HBIG) uygulaması kesintisiz devam ediyor. Bu protokol, bebekleri henüz hayatın ilk dakikalarında korumaya alıyor.
Dördüncü Sütun: Dijital Altyapı ve Sürveyans:
Akut ve kronik vakaların zamanında bildirimi ve vaka bazlı takibi için "Kronik Viral Hepatit Modülü" gibi dijital altyapılar güçlendiriliyor. Veriye dayalı mücadele, kaynakların doğru yere yönlendirilmesini sağlıyor.
Beşinci Sütun: Tedaviye Kesintisiz Erişim:
Bu belki de en çarpıcı başlık. Hepatit C tedavisinde tam iyileşme sağlayan doğrudan etkili antiviral (DEA) ilaçlar ile kronik hepatit B ve D tedavileri, Genel Sağlık Sigortası kapsamında vatandaşlara ücretsiz sunuluyor. Tedavinin maliyetinin hastalar için bir engel olmaktan çıkarılması, programa ayrı bir güç katıyor.
Altıncı Sütun: Özel Risk Grupları ve Güvenli Hizmetler:
Damar içi madde kullananlar, mahkumlar ve göçmenler gibi hassas gruplarda tarama ve aşılama faaliyetleri özel olarak yürütülüyor. Hastane enfeksiyonlarını önlemek adına Kızılay iş birliğiyle güvenli kan bileşenleri temin ediliyor ve etkin sterilizasyon protokolleri titizlikle uygulanıyor (6).
Sözün Özü:
Türkiye, bağışıklama başarısı, ücretsiz tedavi olanakları ve kararlı stratejik eylem planlarıyla viral hepatitsiz bir geleceğe doğru emin adımlarla ilerliyor. Ülkemizde, 2030 hedefleri iddialı olmakla birlikte, bu kapsamlı programla ülkemizin bu hedeflere ulaşma potansiyeli oldukça yüksek. Hepatitle mücadele, bir sağlık politikasından çok daha fazlası; gelecek nesillere sağlıklı bir karaciğer mirası bırakma çabasıdır.
Kaynaklar:
1) Blumberg, B. S., & Marker, P. H. (2016). Baruch Samuel Blumberg. Notes, 1, 1.
2) World Hepatitis Day: Understanding How Hepatitis Affects Orphaned Children. https://orphanlifefoundation.org/world-hepatitis-day-understanding-how-hepatitis-affects-orphaned-children/?gad_source=1&gad_campaignid=22474899739&gbraid=0AAAAADBbK16Zo1F5anUHzYXu4JUcb3jNL&gclid=Cj0KCQjwg5zTBhCLARIsAP2AFU5pcyEU8D7t_77bGZfLZe3RcyycqW4da0TaQuMkxV5fkMXjBIDRSRYaAhgvEALw_wcB (Erişim: 27.07.2026).
3) https://orphanlifefoundation.org/ (Erişim: 27.07.2026).
4) Soriano, V., Moreno-Torres, V., Treviño, A., de Jesús, F., Corral, O., & de Mendoza, C. (2024). Prospects for controlling hepatitis B globally. Pathogens, 13(4), 291.
5) Hadler, S. C., & Margolis, H. S. (2024). Epidemiology of hepatitis B virus infection. In Hepatitis B vaccines in clinical practice (pp. 141-157). CRC Press.
6) Türkiye Viral Hepatit Kontrol Programı (2025-2030). https://hsgm.saglik.gov.tr/depo/birimler/bulasici-hastaliklar-ve-erken-uyari-db/Dokumanlar/Programlar/Viral_hepaitit.pdf (Erişim: 27.07.2026).

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Güncel Haberleri