Özlem Gültekin'in Videosu Çıktı: 'Başıma Bir Şey Gelirse Sorumlu Erhan Çelik'... Çelik'ten Ve Aileden Çarpıcı İddialar

Doktor Özlem Gültekin'in anestezik ilaç zehirlenmesi sonucu öldüğü belirlenirken, ortaya çıkan videosu gündem yarattı.

"Başıma bir şey gelirse sorumlusu Erhan Çelik'tir" dediği video sonrası, sunucu Çelik'ten ve Gültekin ailesinden çarpıcı iddiaların yer aldığı açıklamalar geldi.

İzmir'de 48 yaşındaki Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Özlem Gültekin, 14 Ağustos’ta sabah saatlerinde kliniğinde ölü bulundu. İlk etapta kalp krizi geçirdiği söylenen Gültekin'in adli tıp raporu çıktı. Adli Tıp Kurumu'nun raporuna göre Gültekin'in anestezik bir ilaç olan propofol zehirlenmesi sonucu hayatını kaybettiği belirlendi.

ÖZLEM GÜLTEKİN'İN VİDEOSU ÇIKTI: "BAŞIMA BİR ŞEY GELİRSE SORUMLUSU ERHAN ÇELİK"

Öte yandan Özlem Gültekin'in 26 Ocak 2026'da çektiğini belirttiği bir video sosyal medyada gündem oldu. "Başıma bir şey gelirse sorumlusu Erhan Çelik'tir" diyen Gültekin'in, videoda vasiyetini açıkladığı görüldü:

"Gece 3'te Ankara'ya, Amerika vizesi almak için yola çıkacağaım. Başıma herhangi bir iş gelirse sorumlusu Erhan Çelik'tir. Kendisi şoförüme yolda trafik kazası yaptırtıp, bir kaza süsü verip suikast planı yapmıştır. Yakın bir gelecekte bu mesajları olduğu gibi avukat Öykü Su Güler'e yazmıştır, söylemiştir. Avukat da bana mesaj olarak atmıştır. Bu mesajları zaten savcılığa ilettim. Uzaklaştırma talep ettim ancak sadece sözel uzaklaştırma verildi.

"ÇOCUĞUMU GETİRECEKTİ AMA TELEFONLARI ENGELLEDİ"

Bugün evladım onda. 16 Ocak'ta anlaşmamız üzerine kendisine verdim. 25'inde bana teslim edecekti. Mesajları Whatsapp'ımda duruyor. Narlıdere karakoluna gidip başkomisere gösterdim. Normalde 24 Ocak'ta alıp 31 Ocak'ta vermesi gerekiyordu ama kendi işlerinden dolayı erken almak istediğini avukatı aracılığıyla söyledi. Ben de ona da zor olmasın, nasıl kolay olacaksa yapalım diyerek iyi niyetli iletişime girip 16'sında verdim. Sömestır tatilinin ikinci haftası getirecekti. 27 Ocak'ta yani yarın ABD vizesi için randevu almıştım. Kendisinin haberi var. 'Hatta istersen tarihi değiştirelim sıkıştırmayalım' dediğimde 'Vize zaten zor alınıyor. Değiştirme kalsın. Sen İstanbul'a gelip alamayacak olursan 25'inde getiririm' demişti. Kendisi çarşamba gününden beri telefonları engelledi. Çocuğum bir mesaj atıyor telefonun engelini açıp, sonra tekrar engelliyor. Hepsi telefonumda var. Avukatıyla görüşmelerim de var.

