Prof.Dr.İ.Hamit Hancı'nın Yeni Yazısı: Yapay Zeka ile Biyolojik Saldırı Mümkün mü?

Araştırmacılar premortem (ölüm öncesi) yöntemiyle, gelecekte yaşanabilecek bir saldırının gerçekleştiğini varsayarak buna yol açabilecek güvenlik açıklarını geriye dönük analiz ediyorlar.

Yapay Zeka ile Biyolojik Saldırı Mümkün mü?
Prof.Dr.İ.Hamit Hancı - Av.Dr.Alp Aslan

Harvard Kennedy School Belfer Center Araştırmacıları Stephen Casper, Max Kamachee, Jordi Weinstock, Antonia Juelich, Jonas Raedler ve Elise Racine 15 Ekim 2026 tarihinde dikkate değer bir çalışma yayımladılar.

“Yapay Zeka Destekli İlk Büyük Terör Olayı ve Bunun Gerçekleşmesine Yol Açabilecek Seçimler Üzerine Bir Ön Değerlendirme: Ayrıca 9 Tahmin” (Özgün başlık: A Pre-mortem on The First Major AI-Enabled Terrorism Event and The Choices That Could Enable it: Plus 9 Predictions)
Bu araştırmada, 100'den fazla kişinin öldüğü biyolojik saldırı yapay zekâ destekli terörizmin olası sonuçlarını incelemek amacıyla oluşturulmuş kurgusal bir senaryo.

Araştırmacılar premortem (ölüm öncesi) yöntemiyle, gelecekte yaşanabilecek bir saldırının gerçekleştiğini varsayarak buna yol açabilecek güvenlik açıklarını geriye dönük analiz ediyorlar.
Asıl dikkat çekici bulgu, yapay zekânın terör örgütlerinin ve suç faillerinin uzmanlık eksikliğini gidererek biyolojik ve siber saldırılara girişme kapasitesini artırabilmesi. Başka bir ifadeyle, geleneksel olarak ileri teknik bilgi gerektiren suçlarda giriş eşiği düşebilir.

Adli bilimler açısından özellikle önemi yalnızca saldırı gerçekleştikten sonra failin ve delillerin tespiti değil yapay zekâ, biyoteknoloji ve siber altyapı arasındaki riskli etkileşimlerin önceden belirlenmesi.
Bu durum, üzerinde çalıştığımız suç önleme ve adli bilimler yaklaşımının, yapay zekâ destekli biyolojik tehditleri de kapsayacak biçimde genişletilmesi gerektiğini düşündürüyor. Özellikle adli istihbarat, tıbbi istihbarat , erken uyarı ve kurumsal denetim boyutları araştırmaya değer.

Belfer Center araştırmasının temel sorusu, yapay zekânın terör saldırılarında kullanılıp kullanılamayacağından çok, hangi teknolojik ve kurumsal kararların büyük çaplı bir yapay zekâ destekli saldırıyı mümkün hâle getirebileceğidir.

Araştırmacılar, yapay zekânın terör örgütlerine daha önce erişemedikleri uzmanlık bilgisini sağlayabileceğini, operasyonel hazırlığı kolaylaştırabileceğini ve belirli teknik engelleri azaltabileceğini öne sürmektedir.

Tabi ki yapay zekâya erişimin tek başına büyük çaplı saldırı gerçekleştirme kapasitesi anlamına gelmediği de kabul edilmektedir. İnsan uzmanlığı, malzeme, fiziksel altyapı ve örgütsel yetkinlik önemli sınırlayıcı unsurlardır.

Çalışmanın en özgün yönlerinden biri, gelecekte gerçekleşebilecek bir felaketi önceden gerçekleşmiş kabul ederek geriye doğru inceleyen premortem yöntemini kullanmasıdır.

Araştırmacılar önce büyük çaplı bir yapay zekâ destekli terör saldırısının gerçekleştiğini varsaymakta, ardından şu sorulara yönelmektedir:

- Saldırganlar hangi teknolojik olanaklardan yararlandı?
- Yapay zekâ sistemlerinin hangi güvenlik mekanizmaları yetersiz kaldı?
- Geliştiriciler, dağıtıcılar ve kamu otoriteleri hangi kararları farklı alsaydı saldırı önlenebilirdi?
- Hangi erken uyarı işaretleri gözden kaçırıldı?
- Bu riskler gerçekleşmeden önce nasıl azaltılabilir?

Çalışmada kurgulanan ilk senaryoda, laboratuvar altyapısına, mali kaynaklara ve biyoloji eğitimi almış personele sahip bir terör örgütü bulunmaktadır.
Örgüt, önceki girişimlerinde gerekli uzmanlık düzeyine ulaşamamış ve daha ileri düzey bilimsel bilgiye sahip kişileri bünyesine katamamıştır.
Bu eksikliği gidermek amacıyla gelişmiş yapay zekâ modellerine yönelmektedir.

Senaryoda örgüt, yapay zekâyı bilimsel bilgiye erişim, araştırma sürecini destekleme ve teknik sorunlara çözüm üretme amacıyla kullanmaktadır. Modellerin güvenlik sınırlamalarındaki eksiklikler ve kullanıcı faaliyetlerinin yeterince izlenmemesi, kötüye kullanımı mümkün kılan unsurlar olarak ele alınmaktadır.
Kurgusal olayın sonucunda biyolojik saldırı gerçekleşmekte ve 100'den fazla kişi hayatını kaybetmektedir.
Olay sonrasında ele geçirilen dijital cihazlardaki notlar ve yapay zekâ görüşme kayıtları sayesinde saldırının hazırlanmasında yapay zekânın rol oynadığı anlaşılmaktadır.

