Anadolu Ajansının (AA) "İstanbul'un Selatin Camileri" isimli dosya haberinin bu bölümünde, Osmanlı mimarisinde klasikten barok üsluba geçişin izlerini taşıyan Laleli Camisi ele alındı.
Sultan 3. Mustafa tarafından yaptırılan cami, 1760-1764 yılları arasında inşa edildi. Dönemin saray mimarlarından Mehmed Tahir Ağa tarafından inşa edilen yapı, Osmanlı mimarisinde barok etkilerin görüldüğü önemli eserler arasında yer alıyor.
Laleli Camisi, yalnızca bir ibadet mekanı değil, geniş bir külliyenin merkezi olarak planlandı. Külliye içinde caminin yanı sıra imaret, çarşı, dükkanlar, medrese, sebil, çeşmeler, türbe ve han gibi yapılar bulunuyordu.
Mimari açıdan yapı, Osmanlı klasik cami planının barok üslupla yorumlandığı örneklerden biri olarak değerlendiriliyor. Caminin merkezi kubbesi sekiz paye tarafından taşınırken, yarım kubbeler ve geniş pencereler iç mekana ferah bir görünüm kazandırıyor.
Bölgenin ticaret hayatıyla yakından ilişkili bir konumda yer alan külliyeye ait dükkanlar, vakıf gelirlerinin sağlanmasında önemli rol oynuyordu.
Tarih boyunca çeşitli afetlerden etkilenen cami, farklı dönemlerde yapılan onarımlarla günümüze ulaştı.
Yaptırdığı camilere adını vermeyen padişah
Laleli Camisi'nin mimari yapısını, külliye düzenini ve tezyinatını AA muhabirine değerlendiren akademisyen ve sanat tarihçisi Yasin Saygılı, bu yapının, Osmanlı mimarisinde barok tarzının Nuruosmaniye Camisi ile görünür hale gelmesinin ardından inşa edilen bir padişah külliyesi olduğunu söyledi.
Saygılı, barok etkilerinin yanı sıra caminin klasik Osmanlı mimarisinin etkilerini de taşıdığını vurguladı.
Sultan 3. Mustafa'nın, büyük İstanbul depremi ve yangınlarının ardından şehrin yeniden imarında öne çıkan padişahlardan biri olduğunu belirten Saygılı, "Fatih Sultan Mehmed'in yaptırdığı Fatih Camisi'ni de yıkıldıktan sonra tekrardan yaptırıyor ve İstanbul civarındaki pek çok yıkılan yahut yanan yerin inşası kendisinin döneminde gerçekleşiyor. Kendisi çokça camiyi yaptırmasına rağmen hiçbirine kendi ismini vermemesiyle meşhur olan bir padişahımız. İskele Camisi, Ayazma Camisi, Laleli Camisi gibi pek çok cami aslında kendisinin döneminde inşa ediliyor." ifadelerini kullandı.
Laleli Camisi'nde dönemin Avrupa ve Doğu sanat anlayışından izler görüldüğüne dikkati çeken Saygılı, "S ve C kıvrımları, kubbenin süslenmesi, arka tarafta gördüğünüz revzenler yahut vitraylarının kullanım tarzı, hat eserlerinin ve kitabelerinin yoğunluğu, çininin artık kullanılmamaya başlanması gibi pek çok konuda Laleli Camisi, o dönem Osmanlı mimarisinin klasikten dönüşümünü, belli açıdan da kopuşunu temsil ediyor." değerlendirmesini yaptı.
Saygılı, caminin klasik biçimde kesme taş üzerine inşa edildiğini, bazı bölümlerde almaşık örgü tekniğinin kullanıldığını, iç mekanda ise mermer levhalarla zengin bir süsleme anlayışının benimsendiğini söyledi.
Laleli Camisi'nin bulunduğu alanın aynı zamanda ticaret bölgesi olduğuna işaret eden Saygılı, "Burası aynı zamanda bir ticaret bölgesi olduğu için alt katı, yani giriş katı ticari yapılar için dükkan olarak kullanılıyor ve onun üzerine ayrı bir kotun üzerine cami inşa ediliyor. Aslında bir nevi burada, daha önceki yüzyıllarda yapılan Rüstem Paşa Camisi'nde olduğu gibi, zemin alanını ticari faaliyetlerle değerlendirip vakfiyeye bir gelir elde etmek ve camiyi biraz daha yukarıya kurgulayarak daha anıtsal ve daha güzel, daha uhrevi bir görüntü vermek gibi bir amacı da var." diye konuştu.
Laleli Camisi'nin, yakınındaki Pertevniyal Valide Sultan Camisi'ne geçişte Osmanlı mimarisindeki dönüşümün izlenebileceği bir ara durak niteliği taşıdığını belirten Saygılı, yapının bu yönüyle geçiş camisi olarak değerlendirilebileceğini dile getirdi. Saygılı, şunları kaydetti:
"Sebilleri, ticari yapıları ve medresesiyle beraber Laleli Camisi, o dönem bir padişah tarafından inşa ettirilen son külliye olmuştur. Sonraki padişahlar da tabii ki cami inşa ettirmiştir ama özellikle ekonomik durumun artık devlet için değişmesinden ötürü bir padişahın inşa ettirdiği son külliye yapısı olarak burası günümüze gelmiştir. Buradan sonra inşa edilen Mecidiye camileri, Yıldız Camisi, valide sultan camileri gibi camiler tabii ki vardır. Ancak bundan sonra medrese, sebil, türbe gibi çeşitli yapı formlarını içeren bir külliye formatında eser padişahlar tarafından yaptırılmamıştır. O yüzden Osmanlı döneminde İstanbul'da Mehmet Tahir Ağa tarafından yapılan, Sultan 3. Mustafa'nın yaptırdığı Laleli Külliyesi son selatin külliyedir diyebiliriz."
Muhabir: Ali Osman Kaya,Rüveyda Mina Meral