"VASİYETİMDİR... ÇELİK'E MAL VARLIĞIMDAN BİR ŞEY VERİLMESİNİ İSTEMİYORUM"

Vasiyetimdir. Başıma bir şey gelirse, ölürsem, bir yıldır boşanmaya çalıştığım, boşanmak istediğim, kendisinin yüzünü dahi göstermek istemediğim, zerre kadar sevgimin olmadığı, narsist bir babanın elinde büyüyecek olan evladıma her geçen gün üzüldüğüm ama hiçbir şey yapamadığım adama asla ve asla, mal varlığımdan hiçbir şey verilmesini istemiyorum. Bütün mal varlığım oğlum içindir. Onun eğitiminin en iyi şekilde olması, İngilizce dil eğitiminin, bakıcılarının, gerekirse çift bakıcıyla büyümesi için her türlü maddi imkanın sağlanması için, tüm mal varlığımı dayısı ve teyzesi tarafından takip edilerek, 18 yaşına gelene dek tüm takibinin yapılmasını istiyorum. Hiçbir hakkı yoktur mal varlığım üzerinde. Boşanma davamız çekişmeli devam etmektedir. İçerisinde her şey mevcuttur. Bu saatte herhangi bir şekilde notere gidip vasiyetname veremeyeceğim ve başıma bir şey gelmesinden korktuğum için bu videoyu çekiyorum. Güvendiğim ve sevdiğim insanlara göndereceğim. Vasiyetim olarak alınsın. İnşallah başıma bir şey gelmesin. Başıma bir şey gelirse de evladım o adamın elinde harap olmasın. Dayısına ve teyzelerine, ananesine, dedesine güvenim sonsuz. Bakımıyla ilgili her şeyde teyzeleri, dayısı, ananesi, hepsi elinden gelenin fazlasını yapacaktır."

ERHAN ÇELİK'TEN AÇIKLAMA: "VİDEO, EŞİMİN PİŞMANLIK DUYUP ÖZÜR DİLEDİĞİ SÜRECE İLİŞKİN"

Yaşananlar sonrası sunucu Erhan Çelik, otopsi raporundan sonra eski bir videonun yeniden dolaşıma sokulduğunu söyledi. Çelik söz konusu videonun, "Gültekin'in daha sonra pişmanlık duyduğu ve herkesin huzurunda özür dilediği bir sürece ilişkin" olduğunu öne sürdü. Çelik şu açıklamayı yaptı:

"Vefat gerekçesinden utanıp üzerini örtmeye çalışanlar, onu yaşatmak için hiçbir şey yapmadıkları gibi şimdi de pişmanlık duyup, özür dilediği videolarını saygısızca sağa sola servis ediyorlar!

Boşanma aşamasında olduğum merhume eşim Özlem Gültekin Çelik'in otopsi sonucunun açıklandığı ve ölümünün aşırı dozda uyuşturucu/uyarıcı nitelikte ilaç alımıyla bağlantılı olduğunun tespit edildiği gün; kamuoyunun dikkatini bu olgudan uzaklaştıracak biçimde şahsımı hedef alan bir videonun yeniden dolaşıma sokulması üzerine bu açıklamayı yapma zorunluluğu doğmuştur.

Söz konusu video, merhume eşimin daha sonra pişmanlık duyduğu ve herkesin huzurunda benden özür dilediği bir sürece ilişkindir.

Bugün medyaya yansıyan adli tip raporunda merhumenin kesin ölüm nedeni anestezide kullanılan uyuşturucu ilaç (propofol) bağımlılığı olarak ifade edilmektedir. Daha önce yaptığım açıklamada ifade ettiğim bu acı gerçekle yıllar önce yüzleşsem de, vefat sebebini okuduğum an yaşadığım his, bu rahatsızlığına ilk kez tesadüfen tanık olup, yıkıldığım andan farksızdır.

"BAĞIMLILIĞINDAN HABERDAR OLAN AİLE ÜYELERİNCE TARAFIMA BİR BİLGİLENDİRMEDE BULUNULMADI"

2019 yılında başlayan evliliğimizin çok öncesine dayanan ve durumunu fark ettiğim 2023 yılından, boşanma davası açtığım 2025 yılına kadar gerek yurtiçinde ve gerekse yurt dışında tedavisi için var gücümle çaba harcadığım süreçte konudan yıllar yılı haberdar olan aile üyelerince tarafıma en ufak bir bilgilendirmede bulunulmadı.

