Öztürk Yılmaz Ne Konuştu?

Elveda Tanık

elvedatan@gmail.com

Şu coronavirus ortaya çıktığından beri, hangi kanalı açsak; dezenfekte, maske dağıtımı yapıldı, yapılamadı, maskeyi şöyle takın böyle takmayın  sosyal izolasyonu sağlayın, virus nasıl bulaşır, nasıl tedavi edilir, yurtdışındaki bütün ülkelere  maske ve tıbbi malzeme gönderildi gibi haber ve tartışma programlarını dinlemekten bıktık.

Bu virüs belası çok önemli bir konu ama hep aynı şeyleri defalarca tekrar etmenin de bir anlamı yoktur. Birçok insan işini kaybetti, ekonominin çarkları dönmüyor, insanlar ekmek derdine düşmüş evine ekmek götürmüyor. Bunlar konuşulmuyor ama maske gibi gereksiz konular gündemden düşmüyor. Şimdi birde darbe söylentisi ortaya atıldı. Artık günlerce  bir de bu konuşulacak.  

Bu coronavirus sorunu sadece bizim ülkemiz için geçerli değil bütün ülkelerin ortak sorunudur. Bu sorundan bir an önce nasıl çıkılacağı ile ilgili bir fikir öne süren yok. Asıl bunlar konuşulması gerekirken, aynı şeylerin konuşulması, her şeyin yolunda gidiyor gibi diğer ülkelerle kıyaslama yapılarak  konuşulması da bazı insanları bu kanalları seyretmekten uzaklaştırdı.

Cuma akşamı geç saatte televizyonu açıp, kanalları arasında gezinti yaparken, Ardahan Milletvekili Öztürk Yılmaz, Şamil Tayyar ve Latif Şimşek’in olduğu bir program dikkatimi çekti. Programın son kısımlarını seyredebildim. Gerçi taraflı yayınlarından dolayı hiç seyretmek istemediğim bir kanaldı.  Seyretmeme neden olan Öztürk Yılmaz ile daha önceleri feto  borsasıyla ilgili açıklamalarından dolayı Şamil Tayyar’ın o programda olmalarıydı.

Ama gerçekten yanılmışım. Moderatör bir soru soruyor Şamil Tayyar uzun uzun soruyla ilgili olsun ya da olmasın konuştukça konuşuyor. Öztürk Yılmaz'a bir soruluyor konuşurken kendileri gibi düşünülmeyen cevap verirken hemen ikide birde  araya giriliyor ve “ merkez bankasının rezervlerinden, ileriyi görerek  şehir hastanelerinin yapılmasının bu virüsü kontrol etmekte dünyada birinci sırada olunduğundan, darbe çığırtkanlığı yapıldığından, 15 Temmuzda hain emellerini gerçekleştiremeyenlerin bu emellerini gerçekleştirme arzusunda olabileceklerinden, darbenin olabileceğinden, bu iktidarın yaptıkları İHA, SİHA 'ya karşı olup olmadığından, patatesin fiyatı şu, soğanın fiyatı şu, izolasyonun kaldırılması yerinde bir karar mı, geçmişten yapılmamış birçok şeyin hepsini 17_18 senede iktidar yapamazdı, silah bir güçtür,  devletin önemli gelirlerini petrolden aldığı vergiler oluşturuyor, mazotu çiftçiye parasız veremez” gibi hem cevap hem de soru soruyordu.  Sanki her şey güllük gülüstanlık gibiymiş... 

Tabii ki hepimizin ortak arzusu bu ülke insanının refah ve güven içinde yaşamasıdır. Yanlış yapılanların da eleştirilmesi ve farklı bakış açısından yapılan önerilerinde dikkate alınması gerekir. Herne kadar virüsün kontrol altına alınmasında  şehir hastanelerinin rolünün önemli olduğu açıklansa da, asıl önemli rol başta Sağlık Bakanı ile doktorundan hasta bakıcısına kadar olan bütün sağlık çalışanlarınındır. Bu ülkede sanki hastane yok muydu? Olmayan hastane mi yapıldı? Ankara’da, halkın kolaylıkla ulaşabileceği, Numune, İhtisas, Zekai Tahir, Zübeyde hanım gibi hastaneler kapatılarak ulaşımdan tutunda hasta yakınlarının birçok   zorlukla karşılaştığı şehir hastanesi açıldı. Mevcut olan hastaneler kapatılmadan, ihtiyaç duyulan bir yerde yeni bir hastane yapılabilirdi.  İHA ile SİHA'ya gelince Türk Milletinin gurur duyacağı bir üretim.  Bu ülke için kim faydalı bir şey yaparsa Allah razı olsun ama güvenlikle ilgili bunların sürekli ekranlarda gösterilmesi konuşulması doğru değildir. Zira düşmanlar bu İHA, SİHA gibi stratejik öneme sahip güvenlik açısından araçlarına karşı yeni savunma sistemleri geliştirebilirler. Geçmişte sanki hiçbir şey yapılmamış ifadeler doğru değildir. Silah güç değildir ama en büyük güç bilgi ve şefkattir. 

Sorulan soruların cevabını vermeye çalışırken ikide birde sözü kesilen Öztürk Yılmaz “virüsün küresel olduğunu,  önceleri insan sağlığı öncelikli iken, simdi ekonomik sorunlar nedeniyle ekonominin  öncelikli olduğunu, izalosyanin esnekleştirilmesini olumlu bir davranış olarak karşıladığını, ekonomik çarkların dönmesi gerektiğini,  bütün dünyada işini kaybeden birçok insanın olduğu gibi Türkiye'de de birçok kişinin işsiz kaldığını, darbe çığırtkanlığının  hem iktidarın hem de muhalefetin suni gündem oluşturmak için işlerine geldiğini, darbenin ülkeleri geri götürdüğünü, 15 Temmuzda darbeyi ilk kınayanın kendisi olduğunu, aslında asıl sorun ekonomik sorunların konuşulması ve  çözüm önerilerinin dikkate alınması gerektiğini, aksi takdirde zor günlerin kaçınılmaz olduğunu, bu virüs nedeniyle  dünyada gıda sorununda yaşanacağını, bu nedenle petrol fiyatı sudan daha ucuza düştüğünde çiftçiye bedava mazot verilerek üretimin artırılması yönünde bir adım atılmasıyla  tarım ürünlerini ihraç ederek  gelir sağlanabilir” gibi açıklamalarda bulunmuştu. 

Her zaman doğruları söylemek gerekir. Sorunların üstünü örtmeye çalışmak bu ülkeye zarar verir. Eleştirilere ve önerilere kulak asılmalıdır. Ekranlardan bıyık altından hafif gülümseyerek araya girip cevap veriyormuş gibi Öztürk Yılmaz’ın önerilerini ve eleştirilerini, soğan patates fiyatlarının  konuşularak sözüzü kesmeye, görmezden gelinmeye çalışılması gerçekten çok belliydi... 

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.