Unutmayalım: Bu saldırı gerçekte yaşanmamıştır. Araştırmacıların güvenlik risklerini somutlaştırmak için oluşturdukları varsayımsal bir vakadır.

Senaryonun temel mesajı, yapay zekânın tamamen deneyimsiz kişileri kendiliğinden biyolojik silah uzmanına dönüştürmesi değil, belirli altyapıya sahip fakat uzmanlığı sınırlı örgütlerin kapasitesini artırabilme ihtimalidir.
Senaryoda enerji, su ve kimya sektörleri başta olmak üzere ABD'nin kritik altyapı sistemlerinde zincirleme kesintiler meydana gelmekte ve toplam ekonomik zarar birkaç milyar dolara ulaşmaktadır.

Buradaki temel tehdit, yapay zekânın yalnızca bilgi sunması değil, çok sayıda teknik işlemin ölçeklenmesini ve koordinasyonunu kolaylaştırabilmesidir.
Araştırmacılar ayrıca bu tür olaylarda saldırının dijital deliller üzerinden belirli bir devlete veya örgüte atfedilmesinin güçleşebileceğine dikkat çekmektedir.
Araştırmacılar, gelecekte büyük çaplı bir yapay zekâ destekli terör saldırısının gerçekleşmesi hâlinde sınanabilecek dokuz ayrı öngörü geliştirmiştir.

En önemli kavramsal bulgu: Suç işleme kapasitesinin dönüşümüdür
Araştırmanın kriminoloji açısından en önemli sonucu, yapay zekânın suç işlemeye ilişkin teknik yeterlilik eşiğini düşürme ihtimalidir.

Geleneksel olarak belirli uzmanlık alanlarında karmaşık suçların gerçekleştirilmesi; uzun eğitim süreçleri, uzman personel, laboratuvar olanakları ve örgütsel koordinasyon gerektirmektedir.
Yapay zekâ, bu gerekliliklerin tamamını ortadan kaldırmasa da bazı bilgi ve planlama eksikliklerini azaltabilir.

Böylece suç aktörlerinin mevcut bilgi ve becerileri ile gerçekleştirmek istedikleri eylemin gerektirdiği kapasite arasındaki fark kısmen kapanabilir.

Bu gelişme özellikle biyoterörizm, kimyasal tehditler ve siber suçlar açısından önem taşımaktadır.
Ancak araştırma, yapay zekânın suç kapasitesini ne ölçüde artırdığını bütün tehdit alanlarında kesin biçimde ölçmemektedir.

Araştırmacılar , yapay zekâ geliştiricilerine, tehlikeli yeteneklere yönelik koruyucu kontrolleri güçlendirmeleri ve modelleri bağımsız güvenlik testlerinden geçirmelerini önermektedir.
Model dağıtım platformlarının, güvenlik sınırlamaları kaldırılmış tehlikeli sürümlere karşı daha etkin denetim gerçekleştirmesi istenmektedir.
Kamu otoriteleri için güvenlik değerlendirme standartlarının oluşturulması, olay bildirim mekanizmalarının geliştirilmesi ve yapay zekâ şirketleriyle güvenlik kurumları arasında yapılandırılmış tehdit istihbaratı paylaşımı önerilmektedir.

Çalışma, adli bilimlerde üç yeni araştırma ihtiyacına işaret etmektedir.
Birincisi, dijital ve biyolojik delillerin birlikte değerlendirilmesidir. Olası bir biyoterörizm olayında yalnızca biyolojik materyalin incelenmesi yeterli olmayabilir. Yapay zekâ etkileşim kayıtları, dijital araştırma izleri ve laboratuvar kayıtları da soruşturmanın önemli delil kategorileri hâline gelebilir.
İkincisi, nedensellik ve fail katkısının belirlenmesidir. Bir saldırıda yapay zekâ kullanılmış olması, sistemin saldırının gerçekleşmesine anlamlı katkıda bulunduğunu kendiliğinden kanıtlamaz. Modelin sunduğu bilgi veya desteğin failin mevcut kapasitesine ne ölçüde katkı sağladığının ayrıca değerlendirilmesi gerekir.

Bu ayrım, araştırmacıların kullandığı counterfactual uplift kavramıyla ilişkilidir: Yapay zekâ desteği olmasaydı fail aynı eylemi aynı kapasiteyle gerçekleştirebilir miydi?
Üçüncüsü, adli istihbarat ve önleyici denetimdir. Tehditlerin yalnızca olay sonrasında incelenmesi yerine, farklı teknik ve kurumsal sistemlerde ortaya çıkan risk göstergelerinin erken aşamada değerlendirilmesi önem kazanmaktadır.

Çalışma, tamamlanmış bir terörizm risk modeli değil; gelecekte sınanabilecek hipotezler ve önleyici güvenlik önerileri içeren bir araştırma raporu olarak değerlendirilmelidir.
Çalışmanın asıl önemi, henüz gerçekleşmemiş bir felaketi haber vermesi değil; böyle bir felaketi mümkün kılabilecek karar ve denetim eksikliklerini önceden tartışmaya açmasıdır.

Kaynaklar: Casper, S., Kamachee, M., Weinstock, J., Juelich, A., Raedler, J., & Racine, E. (2026, October 15). A Pre-mortem on The First Major AI-Enabled Terrorism Event and The Choices That Could Enable it: Plus 9 Predictions. Harvard Kennedy School, Belfer Center for Science and International Affairs. https://www.belfercenter.org/research-analysis/pre-mortem-first-major-ai-enabled-terrorism-event-and-choices-could-enable-it
Araştırmacı röportajı: Pazzanese, C. (2026, October 19). Is it already too late to reduce catastrophic AI risk? Harvard Gazette.
https://news.harvard.edu/gazette/story/2026/10/is-it-already-too-late-to-reduce-catastrophic-ai-risk/

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Güncel Haberleri