Madde bağımlılığını öğrendiğim gün de bugün olduğu gibi oğlumla yapayalnızdım. Yanımızda ne bir aile üyesi, ne bir dostu, ne de bir arkadaşı vardı. Kurtulma mücadelesinde benim dışımdaki tek destekçisi 70 yaşındaki annemdi.

Buna rağmen önünde sonunda gerçek ölüm nedeni bugünkü gibi ortaya çıkacak olsa da, ailesinin 'Kalp krizi' şeklindeki ortak açıklama talebine, acılarının katlanmaması adına olumlu yanıt verdim.

Çünkü kendi ifadeleriyle 'Çocuğumuzun babasını hiçbir hukuki ve maddi dayanak olmaksızın hedef haline getirecek yayınlara karşı...' diyerek yanımda durduklarını kamuoyuna ifade etmeleri, merhume hayattayken ve onun tedavi sürecinde yanımızda hiç olmasalar da, bugün için ben ve evladıma destek olmalarını, gelecekte oğlum ile kuracakları akrabalık ilişkisi için bir şans olarak gördüm.

Ölümünden 3 gün sonra 16 Ağustos günü tüm kardeşleri ve çocuklarının bana ve oğluma başsağlığına gelmeleri, bizim yanımızda olmaları bunun en açık göstergesiydi çünkü.

"RAPORUN ÇIKTIĞI GÜN, ÖFKEYLE YAPTIĞI GEÇEK DIŞI VİDEO DOLAŞIMA SOKTULAR"

Şimdi ise tam da aşırı dozda uyuşturucu kullanımı sonucu hayatını kaybettiği raporunun çıktığı gün, merhumenin boşanma davası açmamdan kaynaklı öfkeyle yaptığı, gerçek dışı ve sonrasında benden özür dileyerek, yeniden bir araya gelmemizi istediği, bununda telefonumda mesajla kayıtlı olduğu eski bir videoyu, bu zavallı insanların aynı şekilde dolaşıma soktuklarını hiç şaşırmadan gördüm.

Ailesi kamuoyuna aslında benim yanımda olduklarına imza koyan bir açıklama yapsalar da, tıpkı evlenirken beni merhumenin rahatsızlığından haberdar etmedikleri ve bağımlılığını öğrendikten sonraki tedavi sürecinde yalnız bıraktıkları gibi aslında bir köşede durmaya devam edip, bu tür manipülasyonlarla Özlem'in hatırasına saygı duymaktan, yaşadıkları acıya rağmen uzak durdular. Çünkü ölüm nedeni ortaya çıkınca aşiretimize, sağa sola, kime ne deriz şeklinde son derece ilkel bir bakış açısının derdine düşmüşlerdi.

Geldiğimiz noktada otopsi raporunun gösterdiği şekilde Özlem'in gün be gün zehir tacirlerince ölüme sürüklendiğinin ortaya çıkmasına rağmen, oğlumun annesini bu uyuşturucu ilaçlara teşvik, temin ve zerk ederek ölüme götürenler hakkında benim şahsım ve oğlum adına bulunduğum suç duyurusunda dışında şikayetçi olan, bildiklerini anlatan tek bir aile üyesi ya da sözde en yakınında bulunan kimsenin adli mercilere başvurmaması aslında bu durumun en net fotoğrafı olarak karşımızda duruyor.

"SUÇLULARIN YAKALANMALARI İÇİN PARMAKLARINI OYNATMAMALARI BİR BAŞKA ACI GERÇEK"

Çünkü aşiretimiz, eşimiz, dostumuz, millet ne der şimdi diye uyuşturucu rahatsızlığını mümkün olduğunca gözlerden uzak tutup, kolayca hedef yapılacak biri her zaman burada hazırdı onlar için.
Merhumenin gerçek dışı söylemlerinden sonradan pişman olup benden özür dilediği videoları dolaşıma sokup, hedef yapan sözde yakınlarının, bugün suçluların yakalanmaları için parmaklarını oynatmamaları bir başka acı gerçek. Çünkü bu kişiler hakkında tek bir şikayetleri, suç duyuruları yok. Sadece benim var. Sadece benim... Çünkü gerçeğin ortaya çıkarak sorumluların ceza almasını sadece ben istiyorum. Diğerlerinin yegâne derdi de, aman uyuşturucu ortaya çıkmasın da ne olursa olsun.

