Osman Gökçek’ten Murat Ağırel’e Çok Sert Sözler: “Siz Kim Oluyorsunuz?”

AK Parti Ankara Milletvekili Osman Gökçek, babası Melih Gökçek hakkında başlatılan soruşturma kapsamında tanık olarak ifade veren gazeteci Murat Ağırel’e sert sözlerle tepki gösterdi.

Gazeteci Murat Ağırel, Melih Gökçek, oğlu Ahmet Gökçek ve eşi Hülya Gökçek’in Almanya’da “Hamag” adlı şirket üzerinden milyonlarca avroluk gayrimenkul yatırımı yaptığını ve Türkiye’den şirkete kayıt dışı yollarla milyonlarca avro aktarıldığını iddia etti.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Ağırel’in iddialarının ardından eski Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek hakkında “yurt dışındaki şirketlere kayıt dışı para aktarıldığı” iddialarına ilişkin 29 Ağustos’ta resen soruşturma başlattı.

MURAT AĞIREL'İN SÖZLERİNİ HEDEF ALDI

Soruşturma kapsamında tanık olarak ifade veren ve konuyla ilgili değerlendirmelerini sürdüren Ağırel, Melih Gökçek’in oğlu AKP Milletvekili Osman Gökçek’in tepkisini çekti. Osman Gökçek, Ağırel’in Sözcü TV’de Melih Gökçek’in Ankara Adliyesi’ne ifade vermek için geldiği görüntüleri değerlendirdiği şu sözlerini paylaştı:

“25 yıldır almış olduğu görev nedeniyle yolsuzluk, mevzuata aykırılık, aklımıza gelecek her şeyi yapan kişileri ellerini kollarını sallayarak, sakız çiğneyerek ve gözlük takarak bir buçuk saatte serbest bıraktığı algısını yaratırsanız bu ülkede adalete olan güveni ne yazık ki sağlayamazsınız.”

“SAVCILIK İFADESİNDE BABAMIN İSMİNİ NEDEN GEÇİRMEDİ?”

Ağırel’in sözlerine tepki gösteren Osman Gökçek ise yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:

Sayın Murat Ağırel’in ortaya attığı iddiaların ardından yapılan medya taraması, konunun kamuoyunda nasıl ve ne ölçüde işlendiğini açıkça ortaya koymaktadır. Yaklaşık 233 gazete haberi, 4094 internet haberi ve 19 saati aşkın televizyon yayını gerçekleştirilmiş; bu süreçte babam İbrahim Melih Gökçek’in ismi sistematik biçimde kamuoyunun gündemine taşınmıştır.

“BASINDA ÇIKAN” iddialar üzerine Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından soruşturma başlatılmıştır.

Kamuoyunun cevap beklediği ilk ve temel soru şudur:

Günlerce televizyonlarda, gazetelerde ve internet yayınlarında “İbrahim Melih Gökçek” adını zikrederek yurt dışına para çıkarıldığına dair son derece ağır ithamlarda bulunan Sayın Murat Ağırel, savcılık huzurunda verdiği ifadede İbrahim Melih Gökçek’in ismini neden bir kez dahi geçirmemiştir?

Bu çelişkinin somut örneği, 31 Ağustos 2026 tarihli Yurttaş TV yayınında (Adliye önü açıklama)yer almaktadır. Sayın Ağırel söz konusu yayında, 'Melih Gökçek ve oğlu Ahmet Gökçek ile Hülya Gökçek’in Düsseldorf’ta kurmuş olduğu bir şirket var' demek suretiyle babamın ismini açıkça kullandığı sadece bir örnektir.

Ekran karşısında isim vererek bu denli ağır bir iddiada bulunan bir kişinin, savcılık ifadesinde aynı ismi tamamen yok sayması izah edilmesi gereken ciddi bir tutarsızlıktır.

Kamuoyu önünde günlerce isim zikredip ithamda bulunmak, konu yargı mercileri önüne geldiğinde ise aynı ismi bir kez bile anmamak kabul edilebilir bir durum değildir. Sayın Ağırel’in bu çelişkiyi öncelikle kamuoyuna açıklaması gerekmektedir.

"TÜRK ADALETİNE GÜVENDİĞİMİZİ VE ORTAYA ÇIKACAK HUKUKİ SONUCA SAYGI DUYACAĞIMIZI AÇIKÇA BEYAN ETMİŞİZDİR"

İkinci ve en az bunun kadar önemli olan husus, Sayın Ağırel’in televizyon yayınlarında Türk yargısına yönelik kullandığı dil ve takındığı tavırdır.

