Prof. Dr. İ. Hamit HANCI, Av. Dr. Alp ASLAN
Geçtiğimiz günlerde “Ankara’nın Çamları Neden Tek Tek Kuruyor?” başlıklı yazımızda, başkentin genç ve orta yaşlı çamlarında gözlenen kurumaların nedenlerinin araştırılması gerektiğini belirtmiştik.
Yazının ardından gelen sorular üzerine iş başa düştü. Fotoğraf makinemizi alıp ODTÜ Ormanı'na girdik.
Gördüklerimiz dikkat çekiciydi. Kuruyan dallar, kahverengileşmiş iğne yapraklar, yer yer dökülmüş kabuklar ve gövdelerde küçük delikler... Özellikle kabukların altında, böceklerin oluşturduğu galerilere benzeyen izler vardı.
Bunlar yeni dikilmiş peyzaj fidanları değil, yıllardır orada büyüyen çamlardı.
Fotoğrafları inceleyince kabuk böceklerinden şüphelendik. Araştırmayı derinleştirdiğimizde ise ilginç belgelerle karşılaştık.
ODTÜ, 22 Mayıs 2026 tarihinde, doğrudan Orthotomicus erosus adlı kabuk böceğiyle mücadele için 98.500 TL tutarında ilaç ve tuzak satın almış.
Başkent Üniversitesi Bağlıca Kampüsü'nde yapılan ve 2024'te yayımlanan bilimsel araştırmada, Ips sexdentatus adlı kabuk böceği incelenmiş. Feromon tuzaklarında 2021–2022 döneminde 19 binden fazla böcek yakalanmış. Bu sayı ölen ağaçları değil, yakalanan böcekleri gösteriyor.
Hacettepe Üniversitesi'nde 2025 yılında tamamlanan bir öğrenci araştırması, Beytepe karaçamlarındaki kabuk böceklerini ve doğal düşmanlarını doğrudan incelemiş, üstelik araştırmasıyla ödül de kazanmış.
Bilkent Üniversitesi'nde daha önce gördüğümüz feromon tuzaklarının kullanımı da üniversitenin faaliyet raporunda doğrulanıyor.
Demek ki Ankara'nın dört önemli üniversite yerleşkesinde, orman zararlılarıyla ilgili gözlemler, araştırmalar ve mücadele faaliyetleri mevcut.
Peki ellerinde uydu ve dron ile uzaktan algılama imkanları olan diğer kamu kurumları ne yapıyor? Ankara Orman Bölge Müdürlüğünün 2025 raporunda, dört ili kapsayan yaklaşık 792 bin hektarlık orman varlığına karşılık 294 hektarda biyoteknik (%0,037), 549 hektarda biyolojik (%0,069) mücadele kayıtlı. Ankara Büyükşehir Belediyesi ise 2022'de kurduğu 100 feromon tuzağıyla 1.387 zararlı yakaladığını, 2025'te de uygulamayı sürdürdüğünü açıklamış. Ancak bu rakamlar mücadelenin etkinliğini veya kaç ağacın kurtarıldığını göstermiyor.
Peki, çamları bu böcekler mi öldürüyor?
Henüz bilmiyoruz.
Adli bilimler açısından asıl mesele de bu. Kabuk böcekleri sağlıklı ağaçlara saldıran birincil etmenler olabildiği gibi kuraklık, kök hasarı veya hastalık nedeniyle zayıflamış ağaçlara sonradan da yerleşebiliyor.
Olay yerinde şüpheliyi bulmak, faili belirlemek değildir.
Üstelik Ankara'daki çam kurumaları yeni bir olgu değil. Münir Dündar'ın 1973 ve 1975 tarihli bilimsel araştırmaları da Ankara çevresindeki çam kurumalarını inceliyordu.
Aradan yarım yüzyıl geçmiş. Bugün elimizde uydu görüntüleri, moleküler analizler, feromon tuzakları ve coğrafi bilgi sistemleri var. Ancak Ankara'da yılda kaç yerleşik çamın kuruduğunu ve bunların neden öldüğünü gösteren bütünleşik, güncel bir envantere henüz ulaşamadık.
Oysa üniversitelerin mevcut verileri bir araya getirilse, kuruyan ve sağlıklı ağaçlar karşılaştırılsa, böcek popülasyonları ve çevresel stres etmenleri birlikte incelense önemli sonuçlara ulaşılabilir.
İlk yazımızda “Ankara'nın çamlarına otopsi gerek” demiştik.
Anlaşılan otopsinin yapılmasını beklemek yerine, önce olay yeri incelemesini kendimiz başlatmamız gerekiyormuş.
İş başa düştü, sahaya indik, fotoğrafladık, bilimsel yayınları ve resmî belgeleri taradık.
Şimdi sıra ilgili kurumlarda. Çünkü ağaçlar kururken bilimsel verilerin de kurumların arşivlerinde kurumasına izin veremeyiz.