"OĞLUMUZLA İLGİLİ MİRAS HAKKINA KARŞIN, OLMAYAN MİRASINI REDDETTİĞİMİ SÖYLEDİM"

Vefat ettiği günün akşamında whatsapp mesajlarıyla sabit ve telefonumda kayıtlı bir şekilde başlayan ailesinin oğlumuzla ilgili miras hakkına karşın Özlem'in avukatı Işılay Karataş Tunca'ya kardeşlerinin huzurunda, olmayan mirasını reddettiğimi, buna rağmen merhumenin birikmiş 5 aylık ev kirası borcu, banka, aidat, kredi gibi diğer pek çok borcuyla bizzat ilgileneceğimi söylememe rağmen, sırf uyuşturucu illeti gerçeğini gözlerden sakınmak için bugün de adli tıp raporunun çıktığı gün aynı algı operasyonlarına devam ediyorlar.

"ALGI OPERASYONUNUN TÜM SORUMLULARI YARGI ÖNÜNDE HESAP VERECEK"

Zarar verdikleri ise benden çok 6 yaşında yetim kalan günahsız bir çocuk. Evlatlarına faydası olmayanların torunlarına yararı dokunduğu nerede görülmüş ki? Ölen bir kadının yalan olduğunu bildikleri beyanlarını gerçekmiş gibi hem de mezara girdikten sonra servis edenlerin sadece kişilikleri değil, insanlıkları da sorgulanmaya muhtaçtır!

Merhumenin otopsi raporunda aşırı dozda aldığı uyuşturucu ilaçlar nedeniyle öldüğünün anlaşıldığı günün tam da akşamında başlatılan bu algı operasyonunun tüm sorumluları, tıpkı Özlem'e o uyuşturucuları bulan, zerk eden ve satanlardan farksız olarak yargı önünde hesap verecekler.
Bekleyin ve görün!"

GÜLTEKİN AİLESİNDEN AÇIKLAMA: "MAHREMİYETE ÖZEN GÖSTERMEKTEYİZ. AYNI HASSASİYET, BOŞANAMADIĞI ŞAHIS TARAFINDAN GÖSTERİLMEDİ"

Öte yandan bir açıklama da Gültekin ailesi adına yapıldı. Erhan Çelik'in, boşanma aşamasındaki eşi Özlem Gültekin'e fiziksel ve psikolojik şiddet uyguladığını, çocuklarının kendisinden olmadığını öne sürerek DNA testi istediğini, Çelik'in Gültekin'e ait evde rızası olmadan yaşamayı sürdürdüğünü iddia etti. Açıklama şu şekilde:

"Canımız, kıymetlimiz Özlem Gültekin'i zamansız, ani kaybetmenin yüreğimizi yakan, derin acısını yaşıyoruz.

Özlem'in aramızdan ayrılmasından sonra ailesi olarak birincil önceliğimiz; bize emanet bıraktığı canımızın canı torunumuz ve yeğenimiz olan, henüz altı yaşında annesiz kalan evladımızın üstün yararını ve ruhsal gelişimini korumak olmuştur.

Ailemiz tarafından hiçbir yayın kuruluşuna görsel, işitsel ya da videolu bir açıklama yapılmayacaktır. Bizler, merhumenin aziz hatırasına duyduğumuz saygı ve evladının gelecekteki psikolojik sağlığını koruma sorumluluğumuz gereği bu mahremiyete özen göstermekteyiz. Ne var ki aynı hassasiyet, merhumenin boşanamadığı şahıs tarafından gösterilmemiştir.

"ÖZ ÇOCUĞUNUN KENDİSİNDEN OLMADIĞI İMASIYLA DNA TESTİ YAPILMASINA SEBEP OLAN ŞAHIS..."