Ben ve 25 yıl Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı yapmış olan babam İbrahim Melih Gökçek, devam eden soruşturmaya zarar vermemek adına soruşturmanın esasına ilişkin herhangi bir açıklama yapmaktan özellikle kaçınmış; Türk adaletine güvendiğimizi ve ortaya çıkacak hukuki sonuca saygı duyacağımızı açıkça beyan etmişizdir.

Buna rağmen Sayın Murat Ağırel, babamın ifadesinin alınmasının ardından serbest bırakılmasını gerekçe göstererek Cumhuriyet Başsavcılığını ve yargı mekanizmasını zan altında bırakmakta, kamuoyunda adalete yönelik şüphe üretmeye çalışmaktadır.

“ŞİMDİ NEDEN SAVCILIĞI VE YARGI MEKANİZMASINI HEDEF ALIYORSUNUZ?”

Buradan Sayın Murat Ağırel’e açıkça soruyorum:

Devam eden bir soruşturmada Cumhuriyet Başsavcılığının tesis ettiği hukuki işlemler üzerinden Türk adaletini suçlama ve kamuoyunda şüphe uyandırma hakkını kendinizde nasıl görüyorsunuz?

Kamuoyu önünde günlerce “İbrahim Melih Gökçek” dedikten sonra savcılık ifadenizde İbrahim Melih Gökçek’in ismini neden zikretmediğinizi açıklamak yerine, şimdi neden savcılığı ve yargı mekanizmasını hedef alıyorsunuz?

Siz kim oluyorsun da Türk adaletinin yerine kendinizi koyup, devam eden bir soruşturma hakkında yargı makamlarına talimat verircesine konuşma hakkını kendinizde buluyorsunuz?

Adalet kişilere göre değişmez.

Adalet makamlara göre değişmez.

Adalet, bir gazetecinin veya bir siyasetçinin beklentisine göre şekillenmez.

Biz Türk adaletine güveniyoruz. Soruşturmanın sonucunu sükûnetle ve hukuka bağlılık içinde bekliyoruz.

Bu açıklamalarımı ispatlamak amacıyla, savcılıkta İbrahim Melih Gökçek’in ismini tek kelime dahi zikretmeyen; buna rağmen yaptığı yayında kendisini suçlamaya devam eden, Türk adaletine parmak sallayan ve kendisini hukukun üstünde gören Murat Ağırel’in videosunu izlemenizi rica ediyorum.

MURAT AĞIREL’DEN YANIT GECİKMEDİ
Osman Gökçek’in sözlerinin ardından Murat Ağırel sosyal medya hesabından uzun bir açıklama yayımladı.

Ağırel, kendisine yönelik “yargıyı etkileme” suçlamasını reddederken, Osman Gökçek’e soruşturma dosyasındaki ifadesine ilişkin bilgilere nasıl ulaştığını sordu.

Ağırel, “Benim Cumhuriyet Başsavcı Vekili ile ne konuştuğumu nereden biliyorsunuz? Savcılıkta ne ifade verdiğimi, hangi konuda kaç kez ifade verdiğimi nereden biliyorsunuz? Soruşturma dosyasının tarafı mısınız? Dosyaya erişiminiz mi var?” ifadelerini kullandı.

Ağırel şunları söyledi:

“BU PARANIN KAYNAĞI NEDİR?”

Sanırım istediğiniz algıyı oluşturamadınız. FETÖ kumpas davalarını destekleyen, o süreçlerin tetikçileri, “Cemaat” kardeşliği yeterli olmadı anlaşılan; sen doğrudan yazmak zorunda kaldın. Bu kez hedefiniz ne? Beni “yargıyı etkilemeye çalışmakla” suçlayarak asıl soruları örtmek mi? Benim Cumhuriyet Başsavcı Vekili ile ne konuştuğumu nereden biliyorsunuz? Savcılıkta ne ifade verdiğimi, hangi konuda kaç kez ifade verdiğimi nereden biliyorsunuz?Soruşturma dosyasının tarafı mısınız? Dosyaya erişiminiz mi var? Bu panik, bu telaş neden? Ben günlerdir tek ve son derece açık bir soru soruyorum: Bu paranın kaynağı nedir? Bu soruya cevap veremiyorsunuz. Önce “yalan” dediniz. Sonra tetikçiler vasıtasıyla “BND” dediniz. Gazetecileri arayıp onlara da söyletmeye çalıştınız. Tutmadı… Ardından “evet ama…” demeye başladınız.

“BELGELERİ TARTIŞMAK YERİNE BENİ TARTIŞIYORSUNUZ”

Şimdi ise ortaya koyduğum belgeler için “Böyle bir yer yok”, “Narlıdere’de yok”, “Çeşme’de yok”, “Almanya’da yok”, “Bu belgeler gerçek değil” diyemediğiniz için yine aynı kaçış yöntemine başvuruyorsunuz. Belgeleri tartışmak yerine beni tartışmaya açıyorsunuz. Sorulara cevap vermek yerine yeni bir algı operasyonu yürütüyorsunuz. Kusura bakmayın, bu yöntem artık işlemiyor. Çünkü ortada nal gibi belgeler var. Kayıtlar var. Şirketler var. Taşınmazlar var. Milyonlarca Euro para hareketleri var. Yerli, milliyiz deyip millete gaz verip “Ey Avrupa” diyorsunuz ama gidip vatandaşlık alabilmek için milyon Euro’ları Almanya’ya yatırıyorsunuz. Daha önce yayımladığım kitaplarda ortaya koyduğum iddialar ve belgeler karşısında da aynı yöntemi izlediniz.Kitabın içeriğini tartışamadınız. Tek bir satırını dahi somut biçimde çürütemediniz. Bunun yerine algı oluşturmaya çalıştınız. FETÖ kumpas davalarının tetikçisi, mahkemede tanıklık yapan ve o süreçleri kitaplaştıran kişilerle Beyaz TV’de hakkımda haftalarca yayınlar yaptınız. Evimin bulunduğu sokağa, iş adresime ve medya kuruluşlarının bulunduğu yerlere kuryelerle hakkımda hazırlanan kitapçıklar dağıttınız. Dolayısıyla bugün yaptığınız yeni değil. Aynı yöntem. Aynı refleks. Aynı kaçış. Melih Gökçek, siz ve Ahmet Gökçek hakkında iki kitap yazdım.Sizden mi çekineceğim? Ahmet Gökçek’i anlatırken Mahmut’un oğlu mu diyeceğim. Melih Gökçek ve sizden mi korkacağım :) Komik. Yaklaşık sekiz yıldır Gökçek ailesiyle ilgili haberler, belgeler ve dosyalar yayımlıyorum. Bugün başlamadım. Bugün de bitirmeyeceğim.

“BUNUN ADI YARGIYA MÜDAHALE DEĞİL, GAZETECİLİKTİR”

Yazdığım bir bilgi yanlışsa belgesiyle çürütün. YAPAMAZSINIZ. Ben savcı değilim. Hâkim değilim. Kimsenin tutuklanmasına ya da serbest bırakılmasına karar vermem. Yargı makamlarına talimat verme yetkim yoktur; böyle bir iddiam da hiçbir zaman olmadı. Ama gazeteci olarak yapılan işlemleri sorgulamak benim görevimdir. Doğru bulduğum işlemi desteklerim. Eksik veya yanlış bulduğumu eleştiririm. Kamuoyunun bilmesi gereken soruları sorarım. Bunun adı yargıya müdahale değil, gazeteciliktir. Asıl yargıyı etkilemeye çalışan, soruşturmanın içeriğini bilmeden benim ifadem hakkında hüküm kuran ,kamuoyuna yön vermeye çalışan sizsiniz. Şimdi benim hangi yayında ne söylediğimi tartışacağınıza, o yayınları delikanlı gibi eksiksiz yayımlayın.Korkmayın. Ben yayımlıyorum.

“SİZ HEPİNİZ, BEN TEKİM”

İlk televizyon programı, ilk yazım orada. Sonraki açıklamalarım orada. Hepsi kayıt altında. Kim ne zaman ne demiş, kim neyi inkâr etmiş, kim daha sonra hangi noktaya gelmiş; kamuoyu tamamını görsün. Çünkü benim saklayacak bir sözüm de belgem de yok. Sizin kurmaya çalıştığınız algı da, sosyal medya trolleriniz de, sözcülüğünü üstlenen tetikçi gazetecileriniz de beni susturamaz. Siz hepiniz, ben tekim. Hodri meydan. Ve tekrar soruyorum: Abinizin Çeşme’deki ,Narlıdere’deki dev malikanesinin, Almanya’da milyonlarca Euro ya alınan apartmanının kaynağı nedir?

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Güncel Haberleri