Merhumenin aramızdan ayrılışının ardından matemimizi yaşamamıza dahi fırsat verilmemiştir. Yaklaşık bir buçuk yıldır darp, şiddet, zina ve tehdit gerekçeleriyle boşanmaya çalıştığı, kendi öz çocuğunun kendisinden olmadığı imasıyla dolaylı yollardan baskı kurarak DNA testi yapılmasına sebep olan, merhumenin yanında çalışanları da yıldırmak için doğrudan baskı kuran ve hakkında çeşitli adli süreçlerin devam ettiği bu şahıs; acı kaybımızın ilk günlerinden itibaren sosyal medyada linç edildiğini gerekçe göstererek, tek amacının çocuğun geleceği olduğunu öne sürerek vefatın üzerinden henüz üç gün geçmeden bizleri kendi dikte ettiği metin üzerinden basın açıklaması yapmaya zorlamıştır. Torunumuzun ve yeğenimizin geleceği adına o süreçte kendisine destek olunmuştur.

"BİRİKİMİNE KAYYIM ATANMASI KARARINA KARŞI ŞAHIS, 'SÖZDE OLMAYAN MİRASI İÇİN' SEKİZ SAYFALIK BİR İTİRAZ DİLEKÇESİ SUNDU"

Ancak üzüntümüzü ve kaybımızın acısını yaşarken, aynı şahsın merhumeye yaşattığı kâbus dolu hayatı hiç yokmuş gibi göstererek kamuoyu algısını yönetmeye ve süregelen davaları etkilemeye yönelik açıklamalarına tanık olmamız üzerine bu açıklamayı yapmak zaruri hale gelmiştir. Merhumenin yıllarca edindiği maddi ve manevi birikimini geride kalan evladının en iyi şekilde kullanması amacıyla 17.08.2026 tarihinde verilen kayyım atanması kararına karşı ilgili şahıs, "sözde olmayan mirası için" ivedilikle sekiz sayfalık bir itiraz dilekçesi sunmuş ve hemen akabinde kamuoyuna yönelik her türlü algı operasyonu için düğmeye basmıştır.

"CEZA ALDIĞI DARP VE ŞİDDET GÖRÜNTÜLERİNİ FARKLI BİR SENARYOYLA SUNDU"

İlgili şahıs tarafından yayınlanan videoda; canımız Özlem Gültekin'in bağımlı olduğu, arabasını kendisinin değiştirdiği, kirada oturduğu, özetle maddi ve manevi yetersizlik içinde bulunduğu iddia edilmiştir. Oysa merhume; ömrünün sonuna kadar evladına yetecek bir mal varlığı ve pırıl pırıl bir isim bırakarak bu dünyadan ayrılmıştır. Şahsın videoda da belirttiği üzere, Türkiye'nin en genç uzman hekimlerinden olan, meslektaşları ve kamuoyu tarafından büyük saygı gören, yirmi altı yıllık bir hekim üzerinden ortaya atılan bu iddialar; merhumeye uygulanan psikolojik ve fiziksel şiddete dair yürütülen yargı süreçlerinden kendini aklama çabasından ibarettir. Önce yalanladığı, dava boyunca inkâr ettiği 'Elimi bile sürmedim' dediği yargılanarak ceza aldığı darp ve şiddet görüntülerini farklı bir senaryoyla sunması da bu çabaya dahildir.

"PSİKOLOJİK VE FİZİKSEL BASKIYI AÇIKÇA GÖZLER ÖNÜNE SERMİŞTİR"

Yayınlanan bu video, şahsın evlilik süresince Özlem'i ne kadar hakir gördüğünü, ona uyguladığı psikolojik ve fiziksel baskıyı açıkça gözler önüne sermiştir. Şahıs, aynı videoda 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Yönelik Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun'u hedef
göstererek uyguladığı şiddeti meşrulaştırmaya çalışmış; vefat etmiş, kendisine yanıt veremeyecek durumda olan bir kadını, bir hekimi ve evladının annesini aşağılamaktan çekinmemiştir. Ortada hayret verici bir kadın düşmanlığı bulunmaktadır! Eleştirdiği kanunlar ve mahkemeler aracılığıyla, mülkiyeti Özlem Gültekin'e ait olan bir konutun aile konutu olarak kaydedilmesini talep eden ve merhumenin rızası olmamasına rağmen bir buçuk yıl boyunca bu konutta ikamet etmekten çekinmeyen de yine kendisidir. Merhumenin bu duruma ilişkin itirazları yetkili mercilere zamanında iletilmiştir. Şahsın bahsettiği şirketinin kuruluş sürecinde merhumenin ve kardeşinin sağladığı maddi ve manevi destekler resmi kayıtlarla sabit ve en yakınlarınca bilinirken; boşanma ve nafaka süreci boyunca şirketinin zarar ettiğini iddia eden, çocuğunun eğitim, kurs, sağlık hiçbir masrafını ödemeyi kabul etmeyen şahsın, vefat sonrasındaki iddiaları ve tutumu tamamıyla çelişmektedir.

Canımız Özlem'imiz, hayatı boyunca kendi ayakları üzerinde durmuş, hiçbir baskıya boyun eğmemiş, güçlü ve cesur bir kadındır. İlgili şahıs ile evliliği süresince maruz kaldığı psikolojik ve fiziksel baskılara rağmen dimdik ayakta kalmış; bir yandan annelik sorumluluğunu, diğer yandan hekimlik görevini eksiksiz sürdürmüştür.

"EŞİNE AİT BİR TAŞINMAZDA EŞİNİN RIZASI OLMADAN YAKLAŞIK BİR BUÇUK YILDIR OTURDU"

Boşanma sürecinde eşine ait bir taşınmazda eşinin rızası olmadan yaklaşık bir buçuk yıldır oturmaktan çekinmeyen ilgili şahsın, yayımladığı videoda evladının vefat etmiş annesi hakkında kullandığı dil ve sergilediği tutum, Özlem Gültekin ile yaşadığı evlilik sürecindeki davranış biçiminin de ne yazık ki bir yansımasıdır. Bu durum hayat ve neşe dolu Özlem'imizi o kadar yormuştur ki vefatından kısa bir süre önce avukatına ve arkadaşlarına gönderdiği "Ben bu adamla artık mücadele edemiyorum", "Yaşam enerjimi tüketti" şeklindeki mesajları acı gerçeği net bir şekilde ortaya koymaktadır.

Acı gerçek şu ki Özlem'imiz Hakk'ın rahmetine kavuşmuştur ve ilgili şahsın yapacağı mesnetsiz iddialara, iftiralara cevap vermesi artık mümkün değildir. Başarılı bir hekim ve çok sevilen bir insan olan merhumenin hatırasına saldıran bir insanın medya önünde gündem olma ve restleşme çabalarına alet olmayacağımızı bildiririz.

"ÖZLEM'İN EMANETİ OLAN EVLADIMIZIN ZARAR GÖRMESİNİ İSTEMİYORUZ"

Kendisinin yaptığı ithamlara madde madde cevap vererek ve bugüne kadar dava dosyalarında da yer alan akıl almaz oyunlarını kamuoyuna sunarak, medya önünde restleşerek Özlem'in emaneti olan evladımızın uzun vadede zarar görmesini istemiyoruz. İlgili şahıstan tek talebimiz; kendisini medyada ve gündemde tutma amacını kenara bırakıp, annesiz kalan evladımıza verdiği zararları durdurmasıdır. Öyle ki evladımızın annesi hakkında asılsız iddialar içeren tüm beyan ve videolar dijital dünyada kalıcı olacak ve bir ömür boyu karşısına çıkacaktır.

Bizler kaybımızın acısını yaşarken, Özlem'imizin bize emaneti olan evladının geleceğinden emin olmak için üzerimize düşeni yapıp diğer tüm hususları, ‘İnsan olma erdemini' yitirmeden en büyük güvencemiz olan yüce adaletimize teslim ederek yargı önünde sürdürmeye devam edeceğiz.
Kamuoyuna saygıyla duyurulur."

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Güncel Haberleri